Seher vakti çaldım yarin kapısını
Seher vakti kapalı bir kapıyla başlayan, dedim-dedi biçiminde ilerleyen bir koşma. "Sürmeli" redifi sürgü, sürme, mihenge sürmek, sürgün etmek ve at sürmek anlamları arasında dönüyor; sonunda âşık kapıyı bırakıp yola çıkıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Seher vakti çaldım yarin kapısını
Baktım yarin kapıları sürmeli
Hoş bulmadım otağının yapısını
Çıkageldi bir gözleri sürmeli
1Seher vakti sevgilinin kapısını çaldım
2Baktım ki sevgilinin kapıları sürgülü
3Otağının yapısını beğenmedim
4Karşıma gözleri sürmeli biri çıkageldi
- 2
Açtırdım kapıyı girdim içeri
Aklımı başımdan aldı o peri
Dedim sende buldum halis gevheri
Dedi yok yok bir mihenge sürmeli
1Kapıyı açtırıp içeri girdim
2O peri aklımı başımdan aldı
3Dedim: Hâlis cevheri sende buldum
4Dedi: Yok yok, önce bir mihenk taşına sürmeli
Karşılıklı konuşma başlıyor ve koşma bir deyişmeye dönüşüyor. Âşık "hâlis gevher" diyor, karşısındaki mihenk taşı istiyor: iddia ile ispat arasındaki fark. "Sürmeli" bu kez mihenge sürmek, yani ayarını denemek anlamına kayıyor.
- 3
Dedim hiç yapı yok senin yapında
Oynanılmaz urganınla ipinde
Dedim dahi çok mu duram kapında
Dedi yok yok seni burdan sürmeli
1Dedim: Senin yapında hiç sağlam yapı yok
2Urganınla ipinde oyun oynanmaz
3Dedim: Daha çok mu bekleyeyim kapında
4Dedi: Yok yok, seni buradan sürüp atmalı
İtiraz mimariye çevriliyor: "yapında yapı yok" derken hem otağın hem sevgilinin sağlamlığı sorgulanıyor. Cevap redifi bir kez daha döndürüyor — "sürmeli" artık ne sürgü ne mihenk, sürgün: âşığın kapıdan uzaklaştırılması isteniyor.
- 4
Dedim ki ne kadar yüzümden bezdin
Etim kebap ettin derimi yüzdün
Aşık katletmeye silah mı dizdin
mavzeri bir dem sürmeli
1Dedim: Yüzümden ne kadar da bezdin
2Etimi kebap ettin, derimi yüzdün
3Âşık öldürmek için silah mı dizdin
4Martini'yi, mavzeri bir an olsun kullanmalı
Martini-Henry ve Mauser adları, klasik ok-kirpik mazmununun yerine ateşli silah koyuyor. Âşığı öldürme sözü tarihsel şiir mübalağası olarak, gerçek şiddeti onaylamadan okunmalıdır; “silah dizmek” de kirpiklerin saf hâlindeki görüntüsünü sürdürür.
- 5
Şu kevn ü mekanı tutmuş ışığın
Nöbetin bekleyin alır keşiğin
Beklemeli bir sultanın eşiğin
Günde yüz bin kere yüzler sürmeli
1Senin ışığın şu varlık âlemini tutmuş
2Nöbetini bekleyen, sırasını alır
3İnsan bir sultanın eşiğini beklemeli
4Günde yüz bin kere o eşiğe yüz sürmeli
Ton sitemden teslimiyete dönüyor. "Işık" hem aydınlık hem de Kalenderî-Bektaşî dervişlerine verilen ad; "keşik" nöbet demek. Üç dize nöbet, sıra ve eşik üzerinden beklemeyi bir usule çeviriyor: kapının açılması değil, beklemenin kendisi iş sayılıyor.
- 6
Agahi karışır kanlı yaş ile
Dost bulunmaz hayal ile düş ile
Yetilmez menzile bu gidiş ile
Hemen aşk atına binip sürmeli
1Agahi kanlı gözyaşına karışır
2Dost hayalle düşle bulunmaz
3Bu gidişle menzile ulaşılmaz
4Hiç oyalanmadan aşk atına binip yol almalı
Mahlas dörtlüğü kapıdan yola çıkıyor. Hayal ve düş yetersiz sayılıyor, yürüyüşün kendisi kusurlu bulunuyor; çare beklemek değil binmek. Böylece "sürmeli" son kez anlam değiştiriyor ve şiirin başındaki sürgülü kapı, at sürerek aşılacak bir mesafeye dönüşüyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 169278 numaralı sürüm esas alındı. İlk dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri on iki heceli; şiirin türkü olarak derlenen anonim varyantında aynı dize "yapısın" biçimiyle on birde duruyor. Kaynak dizgisi korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sofi sen kendini arif sanırsınÂgâhî · Nefes→
Redif "sürmeli" şiirin motoru ve daha ilk birimde iki ayrı anlamda görünüyor: kapının sürgülü olması ve gözün sürmeli olması. Aynı ses bir engeli ve bir güzelliği birlikte taşıyor, kapalı kapıyla açılan yüz üst üste biniyor.