Canım Varken Başkasını Sevmem
Âşık, servi boylu sevgilisi varken başkasına yönelmeyeceğini yineler; gönlün ezelî Mecnunluğunu, sabah rüzgârından gelen haberi ve Mansur gibi dara çıkmayı göze alan sadakatini ilan eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sevmezem bir gayrısın rûh-ı revânım var iken
Neylerim her dilberi serv-i revânım var iken
1Can veren sevgilim varken başkasını sevmem.
2Salınan servi boylum varken öteki güzelleri ne yapayım?
- 2
Gayriye bel bağlamak insaf mıdır kim sevdiğim
Bir senin gibi benim şûh-i cihânım var iken
1Sevdiğim, başkasına bağlanmak insafa sığar mı?
2Senin gibi dünyaya neşe veren sevgilim varken bunu yapmam.
Başkasına bel bağlamak ahlaki bir insaf sorusuna dönüştürülür. Sevgilinin dünyaya neşe veren niteliği, sadakatin gerekçesini yalnız yeminde değil onun benzersiz değerinde bulur.
- 3
Şevk-ı hüsnünle şehâ her demde memnundur gönül
Ey efendim haşrolunca sana meftundur gönül
1Ey şah, gönlüm güzelliğinin coşkusuyla her zaman mutludur.
2Ey efendim, gönlüm kıyamete kadar sana tutkundur.
Gönül sevgilinin güzellik coşkusuyla mutludur ve bağlılığını kıyamete dek uzatır. Geçici sevinç ile zamanın sonuna kadar sürecek tutkunluk birleşerek sevginin hem bugünkü hem kalıcı hâl olduğunu belirtir.
- 4
Tâ ezelden sen saçı Leylâ’ya Mecnun’dur gönül
Hiç geçer mi sen gibi bir nevcivânım var iken
1Gönül ezelden beri sen Leyla saçlı güzele Mecnun’dur.
2Senin gibi genç sevgilim varken senden hiç vazgeçer mi?
Leyla saçlı sevgili karşısındaki gönül ezelden beri Mecnun’dur. Efsanevi çift, bağlılığı kişisel zamandan önceye taşır; genç sevgili varken vazgeçmenin imkânsızlığı bu yazgısal kimlikle açıklanır.
- 5
Şöyle bil ki dil senin medhin eder şâm ü seher
Hamd ola geldi bana bâd-i sabâ ile haber
1Bil ki gönül gece gündüz seni över.
2Tanrı’ya şükür, saba rüzgârıyla bana haber geldi.
Gönlün gece gündüz övgü söylemesi kesintisiz iç konuşmadır. Saba rüzgârının haber getirmesiyle tek taraflı söyleyiş dışarıdan bir işaret alır; şükür, bekleyişin kısa süreli karşılığını kaydeder.
- 6
Ey mahabbet tîrine oldum siper
Yüz çevirmem sen gibi kaşı kemânım var iken
1Ey yay kaşlı, sevgi okuna siper oldum.
2Senin gibi yay kaşlım varken yüz çevirmem.
Yay biçimli kaş, sevgi okunu atan silahın parçasıdır; âşık da bu oka isteyerek siper olur. Aynı kaşın varlığı yüz çevirmemek için gerekçedir, yani yara ihtimali sadakati azaltmaz.
- 7
Ben kulun can verme ne var sen gibi dildârına
Bendeler baş eğmek ister çün velî hünkârına
1Senin gibi sevgiliye bu kulunun can vermesinde ne sakınca var?
2Kullar elbette velisi ve hükümdarı önünde baş eğmek ister.
Can vermek sevgiliye kulluğun olağan sonucu gibi gösterilir. Kulun veli ve hükümdar önünde baş eğmesi, aşk ilişkisini siyasal-dinî itaat diliyle açıklar ve fedakârlığı bir hizmet borcuna dönüştürür.
- 8
Bu Ömer gibi gelse siyâset dârına
Aşkını terketmezem ben tende cânım var iken
1Bu Ömer, Mansur gibi ceza darağacına gelse bile,
2Bedenimde can varken aşkını bırakmam.
Mahlaslı kapanış Mansur’un darağacını hatırlatarak aşk sözünün ölüm cezasına rağmen korunacağını söyler. Bedende can kaldığı sürece vazgeçmeme yemini, şiirin başındaki canlılık imgesini son sınavla tamamlar.
Metnin kaynağı
Basılı gövdedeki görünür Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 15. dize “Bu Ömer Mansur gibi gelse siyâset dârına”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 450 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgili “akan can” ve salınan servi olarak hem yaşama gücü hem güzellik ölçüsüdür. Böyle biri varken başkasını sevmemek, seçenekler arasında tercih değil, can sürdükçe geçerli tek bağlılık olarak sunulur.