DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Şâh-ı nevrûz eyledi dehri muattar bir yana
Şiir · 17. yüzyıl

Şâh-ı nevrûz eyledi dehri muattar bir yana

Nevruz dünyayı kokuyla doldurup güzelleri kır gezisine çıkarırken konuşan sevgilisiz huzura kavuşamaz; tek sevgili bütün güzellerden üstün tutulur. Tatlı söz ve nazlı yürüyüş anlatılamaz, serviyle çam geride kalır. Keskin bakış cana kasteder, ayrılık yükü boyu büker; Ömer’in yorgunluğu son bölümde ay, yıldız ve güneş karşılaştırmasına açılır. Yirmi beşinci dize tek satırlık son birim olarak korunur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    eyledi dehri bir yana

    Dilrübâlar kıldılar her bir yana

    1Nevruz şahı dünyayı bir yandan güzel kokularla doldurdu.

    2Güzeller kır gezisine çıkıp her yana dağıldı.

    Nevruz şahının dünyayı kokutması baharı hükümdar gibi sahneye çıkarır. Güzellerin kır gezisine her yana dağılması, mevsim değişimini toplumsal ve hareketli bir manzaraya dönüştürür.

  2. 2

    Çıkmadı sensiz dil-i âsûde server bir yana

    Yalınız bir yana sen olsan güzeller bir yana

    1Sensiz huzurlu gönül bir yana çıkmadı; ‘server’ sözünün bağı açık değildir.

    2Bir yanda yalnız sen olsan, öbür yanda bütün güzeller olsa.

    Sensiz huzurlu gönlün bir yana çıkmaması kapalı dizimini korur; “server”in bağı kesinleştirilmez. Ardından tek sevgiliyle bütün güzeller iki yana konur ve üstünlük karşılaştırması hazırlanır.

  3. 3

    Gayra bakmam gelse hep âlem serâser bir yana

    Nutka geldikçe şirin güftârının tefhîmini

    1Bütün dünya bir yana gelse de başkasına bakmam.

    2Tatlı sözlerin dile geldikçe onları anlatmayı

    Bütün âlem karşı tarafa geçse de konuşan başkasına bakmayacağını söyler. İkinci dize sevgilinin tatlı sözlerini anlatma girişimini başlatır ve yüklemini sonraki birime erteleyerek akışı taşır.

  4. 4

    Ehl-i diller edemez âciz kalur taksîmini

    Kimini hayran kılup sevdâya saldın kimini

    1Gönül ehli tatlı sözlerini anlatamaz; ‘taksîmini’ sözünün bağı açık değildir.

    2Kimini hayran edip kimini sevdaya saldın.

    Önceki birimde açılan tatlı sözleri anlatma işi, gönül ehlinin aciz kalmasıyla tamamlanır; “taksîmini”nin kapalı bağı ayrıca korunur. Sevgilinin kimi hayran, kimi sevdalı etmesi bu sözsel gücün sonucudur.

  5. 5

    Almağ içün şîve-i reftârının ta’lîmini

    Gitti tûbâ bir yana serv ü bir yana

    1Nazlı yürüyüşünün dersini almak için

    2Tuba ağacı bir yana, serviyle çam bir yana çekildi.

    Tuba, servi ve çam sevgilinin nazlı yürüyüşünden ders almak için bir araya gelir. Sonra hepsinin bir yana çekilmesi, doğanın ölçü kabul edilen ağaçlarını sevgilinin hareketi karşısında geriletir.

  6. 6

    San beni koymaz varup dâd eyleyim sultânıma

    Acıyup insâf edüp şâyed görüp efganıma

    1San beni bırakmıyor; varıp sultanıma şikâyet edeyim.

    2Belki acıyıp insaf eder, feryadımı görür.

    Sanı konuşanı bırakmadığı için sultanına şikâyete gitmek ister. İnsaf ve feryadı görme ihtimali “şâyed” ile sınırlıdır; sevgilinin acıyacağı kesin bir sonuç gibi sunulmaz.

  7. 7

    Fitneler tahrik edüp kasd eylemişler cânıma

    Hey efendim göz göre girmek dilerler kanıma

    1Fitneler çıkarıp canıma kastetmişler.

