Sofu Sen Kendini Arif Sanırsın
Kendini arif sanan sofuya karşı yazılmış beş dörtlüklü bir taşlama. Her dörtlük iki heceli bir sesle kapanıyor — Hak Hak, laklak, çık çık, vah vah, hık mık — ve şiirin hükmü bu seslerin sıralanmasından çıkıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sofi sen kendini sanırsın
‘ ’Benden özge yok yok’ ’ diyerek
Suret-i zahirde kafa sallarsın
Oturur kalkarsın ‘’Hak Hak” diyerek
1Sofu, sen kendini arif sanıyorsun
2"Benden başka arif yok yok" diyerek
3Görünüşte, dış yüzde başını sallayıp durursun
4Oturur kalkar, "Hak Hak" dersin
- 2
Guş eyle pendimi ey sofu zade
Sen bu gönül ile kalırsın dağda
Senin gibi gezer leylek havada
Geçirir gününü ‘’laklak” diyerek
1Öğüdümü dinle ey sofu oğlu
2Bu gönülle sen dağ başında kalırsın
3Senin gibi leylek de havada gezer
4Gününü "laklak" diyerek geçirir
Öğüt verme kalıbı ("gûş eyle pendimi") klasik nasihatnameden alınmış, ama benzetme köyden geliyor: leylek. Sofunun "Hak Hak"ı ile leyleğin "laklak"ı ses olarak neredeyse aynı; şiir tartışmayı yürütmüyor, iki sesi yan yana koyup işi kulağa bırakıyor.
- 3
Anda körsün eğer bunda kör isen
Rah-ı erenlerden isen
Yarın Hakk’ın divanına varırsan
Kovarlar taşraya ‘’çık çık” diyerek
1Burada körsen orada, ahirette de körsün
2Erenlerin yolundan habersizsen
3Yarın Hakk'ın divanına varacak olursan
4"Çık çık" diyerek seni dışarı kovarlar
"Anda" ile "bunda", yani ahiret ile dünya, körlük üzerinden eşitleniyor: burada görmeyen orada da göremez. Kapanıştaki "çık çık" hem kovma sesi hem de bir azarlama; divan kapısında sofuya söylenen bir söz değil, çıkarılan bir ses var.
- 4
Tarik-i Hakk’a gir etme tehiri
Bil Hacı Bektaş’ı fahr-ı fakiri
Sufı kardeş pişman olup ahiri
Döversin dizini ‘’vah vah” diyerek
1Hak yoluna gir, geciktirme
2Hacı Bektaş'ı yoksulların övüncü olarak bil
3Sofu kardeş, sonunda pişman olup
4"Vah vah" diyerek dizini döversin
Taşlama burada bir davete dönüşüyor: Hacı Bektaş "fahr-ı fakir", yoksulların övüncü diye anılıyor ve yola girmenin ertelenmemesi isteniyor. Dörtlük pişmanlığı gelecek zamanla kuruyor; "vah vah" bu kez sofunun kendi ağzından çıkacak ses.
- 5
Agahi’nin bu sözünde durmazsan
Edebi kör kalın meydan görmezsen
Hacı Bektaş tarikatına girmezsen
Sonra canın çıkar ‘’hık mık” diyerek
1Agahi'nin bu sözünde durmazsan
2Sonsuza dek kör kalın, meydanı görmezseniz
3Hacı Bektaş'ın yoluna girmezsen
4Sonunda "hık mık" diyerek canın çıkar
Mahlas dörtlüğü bir şart zinciri: durmazsan, görmezsen, girmezsen. Kapanıştaki "hık mık" can çekişmeyi ve kaçamak cevabı aynı sese sığdırıyor. Kaynakta üçüncü dize on iki heceli; başka derlemelerde "tarikine" biçimiyle on birde durur, buradaki uzama korundu.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 169899 numaralı sürüm esas alındı; bu sayfa metnini Özkan Moran'ın "Emlek Ağzı Uzun Havalar" (Haliç Üniversitesi, 2015, s. 32) tezine dayandırıyor. Kaynakta tırnak işaretleri tutarsız (‘ ’…’ ’ ve ‘’…”) ve başlık "Sofu" derken ilk dize "Sofi" diyor; "Sufı" ile "Edebi" yazımları da dahil olmak üzere hiçbirine dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiirin bütün yapısı son dizedeki tırnak işaretine bağlı: her dörtlük iki heceli bir yinelemeyle kapanıyor. İlk birimde bu "Hak Hak"tır ve zikir sesi "kafa sallamak" fiiliyle yan yana gelince ibadetin içinden çıkıp mekanik bir harekete iniyor.