Târîh-i Şâdurvân-ı Câmi‘-i Zîbâ-yı Ali Paşa
Ali Paşa'nın cami şadırvanı, suyla hayır bahçesini yeşerten ve camiye yeni güzellik kazandıran eser olarak 1148'de övülür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
ǾAli Paşa-yı verāset-ķıymet
ǾĀlemüñ ahvāline idüp nažar
1Hayırların sahibi, soyu değerli Ali Paşa,
2dünyanın durumlarına dikkatle baktı.
- 2
aĥsen gördi ol źāt-ı şerįf
eyledi lûŧf-ı şeh-i devrān-ile
1O saygın kişi hayır yolunu en güzel yol bildi;
2devrin hükümdarının lütfuyla bütün imkânını harcadı.
Hayır bir vadi, yani içine girilecek bir yol olarak imgelenir ve seçim ‘ahsen gördi’ ile bir değerlendirmenin sonucu olur. İkinci dize harcamanın kaynağını açık eder: paşanın imkânı devrin hükümdarının lütfuna dayanır, cömertlik himayeyle birlikte anılır.
- 3
Böyle ħayrāta muvaffaķ oldı lûŧfıyla anuñ
Reşk ider ħākān-ı Çįn sulŧān-ı Hindistān-ile
1Onun lütfuyla böyle hayırlara erişti;
2Çin hakanıyla Hindistan sultanı bile imrenir.
Beyit ölçeği birden büyütür: karşılaştırma yerel çevreden Çin hakanı ile Hindistan sultanına taşınır. Uzak doğunun iki hükümdarı imrenen taraf yapılınca bir hayrat, cihan çapında bir zenginlik gösterisiyle aynı terazide tartılmış olur.
- 4
Ol şeh-i Ǿādil ki miŝli gelmemişdür Ǿāleme
Ĥıfž ide Mevlā ħaŧādan lûŧfını erzān-ile
1Âleme benzeri gelmemiş o adaletli hükümdarı,
2Tanrı bol lütfuyla hatadan korusun.
Beyit paşayı bırakıp hükümdara döner ve övgüyü benzersizlik iddiasına yükseltir. Ardından gelen dua bu yüksekliği dengeler: korunması istenen şey hatadır. En âdil sayılan kişi bile yanılabilir kabul edilir ve koruma, lütfun bolluğuna bırakılır.
- 5
oldı bį-şübhe o źāt-ı muĥterem
Daħį çok ħayra muvaffaķ ola Ǿizz ü şān-ile
1O saygın kişi şüphesiz hayrın kaynağı oldu;
2şeref ve şanla daha çok hayra erişsin.
‘Menba‘ sözcüğü manzumenin su konusuyla iyiliği tek imgede birleştirir: hayır bir kaynaktan akar. ‘Bî-şübhe’ ile hüküm kesinleştirilirken ikinci dize kapıyı açık bırakır — yapılan iş bir son değil, gelecek hayırların ilki sayılır.
- 6
Su virüp gül-zār-ı ħayrātını eyledi
Böyle bünyād eyledi Ǿirfān-ile
1Hayır gül bahçesine su verip onu yemyeşil etti;
2bu yüce havuzu irfanla yaptırdı.
Önceki beyitteki kaynak burada fiile döner: su vermek hayrı bahçe gibi yeşertir, ‘ser-sebz’ soyut iyiliği görünür bir renge bağlar. İkinci dize mecazdan yapıya iner ve havuzun ‘irfân ile’ kurulduğunu söyler; mimarlık bir bilgi işi olarak anılır.
- 7
Geldi bir dāǾį-i devlet didi tārįħin Nažįr
Buldı cāmiǾ-i zįbā bu şādurvān-ile
1Devletin bir duacısı geldi; ey Nazîr, tarihini söyledi:
2güzel cami bu şadırvanla güzellik kazandı.
Tarihi söyleyen kişi ‘dâ‘î-i devlet’, yani devletin duacısı diye tanıtılır; şair kendini bir görev adıyla sahneye koyar. Kapanış dizesi eseri nihayet adıyla anar: şadırvan. Zaten güzel olan caminin ‘revnak’ bulması, ek yapıyı süs değil tamamlayıcı sayar.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:tarih60-pdf1007; Târihler no.60, basılı 962/gerçek PDF 1007, basılı yıl 1148; ayrı numaralı tam kayıt. CC BY profile-adjacent, PDF içine gömülü değil.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Şerįfe ǾĀyişem geldi cihānaNazîr İbrahim · Tarih Manzumesi→
Övülen kişi daha ilk sözcükte bir unvanla tanımlanır: hayratın sahibi. ‘Verâset-kıymet’ değeri soydan gelen bir miras gibi sunar. İkinci dize ise hayrı bir duyguya değil bakışa bağlar — ‘im‘ân’, yani dikkatle inceleme; iyilik burada gözlemin sonucudur.