DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âgâhî/Sofu Sen Kendini Arif Sanırsın
Nefes · 19. yüzyıl

Sofu Sen Kendini Arif Sanırsın

Kendini arif sanan sofuya karşı yazılmış beş dörtlüklü bir taşlama. Her dörtlük iki heceli bir sesle kapanıyor — Hak Hak, laklak, çık çık, vah vah, hık mık — ve şiirin hükmü bu seslerin sıralanmasından çıkıyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Sofi sen kendini sanırsın

    ‘ ’Benden özge yok yok’ ’ diyerek

    Suret-i zahirde kafa sallarsın

    Oturur kalkarsın ‘’Hak Hak” diyerek

    1Sofu, sen kendini arif sanıyorsun

    2"Benden başka arif yok yok" diyerek

    3Görünüşte, dış yüzde başını sallayıp durursun

    4Oturur kalkar, "Hak Hak" dersin

    Şiirin bütün yapısı son dizedeki tırnak işaretine bağlı: her dörtlük iki heceli bir yinelemeyle kapanıyor. İlk birimde bu "Hak Hak"tır ve zikir sesi "kafa sallamak" fiiliyle yan yana gelince ibadetin içinden çıkıp mekanik bir harekete iniyor.

  2. 2

    Guş eyle pendimi ey sofu zade

    Sen bu gönül ile kalırsın dağda

    Senin gibi gezer leylek havada

    Geçirir gününü ‘’laklak” diyerek

    1Öğüdümü dinle ey sofu oğlu

    2Bu gönülle sen dağ başında kalırsın

    3Senin gibi leylek de havada gezer

    4Gününü "laklak" diyerek geçirir

    Öğüt verme kalıbı ("gûş eyle pendimi") klasik nasihatnameden alınmış, ama benzetme köyden geliyor: leylek. Sofunun "Hak Hak"ı ile leyleğin "laklak"ı ses olarak neredeyse aynı; şiir tartışmayı yürütmüyor, iki sesi yan yana koyup işi kulağa bırakıyor.

  3. 3

    Anda körsün eğer bunda kör isen

    Rah-ı erenlerden isen

    Yarın Hakk’ın divanına varırsan

    Kovarlar taşraya ‘’çık çık” diyerek

    1Burada körsen orada, ahirette de körsün

    2Erenlerin yolundan habersizsen

    3Yarın Hakk'ın divanına varacak olursan

    4"Çık çık" diyerek seni dışarı kovarlar

    "Anda" ile "bunda", yani ahiret ile dünya, körlük üzerinden eşitleniyor: burada görmeyen orada da göremez. Kapanıştaki "çık çık" hem kovma sesi hem de bir azarlama; divan kapısında sofuya söylenen bir söz değil, çıkarılan bir ses var.

  4. 4

    Tarik-i Hakk’a gir etme tehiri

    Bil Hacı Bektaş’ı fahr-ı fakiri

    Sufı kardeş pişman olup ahiri

    Döversin dizini ‘’vah vah” diyerek

    1Hak yoluna gir, geciktirme

    2Hacı Bektaş'ı yoksulların övüncü olarak bil

    3Sofu kardeş, sonunda pişman olup

    4"Vah vah" diyerek dizini döversin

    Taşlama burada bir davete dönüşüyor: Hacı Bektaş "fahr-ı fakir", yoksulların övüncü diye anılıyor ve yola girmenin ertelenmemesi isteniyor. Dörtlük pişmanlığı gelecek zamanla kuruyor; "vah vah" bu kez sofunun kendi ağzından çıkacak ses.

  5. 5

    Agahi’nin bu sözünde durmazsan

    Edebi kör kalın meydan görmezsen

    Hacı Bektaş tarikatına girmezsen

    Sonra canın çıkar ‘’hık mık” diyerek

    1Agahi'nin bu sözünde durmazsan

    2Sonsuza dek kör kalın, meydanı görmezseniz

    3Hacı Bektaş'ın yoluna girmezsen

    4Sonunda "hık mık" diyerek canın çıkar

    Mahlas dörtlüğü bir şart zinciri: durmazsan, görmezsen, girmezsen. Kapanıştaki "hık mık" can çekişmeyi ve kaçamak cevabı aynı sese sığdırıyor. Kaynakta üçüncü dize on iki heceli; başka derlemelerde "tarikine" biçimiyle on birde durur, buradaki uzama korundu.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 169899 numaralı sürüm esas alındı; bu sayfa metnini Özkan Moran'ın "Emlek Ağzı Uzun Havalar" (Haliç Üniversitesi, 2015, s. 32) tezine dayandırıyor. Kaynakta tırnak işaretleri tutarsız (‘ ’…’ ’ ve ‘’…”) ve başlık "Sofu" derken ilk dize "Sofi" diyor; "Sufı" ile "Edebi" yazımları da dahil olmak üzere hiçbirine dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirSeher vakti çaldım yarin kapısınıÂgâhî · Koşma

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

arif

hakikati sezgiyle bilen, irfan sahibi

suret-i zahir

dış görünüş, işin göze görünen yüzü

guş eylemek

kulak vermek, dinlemek

pend

öğüt, nasihat

rah-ı erenler

erenlerin yolu, tasavvuf yolu

bi-haber

habersiz, bilgisiz

fahr-ı fakir

yoksulların övüncü, dervişlerin iftiharı

tehir

erteleme, geciktirme