DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Seyr-i bağederken başa çıkardın
Şiir · 17. yüzyıl

Seyr-i bağederken başa çıkardın

Şair bahçede görünmesiyle velvele koparan sevgilinin nemli ve taze sümbül saçını över; sabah yeli, kaş ve sitem okları çevresinde akıl kaybını anlatır. Kapalı ‘başa çıkardın’ ve bazı fail bağları kesinleştirilmeden kabul dileğiyle kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Seyr-i bağederken başa çıkardın

    Verdin gülistâna verdin

    1Bahçeyi gezerken ‘başa çıkardın’;

    2gül bahçesine bir uğultu, bir heyecan verdin.

    Sevgilinin bahçedeki görünüşü gülistana velvele verir. ‘Başa çıkardın’ tarihî kuruluşunun yükselme, öne geçme veya başka bir deyim değeri taşıdığı ikinci tanıkla doğrulanmamıştır; modern satır ‘baş köşe’ gibi görünmeyen bir mekân eklemez.

  2. 2

    Şebnemin nesidir bu ter sünbülün

    Güller taaccüpte ne ter sünbülün

    1Bu ıslak sümbülün üzerindeki çiy nedir?

    2Güller hayrette: Bu nasıl taze bir sümbüldür?

    Saç sümbüle, üzerindeki nem de şebneme benzetilir; şair bu tazeliğin kaynağını soru halinde bırakır. Güllerin bile şaşırması, bahçenin yerleşik güzellik ölçüsünün sevgilinin saçında görülen sümbül karşısında yetersiz kaldığını anlatır.

  3. 3

    Kılmazsın bendene Tahir merhaba

    Her kand yse bulur getirir sabâ

    1Kuluna ‘Tahir/tâhir, merhaba’ demezsin;

    2sabah yeli, her nerede ise bulur getirir.

    ‘Tahir’ yüzeyi özel ad veya ‘temiz’ sıfatı olarak okunabilir; baskı bunu çözecek ek tanık vermez. İkinci dizede sabah yelinin bulup getirdiği şey de açık değildir. Modern aktarım iki belirsizliği korur ve bir kişiyi uydurma zamirle nesne yapmaz.

  4. 4

    Sağ esen ol yaşa ey kaddi

    Dimâğ-ı hâtırda tüter sünbülün

    1Sağ esen kal, yaşa ey Tuba boylu;

    2sümbülün zihnimin içinde tüter.

    Tuba ağacına benzetilen uzun boy için sağlık duası edilir. Sümbülün zihinde tütmesi koku ile düşünceyi birleştirir; ortada gerçek bir duman değil, saçın kokusunun ve görüntüsünün hafızada kalıcı biçimde dolaşması vardır.

  5. 5

    Kaşların yayını durup kurdukça

    Sitem oklarını cana urdukça

    1Kaşlarının yayını kurdukça

    2sitem oklarını cana vurdukça,

    Kaş yay, sevgilinin eziyeti de ok biçimini alır; iki hareket henüz sonuç cümlesine ulaşmadan tekrarlı ‘-dıkça’ yapısıyla sıralanır. Bu süreklilik, yaralanmanın tek bir bakış değil, her karşılaşmada yinelenen bir etki olduğunu gösterir.

  6. 6

    Esip dolaştırdıkça

    Dağıdır aklımı yiter sünbülün

    1Sabah yeli esip onu dolaştırdıkça,

    2‘Dağıdır aklımı yiter sünbülün.’

    İlk dizede sabah yelinin sümbül saçı dolaştırması açıktır. İkinci dizede ‘dağıdır’, ‘yiter’ ve ‘sünbülün’ arasındaki özne-yüklem bağı kapalıdır; bunu iki ayrı kesin yargıya bölmek yerine basılı yüzey korunur, akıl kaybı yalnız olasılık olarak belirtilir.

  7. 7

    Ne sâat geçirdi leyl ü nehârın

    Ne dosta bağıban verdi tîmarın

    1Gece gündüz hangi saatleri geçirdi?

    2‘Ne dosta bağıban verdi tîmarın.’

    Sümbülün vakitleri ve bakımı soru zincirinde ele alınır. İkinci dizede dost, bahçıvan ve tımar arasındaki fail-nesne ilişkisi kesinleşmez; günümüz Türkçesi bahçıvanın sümbülü belirli bir dosta verip baktığı biçiminde yeni bir olay kurmaz.

  8. 8

    Ne âb-ı sâfîden aldı bahârın

    Acep ne bağçede biter sünbülün

    1Baharını hangi duru sudan aldı?

    2Acaba sümbülün hangi bahçede yetişir?

    Duru su, sümbülün tazeliğini besleyen kaynak olarak düşünülür; ardından hangi bahçede yetiştiği sorulur. Bahar kelimesi burada hem mevsim canlılığını hem de güzelliğin aldığı gücü taşır, fakat belirli bir yer veya su adı ileri sürülmez.

  9. 9

    Ey hüsnü bînazîr

    Gülün de hoş amma bülbülün de kat

    1Ey güzelliği benzersiz ‘serv-i sehîkat’;

    2gülün de güzel, ama bülbülünü de kat.

    Sevgili servi imgesiyle yüceltilir; ‘serv-i sehîkat’ tamlamasının ikinci öğesi baskı yüzeyinde açık olsa da kesin sözlük karşılığı doğrulanmamıştır. Bu nedenle ‘uzun ve cömert’ gibi iki ayrı nitelik üretilmez, tarihî tamlama aparatta tutulur.

  10. 10

    Bir ednâ kulunum etme beni ret

    Ömer üftâdene yeter sünbülün

    1Ben değersiz bir kulunum, beni reddetme;

    2sümbülün, düşkün Ömer’e yeter.

    İlk dize konuşanın kulluk konumunu ve reddedilmeme dileğini verir. ‘Ömer üftâdene’ yönelme ilişkisidir: sümbül düşkün Ömer’e yeter. Modern satır bunu Ömer’e yöneltilmiş ‘ey düşkün Ömer’ hitabına çevirmeden sevgili-saç-âşık bağını korur.

Kavram sözlüğü (7) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.117 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n117-63BB75F5387D. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.117, PDF 160; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘başa çıkardın’, Tahir/tâhir, ‘yiter sünbülün’, tımar rolleri ve ‘serv-i sehîkat’ ikinci tanık olmadan genişletilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirO güzel ceylan mübarek cuma günü gezintiye çıktı
Seyre çıktı ol güzel âhû mubârek cum’a gün
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

7 kavram bulundu.

velvele

Büyük uğultu ve heyecan.

Şebnem

Çiy; sümbül saç üzerindeki nem.

bâd-ı sabâ

Sabah yeli; koku veya haberi taşıyan aracı.

Tûbâ

Cennet ağacı; sevgilinin boyuna benzetme.

tîmar

Bakım ve gözetme.

serv-i sehîkat

Kaynakta bu biçimde geçen, kesin nitelik karşılığı doğrulanmamış servi tamlaması.

üftâde

Düşkün, aşka tutulmuş kişi; burada yönelme hâliyle Ömer.