Sevdim yine bir dilber-ı ra’nâ küçücükten
Şair küçük yaştan beri sevdiği güzelin şekerle büyütüldüğünü düşünür; onun dadısı ve lalası olmayı diler. Özne dağılımı kapalı ‘Sen yalvarasın, döğe söğe ağlayasın sen’ yüzeyini sevgilinin âşıkları ağlatan nazına çevirmeden, öpücüğe hayır deyişini ve erken olgunluğunu anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sevdim yine bir küçücükten
anı beslemiş ana küçücükten
1Yine küçük yaştan beri güzel bir sevgiliyi sevdim.
2Annesi onu küçüklüğünden beri şekerle beslemiş.
- 2
Gam çekmez idim bir
Olsaydım ana ben dahi küçücükten
1Devrin bir güzelinin dadısı olsaydım gam çekmezdim;
2ben de onun küçüklüğünden beri lalası olsaydım.
“Dâye” ile “lâlâ” iki bakım ve eğitim görevini art arda getirir; “olsaydım” isteği konuşanın her iki role de kendisini yerleştirme arzusunu taşır. Devrin güzelinin dadısı, ardından onun küçüklüğünden beri lalası olmak istemesi, aşk ilanını çocuğa sürekli yakın bulunmayı sağlayan gündelik bakım ilişkileri içinden kurar.
- 3
Sen yalvarasın döğe söğe ağlayasın sen
Uşşâka gelir küçücükten
1“Sen yalvarasın, döğe söğe ağlayasın sen” yüzeyinde eylemlerin öznesi kapalıdır.
2Bu, âşıklara küçüklükten beri başka bir seyir gibi gelir.
“Sen yalvarasın, döğe söğe ağlayasın sen” dizesinde yalvarma, dövme ve ağlama eylemleri sıralanır; ancak yüzey bunların öznesini güvenle paylaştırmaya izin vermez. Bu yüzden sevgili adına kaynak dışı bir saldırgan fail kurulmaz. “Özge temâşâ”, kapalı kalan bu hareket dizisini âşıkların küçüklükten beri gördüğü sıra dışı seyir olarak niteler.
- 4
Bir dedim lâ dedi bin nâz ile ol şûh
Gör nice olur küçücükten
1Bir öpücük istedim; o şuh bin nazla ‘Hayır,’ dedi.
2Bak, insan daha küçüklükten nasıl akıllı ve bilgili olur.
Konuşanın istediği tek “bûse”ye sevgili Arapça “lâ” ile karşılık verir; kısa ret, “bin nâz”ın ağırlığını taşır. Ardından akıllı ve bilgili oluşuna şaşılır. “Âkil ü dânâ” övgüsü, sevgilinin yaşına göre erken olgunluğunu gösterirken bu zekânın âşığı reddetmekte kullanıldığını da unutturmaz.
- 5
Ey Âşık Ömer vazgele mi senden o dilber
Bir âfet-i cânı sevesin tâ küçücükten
1Ey Âşık Ömer, o sevgili senden vazgeçer mi?
2Sen bir can afetini tâ küçüklüğünden beri sevesin.
Mahlaslı soru, sevgilinin Ömer’den vazgeçip geçmeyeceğini sorarak önceki tek taraflı yalvarışı tersine çevirir. Son dizedeki “âfet-i cân” sevilen kişiyi cana zarar veren güzellik olarak tanımlar. “Tâ küçücükten” bağlılığın uzunluğunu gösterir, fakat bu sürenin âşığı korumadığını da açık bırakır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.218 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ey Âşık Ömer vazgele mi senden o dilber mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n218-89C317A5DEC9. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.218, PDF 200–201; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sevdim yine bir gamzesi kattal küçücüktenÂşık Ömer · Şiir→
“Küçücükten” redifi aşkın başlangıcını her beyitte çocukluğa geri götürür. Sevgili “dilber-i ra’nâ” diye seçilir, tatlılığı da annesinin onu şekerle beslemesine bağlanır. Bu açıklama gerçek bir çocukluk bilgisi değil, yetişkin güzelliğini doğuştan gelen tada çeviren şiirsel bir varsayımdır.