DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Küçük Yaştan Cellat Bakışlı
Şiir · 17. yüzyıl

Küçük Yaştan Cellat Bakışlı

Küçük yaştan beri öldürücü bakışı ve alıyla insanları kendine bağlayan genç sevgili, zahitleri ve divaneleri dönüştürür; şiir âşığı onun nazına, cefasına ve öpücük karşılığındaki alayına rağmen sevmeye çağırır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Sevdim yine bir gamzesi kattal küçücükten

    Gafil iken etti bana bir al küçücükten

    1Yine küçük yaştan beri bakışı cellat olan birini sevdim.

    2Ben habersizken küçük yaştan bana bir hile yaptı.

    Sevgilinin bakışı daha küçük yaştan cellat gibi öldürücüdür; âşık habersizken kurulan “al” ise güzellikle yapılmış hiledir. Sevda, yetişkin bir hesabın değil erken öğrenilmiş etkinin sonucu görünür.

  2. 2

    Ol hâl-i siyeh rûyi ele al küçücükten

    Sarmış başına kırmızı bir şal küçücükten

    1O siyah beni ve yüzünü küçük yaştan ele al.

    2Başına küçük yaştan kırmızı bir şal sarmış.

    Siyah ben, yüz ve kırmızı şal renkli bir gençlik portresi kurar. “Küçücükten” tekrarı bu süslerin sonradan edinilmediğini, sevgilinin çekiciliğinin çocukluktan beri biçimlendiğini vurgular.

  3. 3

    Dîvânesi olduğumuz âyâ nice duydu

    Yohsa bu dahi dâma düşüp dâneye uydu

    1Onun divanesi olduğumuzu acaba nasıl duydu?

    2Yoksa o da tuzağa düşüp taneye mi uydu?

    Sevgilinin âşığın divaneliğini nasıl duyduğu sorulur; ardından onun da tuzak ve taneye uyma ihtimali belirir. Avcı gibi görünen güzelin kendisinin de arzu düzenine yakalanabileceği kısa bir terslik kurulur.

  4. 4

    Çok zâhidi bir cübbe vü ile koydu

    Kıldı niçe sergeşteyi abdal küçücükten

    1Birçok zahidi cübbe ve sarığıyla baş başa bıraktı.

    2Nice şaşkını küçük yaştan abdal etti.

    Cübbe ve sarıkla anılan zahitler yerleşik kimliklerinde bırakılırken şaşkın âşıklar abdala çevrilir. Sevgilinin etkisi, insanları yalnız büyülemekten öte toplumsal ve manevi kılıklarını değiştiren güçtür.

  5. 5

    Kûyin dolaşur bendesi çok mest ü hem âguş

    Kimisi nazar kerdesidir kimi ferâmûş

    1Mahallesini dolaşan kulları sarhoş ve birbirine sarılmıştır.

    2Kimisini bakışıyla seçmiş, kimisini unutmuştur.

    Mahalle çevresindeki kullar sarhoş ve birbirine sarılmış dolaşır. Sevgili kimini bakışıyla seçip kimini unutur; bu keyfî dağılım, aynı kapıda bekleyenler arasındaki kabul ve dışlanma farkını gösterir.

  6. 6

    Âzârda dil kılmış iken gûşuna

    Aklımı diler pâyine küçücükten

    1Gönül eziyetteyken bunu kulağına küpe yapmış.

    2Aklımı küçük yaştan ayağına halhal yapmak ister.

    Gönlün eziyeti sevgilinin kulağında küpe, akıl ise ayağında halhal yapılmak istenir. Bedensel süsler âşığın iç varlığından üretilir; acı ve düşünce sevgili güzelliğine takılan nesnelere dönüşür.

  7. 7

    Reftâra gel ey serv-i sehî gel göreyim gel

    Güller gibi gül pâyine yüzler süreyim gel

    1Ey düzgün servi, salınarak gel de seni göreyim.

    2Güller gibi gül; gel, ayağına yüz süreyim.

    Servi boylu sevgili salınarak yürümeye ve gülmeye çağrılır. Ayağa yüz sürmek, seyretme arzusunu kulluk hareketiyle birleştirir; âşık güzelliği uzaktan görmekle yetinmeyip eşikte alçalmak ister.

  8. 8

    Dedim küçücük bûsene cânım vereyim gel

    Güldü dedi cânın var ise al küçücükten

    1Küçücük öpücüğüne canımı vereyim, dedim; gel.

    2Güldü, “Canın varsa küçücükten al,” dedi.

    Şair küçücük bir öpücük karşılığında canını teklif eder. Sevgilinin gülerek “canın varsa al” demesi, fedakârlığı ciddiye almak yerine alaya çevirir ve öpücüğü erişilmesi zor bir pazarlık nesnesi yapar.

  9. 9

    Ol nevhevesin eyle fedâ yoluna ser sev

    Cevr ü sitem ü kahrını çek tutma siper sev

    1O yeni heveslinin yoluna başını feda et, sev.

    2Eziyetini, sitemini ve kahrını çek; siper tutma, sev.

    Yeni hevesli sevgili uğruna baş feda etmek ve cefasına siper tutmadan katlanmak öğütlenir. Emirler acıdan kaçmayı değil onu aşkın zorunlu yolu olarak açıkça kabul etmeyi ister.

  10. 10

    Bir dilber-i nevresteyi sev Âşık Ömer sev

    Bildiğin unutmaz o meh her hal küçücükten

    1Ey Âşık Ömer, yeni yetişmiş bir sevgiliyi sev.

    2O ay yüzlü, küçük yaştan öğrendiği hiçbir hâli unutmaz.

    Mahlaslı öğüt genç sevgiliyi sevmeyi yineler; onun çocukluktan öğrendiği hâlleri unutmayacağı söylenir. Son uyarı, güzellikle birlikte cilve ve eziyet alışkanlıklarının da kalıcı olduğunu hatırlatır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı gövdedeki görünür Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 19. dize “Bir dilber-i nevresteyi sev Âşık Ömer sev”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 454 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirCanım Varken Başkasını Sevmem
Sevmezem bir gayrısın rûh-ı revânım var iken
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

kattâl

Çok öldürücü; bakış için mecaz.

destâr

Sarık.

sergeşte

Şaşkın, başı dönmüş.

mengûş

Küpe.

nevheves

Yeni hevesli, toy.

halhal

Ayak bileğine takılan halka.