    2Efendim, göz göre göre kanıma girmek istiyorlar.

    Fitnelerin cana kastetmesi tehlikeyi çoğul ve hareketli kılar. “Göz göre göre kanıma girmek” sözü, efendiye doğrudan hitapla tehdidi görünür ve yakın bir saldırıya çevirir.

  8. 8

    Bir yanadan hançer bir yana

    Ben efendim kendime gör kim niçe hâle eyledim

    1Bir yanda keskin yan bakış, bir yanda hançer var.

    2Efendim, kendimi nasıl bir hâle getirdiğime bak.

    Keskin yan bakış ile hançer iki ayrı yana yerleştirilir; bakışın yaralayıcılığı silah ölçüsünde somutlaşır. Konuşanın kendine yaptığı hâli efendisine göstermesi, şikâyeti öz-eleştiriyle birleştirir.

  9. 9

    Firkatin nârına yaktım cismimi kal eyledim

    Bâr-ı hecrinle elif kaddim büküp dâl eyledim

    1Ayrılık ateşinde bedenimi yakıp eritme potasına çevirdim.

    2Ayrılık yükünle elif gibi boyumu büküp dal harfine çevirdim.

    Beden ayrılık ateşinde eritme potasına çevrilir, elif gibi düz boy da ayrılık yüküyle dal biçiminde bükülür. Ateş ve yazı imgeleri aynı fiziksel çöküşü iki farklı maddede gösterir.

  10. 10

    İştîyâkım nağmesin vasliyle irsâl eyledim

    Mürg-ı dil bir yana per açtı kebûter bir yana

    1Özlemimin ezgisini kavuşmayla gönderdim.

    2Gönül kuşu bir yana, güvercin başka bir yana kanat açtı.

    Özlem ezgiye dönüştürülüp kavuşmayla gönderilir; dizede olmayan bir dilek anlamı eklenmez. Gönül kuşu ile güvercinin ayrı yönlere uçması, bu iletinin dağılma hareketini göğe taşır.

  11. 11

    Der ki bu Âşık Ömer çektim yolunda çok teab

    Ey melek mûnis m’olursun âdeme sen bî sebeb

    1Bu Âşık Ömer der ki: Yolunda çok yorgunluk çektim.

    2Ey melek, insana sebepsiz yere yoldaş olur musun?

    Mahlaslı konuşan sevgilinin yolunda çektiği yorgunluğu doğrudan bildirir. Sevgiliye “melek” diye seslenip sebepsiz yoldaşlık sorulması, yakınlık umudunu bir soru sınırında tutar.

  12. 12

    Devr edüp seyyârelerle heft semâ rûz ü şep

    -ı cihan ârâyı eylerler taleb

    1Gezegenlerle birlikte yedi göğü gece gündüz dolaşıp

    2Dünyayı süsleyen talih yıldızını ararlar.

    Gezegenler yedi göğü gece gündüz dolaşırken dünyanın süsü olan talih yıldızını arar. Kozmik devinim, sevgiliyi tek bir yıldıza benzetmekten öte bütün göğün aradığı merkez yapar.

  13. 13

    Mâh ü encüm bir yana hurşîd-i enver bir yana

    1Ay ve yıldızlar bir yana, parlak güneş bir yana.

    Tek satırlık kapanış ay ve yıldızların tamamını bir yana, parlak güneşi öbür yana koyar. Şiir boyunca yinelenen karşılaştırma düzeni en geniş göksel ölçekte ve eksiltisiz final dizesiyle tamamlanır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.596 gövdesinde “Der ki bu Âşık Ömer çektim yolunda çok teab” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n596-6C1487A71E98. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.596, PDF 458; 13 birim/25 dize; son birim tek dizedir ve basılı final satırı korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirŞâhin gözlüm kasdın mı var canımaÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Şâh-ı nevrûz

Nevruz şahı, baharın gelişi.

muattar

Güzel kokulu.

seyr-i sahrâ

Kır gezisi.

tefhîm

Anlatma, kavratma.

sanevber

Çam ağacı.

gamze-i sertîz

Keskin yan bakış.

bâr-ı hecr

Ayrılık yükü.

kevkeb-i baht

Talih yıldızı.