DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzume · 20. yüzyıl

Sen Olmasan

Serbest müstezat biçiminde, uzun dizeye kısa dize bağlanarak yazılmış üç bölümlük bir sesleniş. Şair sevgilinin yokluğunu güneşin sönmesiyle karşılaştırır, kâinatın karanlığa alışabileceğini ama ruhun alışamayacağını söyler; sonunda bağlılığın kendisinin ruhu ezip ezmediğini sorar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Sen olmasan... Seni bir lahza görmesem yâhûd,

    bilir misin ne olur?

    1Sen olmasan... Ya da seni bir an göremesem,

    2Ne olacağını bilir misin?

    Şiir tamamlanmamış bir şart cümlesiyle açılıyor; üç nokta cümleyi keserken korkulan sonucu da söylenmemiş bırakıyor. Uzun ilk dizeye kısa bir soru bağlanıyor: Fikret'in serbest müstezatta uzun ve kısa dizeyi soru-cevap gibi karşılıklı kullandığı düzen daha ilk hamlede kuruluyor.

  2. 2

    Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücûd

    bu ile bir arar,

    ve bulur;

    1Gök, güneş sonsuza dek kapansa, belki varlık

    2bu soğuk geceyle bir alışma yolu arar,

    3ve bulur;

    Sevgilinin yokluğu güneşin sönmesiyle karşılaştırılıyor, ama karşılaştırma kâinatın aleyhine bitiyor: evren karanlığa alışabilir. “Ve bulur” iki kelimelik dizesiyle bu ihtimali onaylıyor ve tam da onayladığı için bir sonraki bendin itirazına zemin hazırlıyor.

  3. 3

    fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak

    bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,

    bu rûh-i mecrûhu? ..

    1ama o karanlığa alıştırmak mümkün müdür

    2baştan sona güneşle, göklerle beslenen ruhu,

    3bu yaralı ruhu?..

    Kâinatın yapabildiğini ruh yapamaz; gerekçe bir tanımla veriliyor: bu ruh güneşle beslenmiştir, karanlık onun gıdası değil. “Rûh-i mecrûh” kafiyesi bir önceki dizenin “rûhu”sunu tekrarlayıp yaralıyor, yani ses de anlamın işini üstleniyor.

  4. 4

    Sen olmasan... Seni bulmak hayâli olsa muhâl,

    yaşar mıyım dersin?

    1Sen olmasan... Seni bulmak hayali imkânsız olsa,

    2yaşar mıyım dersin?

    İkinci bölüm ilk bölümün açılışını tekrarlıyor, ama şart ağırlaşıyor: yokluk artık görememek değil, bulma umudunun imkânsızlığı. Soru da “ne olur”dan “yaşar mıyım”a geçiyor; kayıp bir rahatsızlık olmaktan çıkıp bir varlık sorusuna dönüşüyor.

  5. 5

    Söner üfûlüne bir lahza olsa hayâl;

    soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar;

    ne hazin

    gelir hayât o zaman vücûda, hem rûha!

    Yaşar mıyız seni kaybetsek âah ben, kalbim,

    bu kalb-i muztaribim? ..

    1Senin batışına bir an razı olsa hayal, söner;

    2senden ayrılınca bakış soğur, donar, kırılır;

    3ne hazin

    4gelir hayat o zaman bedene de ruha!

    5Seni kaybetsek yaşar mıyız; ah ben, kalbim,

    6bu ıstıraplı kalbim?..

    Cümle kısa dizeyi aşarak sonraki uzun dizeye uzanır: hayat o zaman bedene de ruha ‘ne hazin’ gelir. Ardından yaşayıp yaşayamayacağını soran özne ‘ben, kalbim, bu ıstıraplı kalbim’ diye daralır. Birbirini tamamlayan iki parça tek gerçek yorum biriminde tutulur.

  6. 6

    Sen olmasan... Bu samimi bir itiraf işte

    Sen olmasan yaşamam;

    Seninle râbıtamız hoş bir işte;

    fakat bu râbıta haalî mi ruhu ezmekden? ..

    1Sen olmasan... İşte bu içten bir itiraf:

    2Sen olmasan yaşamam;

    3seninle bağımız hoş bir uyuşma işte;

    4ama bu bağ ruhu ezmekten uzak mı?..

    Üçüncü bölüm itiraf diliyle açılıyor ve “işte” redifi iki dizede tekrarlanarak bağın hem tatlılığını hem kaçınılmazlığını damgalıyor. Son dize bütün şiiri tersine çeviren soruyu soruyor: yaşatan bu bağ aynı zamanda ezen bağ olabilir mi?

  7. 7

    Akşam

    gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu

    Fena değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,

    değse hayât! ..

    1Akşam

    2gün batımına karşı, sessizlik içinde düşündüm bunu:

    3Sevişip ağlamak fena değil, ama yazık ki,

    4hayat ağlamaya değse!..

    Sahne birden dışarı çıkıyor: akşam, gurup, sükûn. Tek kelimelik “Akşam” dizesi hem zaman zarfı hem sahne dekoru. Kapanış cümlesi şartlı ve yarım kalıyor: ağlamak güzeldir demiyor, hayatın ağlamaya değip değmediğini soruyor ve cevabı vermeden susuyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 152991 numaralı sürüm esas alındı; Rübâb-ı Şikeste'nin Sen Olmasan sayfası. Sayfanın başındaki “Çokdilli Vikikaynak 'ta bu metni Osmanlıca olarak okuyabilirsiniz.” yönlendirme satırı şiirin dizesi olmadığı için alınmadı; geriye yirmi dört dize kaldı. Bu dizgide uzun ünlüler yer yer çift harfle gösterilmiş (“kaa'il”, “haalî”, “âah”) ve son dizedeki “bükaye” yazımı bükâ (ağlama) kökünden okunuyor; hiçbirine dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTefelsüf
Evet, nasıl veriyorsam bu nazma şimdi emek,
Tevfik Fikret · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

leyl-i serd

soğuk gece

çare-i te'ennüs

alışma, ünsiyet kurma yolu

rûh-i mecrûh

yaralı ruh

üfûl

batma, gözden kaybolma

kaa'il

razı olan, boyun eğen

iytilâf

uyuşma, kaynaşma

muztarib

ıstırap çeken

bükaye

ağlamaya (bükâ: ağlama)