Sancağ-ı Şerif Huzurunda
Peygamber sancağı zafer ümidi ve ruhsal sığınak olarak çağrılır; konuşan kişi malını, işini ve umutlarını din uğruna verdiğini tekrarlar. Kılıç ve kan söylemi ilerledikçe yerini Tanrı yardımına, meleklerin korumasına ve ölümle kalım karşısında aynı teslimiyete bırakır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey -i Peygamber, ey ümmid-i ahiri
Milyonla kulubun;
Ey -i gaybiye-i nusret, ki safiri
Vecd- aver olur ruhuna şarkın ve cenubun;
Kudsiyyet-i feyzinle açıl, rengini göster,
Varsın soluk olsun
Bir hahzacık ey seyf-i cihad, oyna kınından,
Aksın koyu kanlar;
Vadeyliyor Allah, olacaktır sana kurban
İslam’a ihanet düşünen can-ü cihanlar.
Gafil medeniyyet, seni en sonra muhakkak
Hüsran ile tetvic edecek akl-i tebahın
Allahına şükret:
Şükret ve maasine olup taib-ü nadim,
Haktan talep-i ecr-i cihad et... Ne saadet,
Rabbin ne saadet ki, bugün din uğrunda
Emvalimi verdim;
Rabbim ne saadet, ne saadet ki yolunda
Emvalimi, eşgalimi, amalimi verdim.
Artık yürürüm... avn-i Hüda meşal-i rahım,
Biazm-ü iradet;
Peygamberimin sancağı oldukça penahım.
Elbet benimdir ebedi savn-ü selamet
Artık yürürüm... Yıldırım insin beni yakmaz,
Boğmaz beni ;
Ben hıfz-ı melaikteyim, elbette bırakmaz
Onlar beni düşmanlara, yoktur buna imkan.
Gözler yumulu, sine açık, can müteselli,
Vicdansa pür-ümmid.
Ben Rabbime doğru
Her an müteveccih, mütevekkil ve saburum,
Ölsem de ne mutlu bana, kalsam da ne mutlu!
1Ey Peygamber’in sancağı, ey son umudu
2Milyonlarca kalbin!
3Ey zaferin görünmeyen soluğu; senin sesin
4Doğunun ve güneyin ruhunu coşturur.
5Bereketinin kutsallığıyla açıl, rengini göster;
6Bırak, soluk olsun.
7Ey cihat kılıcı, bir an için kınından çık;
8Koyu kanlar aksın.
9Allah söz veriyor: Sana kurban olacak
10İslam’a ihanet etmeyi düşünen canlar ve dünyalar.
11Ey gaflet içindeki medeniyet, sonunda mutlaka
12Bozulmuş aklın seni hüsranla taçlandıracak.
13Allah’ına şükret;
14Şükret, günahlarından tövbe edip pişman ol
15Ve Hak’tan cihadın ödülünü iste... Ne mutluluk!
16Rabbim, ne mutluluk ki bugün din uğruna
17Mallarımı verdim.
18Rabbim, ne mutluluk, ne mutluluk ki senin yolunda
19Mallarımı, uğraşlarımı ve umutlarımı verdim.
20Artık yürürüm; Tanrı’nın yardımı yolumun meşalesidir,
21Kararlılık ve iradeyle.
22Peygamberimin sancağı sığınağım oldukça,
23Sonsuz korunma ve esenlik elbette benimdir.
24Artık yürürüm; yıldırım inse beni yakamaz,
25Tufan beni boğamaz.
26Ben meleklerin korumasındayım; elbette
27Onlar beni düşmanlara bırakmaz, buna imkân yok.
28Gözler kapalı, göğüs açık, can huzurlu;
29Vicdan ise umutla dolu.
30Ben Rabbime doğru
31Her an yönelmiş, güvenmiş ve sabırlıyım.
32Ölsem de ne mutlu bana, kalsam da ne mutlu!
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Tevfik Fikret adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 142010 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ba’zan sesinde öyle derin bir inilti var,Tevfik Fikret · manzume→
Peygamber sancağı zafer ümidi ve ruhsal sığınak olarak çağrılır; konuşan kişi malını, işini ve umutlarını din uğruna verdiğini tekrarlar. Kılıç ve kan söylemi ilerledikçe yerini Tanrı yardımına, meleklerin korumasına ve ölümle kalım karşısında aynı teslimiyete bırakır.