Şefâ‘at Eyle Sultânım Ben Âsî vü Günâhkâra
Fahrî, peygamber aşkının gamıyla iki dünyada izzet ve mahşerde şefaat umudunu dile getirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Şefâ‘at eyle sultânım ben âsî vü günâhkâra
Ki zîrâ Yâ Resûla’llâh suçum çokdur yüzüm kara
1Sultanım, ben asi ve günahkâra şefaat et;
2çünkü ey Allah'ın elçisi, suçum çoktur, yüzüm karadır.
- 2
Şefî‘im Yâ Resûla’llâh benim sensin hemân ancak
Keremler eyle her demde Hudâ hakkı bu nâ-çâra
1Ey Allah'ın elçisi, benim tek şefaatçim sensin;
2Allah hakkı için bu çaresize her an cömert davran.
Beyit tekliği vurgular: şefî‘ hemân ancak sensin. Başka kapı bırakılmayınca istek de reddedilemez hâle gelir. İkinci dizedeki “Hudâ hakkı” yemini ise ricayı yükseltir; nâ-çâr sıfatı da isteyenin elinde başka hiçbir araç kalmadığını söyler.
- 3
Gam-ı aşkuñla sultânım ciger gözüm
Hemân lutfuñla kalmışım cihânda oldum
1Sultanım, aşkının gamıyla ciğerim kan dolu, gözüm yaş dolu;
2yalnız lütfuna kaldım, dünyada avare oldum.
Burada duygu bedene yerleşir: ciğer pür-hûn, göz pür-nem. Aşkın gamı iç organı kanatır, dışarıya ise yaş sızdırır. Âvâre sözcüğü de bu iç sarsıntının dünyadaki karşılığını verir; içi dolu olan kişi dışarıda yersiz yurtsuz dolaşmaktadır.
- 4
Senüñ aşkuñla âşıklar bulur izzet dü-âlemde
Dahi zâhirde bâtında gönül derdine hem çâre
1Âşıklar senin aşkınla iki dünyada onur bulur;
2dışta ve içte gönül derdine de çare bulur.
Beyit tekil yakarıştan genel hükme geçer: âşıklar aşkla dü-âlemde izzet bulur. Zâhir ve bâtın ayrımı burada da korunur, ancak vaat edilen şey mertebe değil çâre'dir. Gönül derdi böylece hem itibar hem şifa isteyen ikili bir yaraya dönüşür.
- 5
Bi-hakk-ı Sûre-i İhlâs kerem it Yâ Resûla’llâh
Şefâ‘at eyle lutf ile bu Fahrî-i günâhkâra
1İhlâs suresi hakkı için cömert davran ey Allah'ın elçisi;
2bu günahkâr Fahrî'ye lütufla şefaat et.
Kapanış duayı bir sureye bağlar: Bi-hakk-ı Sûre-i İhlâs. İstek artık kulun hâline değil, okunan metnin hürmetine dayandırılır. Ardından mahlas gelir ve şiirin başındaki “âsî vü günâhkâr” sıfatı bu kez Fahrî'nin adına bitiştirilerek kapanır.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf168-169-printed159-160-n130. Bu görüntü aralığında 130 numarasıyla başlayan kayıt, sonraki numaraya kadar tam 10 dizedir; basılı aruz satırı aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sende şâd ider Hudâ mü’minleriMehmed Fahrî-i Sünbülî · Murabba→
Matla’da istek önce söylenir, gerekçe sonra: “ki zîrâ” bağlacı beyti bir savunma cümlesine çevirir. İleri sürülen gerekçe de lehte değil aleyhtedir; suçun çokluğu ve yüzün karası. Kul kendini aklayarak değil, suçlayarak talep eder.