DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Şâh-ı encüm çekti gök meydânına asker gice
Şiir · 17. yüzyıl

Şâh-ı encüm çekti gök meydânına asker gice

Gece, yıldızların şahının gök meydanına asker çıkardığı savaş sahnesi gibi kurulur; yeni ay hançer, şafak kan ve yıldızlar fener olur. Ayın dünya gezisi, İskender’in karanlığa yürüyüşüyle ilişkilendirilir. Konuşan sevgili hayaliyle bekleyiş yoluna gözlerini koyar, Ve’l-Leyl suresini okur. Son bölümde Ömer, dünyanın süsü sevgilinin onu bulup gece hâlini sormasını umar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    çekti gök meydânına asker gice

    Kıldı sahn-ı âsümânı pür zer ü zîver gice

    1Yıldızların şahı gece gök meydanına asker çıkardı.

    2Gece, gökyüzünü altın ve süsle doldurdu.

    Yıldızların şahı gök meydanına asker çıkarınca gece bir savaş sahnesine dönüşür. Altın ve süsle dolan gökyüzü, yıldız ışıklarını hem ordu hem mücevher olarak görmeyi sağlar.

  2. 2

    Geçti rûzun devri gaflette getürüp ser gice

    Âfitâb ardınca çeküb hançer gice

    1Gündüzün devri geçti; gece gaflet içinde baş gösterdi.

    2Yeni ay, güneşin ardından hançerini çekti.

    Gündüzün devri biterken gece gaflet içinde baş gösterir; zaman değişimi iktidar değişimi gibi anlatılır. Yeni ayın güneş ardından hançer çekmesi, gökteki ardışıklığı saldırı hareketine çevirir.

  3. 3

    itti şafak sanma görünen her gice

    Azmi var mâhın yine kasdı meğer seyr-i cihan

    1Her gece görüneni şafak sanma; onu kana boğdu.

    2Ay yine dünyayı gezmeye niyetlenmiş olmalı.

    Şafak sanılan kızıllık kana boğulma görüntüsüyle yeniden yorumlanır. Ayın dünya gezisine niyetlenmesi ise savaşın ardından göksel hareketi bir yolculuk tasarısına bağlar.

  4. 4

    Giydi altun tığını ol âsümânî

    İns ü cin hûrî melek oldu yatağından nihan

    1O göksel gece yolcusu altın kılıcını kuşandı.

    2İnsan, cin, huri ve melek yatağından gizlendi.

    Göksel gece yolcusu altın kılıcını kuşanırken insanlar, cinler, huriler ve melekler yataklarına gizlenir. Tek yolcunun görünürlüğü, bütün canlı ve kutsal varlıkların çekilişiyle büyütülür.

  5. 5

    Encümün sanman meğer İskender-i devr-i zaman

    Zulmete azm etmeğe fânus yakar yer yer gice

    1Yıldızlar sanma; çağın İskender’i sanki

    2Karanlığa yürümek için gece yer yer fener yakar.

    Yıldızların çağın İskender’i tarafından yakılmış fenerler gibi düşünülmesi, gece göğünü karanlık ülkeye yapılan sefere çevirir. Işık noktaları böylece yön gösteren askerî araçlar olur.

  6. 6

    Rûz ü şeb aşk-ı hayâlinle bu sevdâya uyup

    Çeşm-i zârı üzre koyup

    1Gece gündüz hayaline duyduğum aşkla bu sevdaya uyup

    2Ağlayan gözlerimi bekleyişin ana yoluna koyup

    Konuşan gece gündüz sevgilinin hayaline duyduğu aşkla sevdaya uyar; iyelik yönü “aşkının hayali” diye ters çevrilmez. Ağlayan gözlerin bekleyiş yoluna konması, duyguyu uzun bir nöbete dönüştürür.

  7. 7

    Fitnesi çok yaşlı bir şahhâre olduğun bilüp

    Şol kara saçın hayâliyle bu şeb gözün yumup

    1Çok fitneli, yaşlı bir fettan olduğunu bilerek

    2Bu gece o kara saçın hayaliyle gözünü kapatıp

    Sevgilinin hayali çok fitneli yaşlı bir fettan olarak tanınır; buna rağmen kara saç düşüncesiyle göz kapanır. Bilme ile teslim olma arasındaki çelişki, gecenin gönüllü tuzağını kurar.

  8. 8

    Sûre-i Velleyl okuyup eylerim ezber gice

    Ey Ömer âsûde kılmazsa ne gam sevdâ seni

    1Geceleyin Ve’l-Leyl suresini okuyup ezberlerim.

    2Ey Ömer, sevda seni rahat bırakmazsa bunda ne gam var?

    Ve’l-Leyl suresini gece ezberlemek, göksel tasviri dinî bir gece okumasına bağlar. Ömer’e yöneltilen soru, sevdanın huzur vermemesini beklenen ve kabullenilmiş bir bedel sayar.

  9. 9

    Unudur zannetme ol şûh-i cihan ârâ seni

    Kande varsan arayup izler ider peydâ seni

    1Dünyayı süsleyen o güzelin seni unutacağını sanma.

    2Nereye gitsen seni arayıp izini bulur.

    Dünyayı süsleyen güzelin unutmayacağı sözü teselli verir. Nereye gidilirse gidilsin iz sürüp bulacağı düşüncesi, önceki birimlerde arayan âşığın rolünü sevgiliye geçirir.

  10. 10

    Şem’ anın hicran şebinde komayup tenhâ seni

    Gele hâlim sora şâyed ol gice

    1Onun ayrılık gecesinde mum seni yalnız bırakmaz.

    2Belki o parlak ay yüzlü sevgili gece gelip hâlimi sorar.

    Ayrılık gecesindeki mum, konuşanı yalnız bırakmayan tek eşlikçidir. Parlak ay yüzlü sevgilinin gelip hâli sorması “şâyed” ile ihtimal olarak kalır; şiir kesin kavuşma değil umutla kapanır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.600 gövdesinde “Ey Ömer âsûde kılmazsa ne gam sevdâ seni” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n600-9805E6A1EBE1. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.600, PDF 462; 10 birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirŞâh-ı nevrûz eyledi dehri muattar bir yanaÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Şâh-ı encüm

Yıldızların şahı.

sahn-ı âsümân

Gökyüzü meydanı.

mâh-ı nev

Yeni ay.

gark-ı hûn

Kana boğulmuş.

şebrevan

Gece yolcusu.

zulmet

Karanlık.

şâhrâh-ı intizâr

Bekleyiş yolu.

meh-i enver

Parlak ay yüzlü sevgili.