DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Mehmed Fahrî-i Sünbülî/Şefâ‘at Eyle Sultânım Ben Âsî vü Günâhkâra
Gazel · 18. yüzyıl

Şefâ‘at Eyle Sultânım Ben Âsî vü Günâhkâra

Fahrî, peygamber aşkının gamıyla iki dünyada izzet ve mahşerde şefaat umudunu dile getirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Şefâ‘at eyle sultânım ben âsî vü günâhkâra

    Ki zîrâ Yâ Resûla’llâh suçum çokdur yüzüm kara

    1Sultanım, ben asi ve günahkâra şefaat et;

    2çünkü ey Allah'ın elçisi, suçum çoktur, yüzüm karadır.

    Matla’da istek önce söylenir, gerekçe sonra: “ki zîrâ” bağlacı beyti bir savunma cümlesine çevirir. İleri sürülen gerekçe de lehte değil aleyhtedir; suçun çokluğu ve yüzün karası. Kul kendini aklayarak değil, suçlayarak talep eder.

  2. 2

    Şefî‘im Yâ Resûla’llâh benim sensin hemân ancak

    Keremler eyle her demde Hudâ hakkı bu nâ-çâra

    1Ey Allah'ın elçisi, benim tek şefaatçim sensin;

    2Allah hakkı için bu çaresize her an cömert davran.

    Beyit tekliği vurgular: şefî‘ hemân ancak sensin. Başka kapı bırakılmayınca istek de reddedilemez hâle gelir. İkinci dizedeki “Hudâ hakkı” yemini ise ricayı yükseltir; nâ-çâr sıfatı da isteyenin elinde başka hiçbir araç kalmadığını söyler.

  3. 3

    Gam-ı aşkuñla sultânım ciger gözüm

    Hemân lutfuñla kalmışım cihânda oldum

    1Sultanım, aşkının gamıyla ciğerim kan dolu, gözüm yaş dolu;

    2yalnız lütfuna kaldım, dünyada avare oldum.

    Burada duygu bedene yerleşir: ciğer pür-hûn, göz pür-nem. Aşkın gamı iç organı kanatır, dışarıya ise yaş sızdırır. Âvâre sözcüğü de bu iç sarsıntının dünyadaki karşılığını verir; içi dolu olan kişi dışarıda yersiz yurtsuz dolaşmaktadır.

  4. 4

    Senüñ aşkuñla âşıklar bulur izzet dü-âlemde

    Dahi zâhirde bâtında gönül derdine hem çâre

    1Âşıklar senin aşkınla iki dünyada onur bulur;

    2dışta ve içte gönül derdine de çare bulur.

    Beyit tekil yakarıştan genel hükme geçer: âşıklar aşkla dü-âlemde izzet bulur. Zâhir ve bâtın ayrımı burada da korunur, ancak vaat edilen şey mertebe değil çâre'dir. Gönül derdi böylece hem itibar hem şifa isteyen ikili bir yaraya dönüşür.

  5. 5

    Bi-hakk-ı Sûre-i İhlâs kerem it Yâ Resûla’llâh

    Şefâ‘at eyle lutf ile bu Fahrî-i günâhkâra

    1İhlâs suresi hakkı için cömert davran ey Allah'ın elçisi;

    2bu günahkâr Fahrî'ye lütufla şefaat et.

    Kapanış duayı bir sureye bağlar: Bi-hakk-ı Sûre-i İhlâs. İstek artık kulun hâline değil, okunan metnin hürmetine dayandırılır. Ardından mahlas gelir ve şiirin başındaki “âsî vü günâhkâr” sıfatı bu kez Fahrî'nin adına bitiştirilerek kapanır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf168-169-printed159-160-n130. Bu görüntü aralığında 130 numarasıyla başlayan kayıt, sonraki numaraya kadar tam 10 dizedir; basılı aruz satırı aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSende Şâd İder Hudâ Mü’minleri
Sende şâd ider Hudâ mü’minleri
Mehmed Fahrî-i Sünbülî · Murabba

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

şefî‘

Şefaatçi

nâ-çâr

Çaresiz

pür-hûn

Kan dolu

pür-nem

Yaş dolu

âvâre

Başıboş, perişan

dü-âlem

İki dünya