DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Şâh-ı Âlemsin Melâhat Bârigâhındır Senin
Şiir · 17. yüzyıl

Şâh-ı Âlemsin Melâhat Bârigâhındır Senin

Sevgili güzellik ülkesinin hükümdarı ve mutluluk çadırının sahibi olarak övülür. Şair onun bakışını bağıştan üstün sayar; sonunda kırık gönlünü onarmasını ister ve kendisinin suçsuz kulu Ömer’i ateşe atmaması için yalvarır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Şâh-ı âlemsin melâhat bârigâhındır senin

    Sâye-i evc-i saâdet haymegâhındır senin

    1Sen âlemin hükümdarısın; güzellik senin sarayındır.

    2Mutluluğun doruğundaki gölge senin çadırındır.

    Güzellik saray, sevgili de âlemin şahı olarak kurulur. Mutluluğun doruğundaki gölge ve çadır imgeleri onun koruyucu hükümranlığını gösterir; âşık yalnız güzel bir yüz değil, içine sığınılacak bir iktidar tasarlar.

  2. 2

    Mukbil-i mihr-i felek zeyn-i külâhındır senin

    Mâh-ı gerdun bende-i bîiştibâhındır senin

    1Feleğin güneşi talihinin süsüdür.

    2Gökteki ay, hiç kuşkusuz senin kulundur.

    Güneşin talih süsü, ayın da sevgilinin kulu olması gök cisimlerini hiyerarşide aşağı indirir. Böylece yüzün parlaklığı doğayla karşılaştırılmaz; doğanın kendisi sevgilinin hizmetine verilerek üstünlük ilan edilir.

  3. 3

    Sende hatmetti kemâl-i kudretini

    Sûretin nakşına bir vechile olmaz

    1Yok olmayan Allah, kudretinin olgunluğunu sende tamamladı.

    2Yüzünün yaratılışı hakkında hiçbir söz ve tartışma olamaz.

    İlahî kudretin olgunluğunu sevgilide tamamlaması, güzelliğe tartışılmaz köken sağlar. “Kîl ü kal”ın imkânsızlığı, yüzün yaratılışı karşısında eleştiri ve sözün sustuğunu anlatır.

  4. 4

    Ey şikâr-ı dil senin bâzunda bâz-ı i’tidâl

    Evcgâh-ı câh-ı rif’at cilvegâhındır senin

    1Ey gönül avı, dengeli doğan kuşu senin kolundadır.

    2Yüksek makamın doruğu senin gezinti yerindir.

    Gönül av, sevgilinin kolundaki dengeli doğan ise bakıştır. Yüksek makamın doruğunun gezinti yeri olması, avcılıkla hükümdarlığı birleştirir; sevgili hem gönlü yakalar hem bulunduğu yeri şereflendirir.

  5. 5

    Dâimâ devletle var ol şânın eyle nâmdâr

    Hak hatâlardan emîn etsün seni ey şehsüvâr

    1Devletinle hep var ol, şanını ünle duyur.

    2Hak seni hatalardan korusun, ey yiğit binici.

    Şair sevgilinin devlet ve şanla yaşamasını diler, ardından Allah’tan onu hatalardan korumasını ister. Övgü, kusursuzluk iddiasının yanında koruyucu bir duaya dönüşür; âşık kendine değil sevdiğine esenlik talep eder.

  6. 6

    Fenn-i hikmetle kemend-i tab’ına olmaz karâr

    Sahn-ı sahrâ-yi selâmet şâhırâhındır senin

    1Hikmet sanatında yaradılışının kementi durulmaz.

    2Esenlik kırlarının ana yolu senindir.

    Yaradılışın kementinin durmaması sevgilinin etkisinin sürekli genişlediğini gösterir. Esenlik kırlarının ana yolu ona aitken, âşığın güvenliğe ulaşması da bu hükümran kişinin merhametine bağlanır.

  7. 7

    Ârzû-yi şefkatin kılsa dili şeydâ nola

    Kuluna irse âyâ nola

    1Gönül senin şefkatini arzulayıp çılgına dönse şaşılır mı?

    2Bağışın ve yardımın kuluna erişse şaşılır mı?

    Şefkat arzusu gönlü çılgına çevirir; kul için beklenen bağış büyük ama imkânsız değildir. Şair “nola” tekrarlarıyla talebini küçültür, sevgilinin küçük bir himmetinin bile kendisi için olağanüstü sonuç vereceğini söyler.

  8. 8

    Mürde ihyâ eylediyse nutkile Îsâ nola

    Sen müsellemsin ki bahşiş yok nigâhındır senin

    1İsa sözüyle ölüyü dirilttiyse bunda ne var?

    2Sen üstünsün; çünkü bakışının kendisi bağıştır.

    İsa’nın sözü ölüyü diriltir; sevgilinin bakışı ise bağışın kendisidir. Bu karşılaştırma konuşmadan bile hayat verebilen gözün gücünü büyütür ve âşığın neden yalnız bir nazara muhtaç olduğunu açıklar.

  9. 9

    Ey melâhat mülkünün Dârâ-yi sâhib hâtemi

    tarheder şevki ve şevkın mâtemi

    1Ey güzellik ülkesinin mühür sahibi hükümdarı,

    2kırgınlığın neşeyi, neşen de matemi uzaklaştırır.

    Güzellik ülkesinin Dârâ’sı ve mühür sahibi sevgili, siyasi yetkiyle tanımlanır. Onun kırgınlığı sevinci, sevinci matemi uzaklaştırır; âşığın duygu iklimi bütünüyle hükümdarın tavrına bağlıdır.

  10. 10

    Hâtırım yıkma ki vallâhi yıkarsın âlemi

    Odlara yakma Ömer bir bîgünâhındır senin

    1Gönlümü yıkma; vallahi bütün âlemi yıkarsın.

    2Suçsuz kulun Ömer’i ateşlere atma.

    Gönlün yıkılması bütün âlemin yıkılmasıyla eşitlenir. Ömer kendisini suçsuz kul diye sunup ateşten korunmayı ister; şiir görkemli övgüden kişisel ve savunmasız bir merhamet çağrısına iner.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.474; görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer baskısındaki 474 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla, harfi harfine korunmuştur. Kaynak sürümü: ergun1936-n474-8D545D137607.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirŞâh-ı encüm çekti gök meydânına asker giceÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

bârigâh

Sarayındır, yüce otağındır.

kîl ü kal

Söz ve tartışma.

bîgünâh

Suçsuz kulundur.

Lâyezâl

Varlığı sona ermeyen Allah.

atâ vü himmetin

Bağışın ve yardımın.

İnkisârın

Kırgınlığın.