DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Sâhib-kemâl ü irfân ya'ni cenâb-ı Sabrî
Manzume · 19. yüzyıl

Sâhib-kemâl ü irfân ya'ni cenâb-ı Sabrî

Sabrî adlı bir beyin oğlunun doğumu için yazılmış musammat tarih manzumesi. Yedi beyit babayı över ve dua eder; son beyitteki tarih mısraı ebced değeriyle yılı verirken çocuğun adını da ilk kez söyler. Kaynak manzumenin altına “Sene 1283” notunu düşmüştür.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Sâhib-kemâl ü irfân ya'ni cenâb-ı Sabrî

    Zâtı senâya şâyân etvârı medhe

    1Kemâl ve irfan sahibi, yani Sabrî Efendi —

    2zâtı övülmeye değer, tavırları methe en uygundur.

    Manzume övgüyle açılıyor ve övülenin adı hemen ilk dizede veriliyor. İki mısra işi bölüşüyor: biri zâtı, öteki etvârı yani tavırları övüyor. Kalıp musammat — her ilk mısraın ortasında da bir kafiye var, ikinci mısralar ise baştan sona “-ak” ile bağlanıyor.

  2. 2

    Bir -i pür-hünerdir hûş-zât ü pâk-eserdir

    Ahlâkı mu'teberdir yoktur nazîri mutlak

    1Hüner dolu bir beydir; akıllı yaratılışlı, eseri temizdir;

    2ahlâkı itibarlıdır, mutlak olarak benzeri yoktur.

    Övgü sıfat sıralamasıyla ilerliyor: hünerli, akıllı, eseri temiz. “Nazîri mutlak” yoktur demek benzersizlik iddiasını sınırsızlaştırıyor. İlk mısraın ortasındaki iç kafiye, tarih manzumelerinin şarkıya yakın ses düzenini bu beyitte en açık gösteriyor.

  3. 3

    Rind-i hakîm-meşreb dindâr u pâk-mezheb

    Mişvârı hâsılı hep kânûn-ı akla

    1Filozof mizaçlı bir rinddir; dindar ve mezhebi temizdir;

    2kısacası bütün gidişi akıl kanununa en uygundur.

    Beyit rindliği dindarlıkla yan yana koyuyor ve ikisini akıl kanununda birleştiriyor: Tanzimat kuşağının en sevdiği uzlaşma. “Hakîm-meşreb” filozof mizaçlı, “evfak” en uygun demek. Kaynakta bu beytin ilk mısraı kalıba göre iki hece eksik dizilmiş, tamamlanmadan bırakıldı.

  4. 4

    Efkârı mu'tedildir mecbûr-ı ehl-i dildir

    İndinde iş degildir cühhâli sevmek ancak

    1Fikirleri ölçülüdür, gönül ehline bağlıdır;

    2cahilleri sevmek onun katında iş sayılmaz.

    Ölçülülük övgüsü burada bir tercihe bağlanıyor: ehl-i dile mecburiyet, cühhâle mesafe. İkinci mısra hükmü olumsuzlayarak veriyor — cahilleri sevmek onun indinde bir iş değil. Övgü böylece niteliklerin değil, seçmelerin listesi hâline geliyor.

  5. 5

    Bir -i pâki ihsân etti o zâta Yezdân

    Lütfıyla ide heran teksîrine muvaffak

    1Allah o kişiye temiz bir evlât ihsan etti;

    2lütfuyla her an onun çoğalmasını da başarılı kılsın.

    Manzumenin konusu ancak beşinci beyitte açılıyor: bir çocuk doğmuştur. “Necl-i pâk” temiz soy demek ve çocuk bir ihsan olarak anılıyor. İkinci mısra dileği çoğaltmaya bağlıyor — “teksîr”, yani nesli artırmak; dua tek çocukla yetinmeye razı olmuyor.

  6. 6

    Kıymette tâc-ı keydir insân onunla hayydır

    Dünyâda başka şeydir evlâda mâlik olmak

    1Kıymette bir hükümdar tacıdır, insan onunla diridir;

    2dünyada evlât sahibi olmak başka bir şeydir.

    Beyit evlâdı bir taç, hatta hayatın şartı sayıyor: insan onunla diridir. “Tâc-ı key” eski İran hükümdarlarının tacı demek, yani saltanat işareti. İkinci mısra bunu dünyadaki her başka mülkten ayırarak babalığı sıradan bir sahiplikten çıkarıyor.

  7. 7

    Kılsın hemân bâ-izz ü şân-ı evfer

    Bu tıfl ile berâber ol mîre aklı Hak

    1Hak, bol izzet ve şânla hemen uzun ömürlü kılsın;

    2bu çocukla beraber o beyi de öyle kılsın.

    Dua doruğa çıkıyor: uzun ömür, artan izzet ve şân; dilek çocukla babayı bir arada tutmayı istiyor. Kaynakta ikinci mısra kalıba göre bir hece eksik ve “ol mîre aklı Hak” dizgisi bozuk görünüyor; kelime tamamlanmadığı için okunuşu kesin değil.

  8. 8

    Nâ-çâr eyler Ekrem tâ'rîhime cihân reşk

    Verdi Hüseyn-i sıdkı bezm-i şühûda

    1Ekrem, âlemi ister istemez tarihime gıpta ettirir:

    2“Hüseyn-i sıdkı, şühûd meclisine parlaklık verdi.”

    Son beyit tarih düşürme sanatını ilan ediyor: âlem bu tarihe çaresiz gıptayla bakacaktır. Tarih mısraı ikinci dizedir ve çocuğun adını ancak orada söylüyor — Hüseyn. Kaynak manzumenin altına “Sene 1283” notunu düşerek mısraın ebced değerini gösteriyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142798 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın kitap içindeki adı “Nağme-i Seher/ak uyaklı Târîh-i Velâdet”tir — uyağa bakan bir fihrist maddesi — künye matla mısraından kuruldu. Metne alınmayanlar: baştaki “Tarihler” bölüm adı, “Târih-i velâdet” başlık tekrarı ve sondaki “Sene 1283” satırı; bu son satır tarih mısraının verdiği yılı gösterdiği için yorumda anıldı. Böylece on altı dize sekiz beyit olarak kaldı. Üçüncü beytin ilk mısraı kalıba göre iki hece, yedinci beytin ikinci mısraı bir hece eksik dizilmiş ve aynı mısradaki “ol mîre aklı Hak” dizgisi bozuk görünüyor; hiçbiri tamamlanmadı. Mahlas kaynakta “* Ekrem *” biçiminde yıldızlı ve boşluklu; yıldızlarla birlikte açtıkları fazla boşluk atıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSalt ben idim zâ'id olan çünkü aradaRecaizade Mahmut Ekrem · Şarkı

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

elyak

En uygun, en yakışan

mîr

Bey, emir

mişvâr

Gidiş, davranış tarzı

evfak

En uygun, en denk

cühhâl

Cahiller

necl

Soy, evlât

mu'ammer

Uzun ömürlü

revnak

Parlaklık, süs