DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Muhibbî/Şevk-i ruhuñuñ fikri ser-â-ser dili yakdı
Gazel · 16. yüzyıl

Şevk-i ruhuñuñ fikri ser-â-ser dili yakdı

Sevgilinin yanağını düşünmenin gönlü yakması ve şeker ağzın anılmasıyla iştahın kabarmasıyla başlayan gazel, saç kemendine yakalanan âşığı anlatır; yanağa yayılan saçta suya bırakılmış haç görür, yanan gönlün iniltisini rebaba bağlar ve tabibin Muhibbî'nin sararmış yüzüne acımasıyla kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    fikri ser-â-ser dili yakdı

    zikrile agzum suyı akdı

    1Yanağının arzusunu düşünmek gönlü baştan başa yaktı;

    2şeker ağzın anılınca ağzımın suyu aktı.

    Yanağın düşüncesi gönülde ateş, şeker ağız ise bedende su üretir. Yakmak ile ağız suyunu akıtmak aynı beyitte karşılaşır; sevgilinin iki yüz ayrıntısı âşığı biri yakıcı, öteki iştah uyandırıcı iki bedensel tepkiye sürükler.

  2. 2

    Dîvâneyem iy dost didüm bir nazar eyle

    Zülfini eyleyüben boynuma takdı

    1Ey dost, 'divaneyim, bir bak' dedim;

    2o da saçını kement yapıp boynuma taktı.

    Âşığın merhamet bekleyen bakış talebi özgürlüğe değil esarete yol açar. Sevgili saçını kement hâline getirip boyna geçirir; dîvânelik sözü böylece mecaz olmaktan çıkar ve yakalanmış kişinin görünür bağına dönüşür.

  3. 3

    Zülfini kodı üzre yine dilber

    Haçını gör ol kâfiri kim suya bırakdı

    1Sevgili yine saçını yanağının üstüne bıraktı;

    2bak o kâfire, haçını suya bıraktı.

    Parlak ve berrak yanak su yüzeyi, üzerine düşen çapraz saç telleri de haç olur. Sevgilinin kâfir diye anılması saç-haç benzetmesini tamamlar; görsel sahne inanç sözlüğünü yüzün iki çizgisine sığdırır.

  4. 4

    İnlerse oldı ‘aceb mi

    Devrân getürüp bir deriyi sîneme yakdı

    1Yanan gönül rebap olup inlerse şaşılır mı?

    2felek getirip göğsüme bir deri gerdi.

    Göğüs, üzerine deri gerilen rebabın gövdesine; yanan gönlün sesi de çalgının iniltisine dönüşür. Devrân yalnız acıyı dolaştırmaz, âşığın bedenini bizzat saz hâline getirerek feryadı sürekli üreten bir düzene bağlar.

  5. 5

    Dil-hastesinüñ hâlini dün sordı tabîbüm

    Rahm itdi Muhibbî ki meger beñzüme bakdı

    1Tabibim dün gönül hastasının hâlini sordu;

    2Muhibbî, meğer yüzüme bakıp acımış.

    Tabibin sorusu sözden önce yüzün rengine dayanır; sararmış beniz gönül hastalığını dışarı vuran teşhis işaretidir. Mahlas, konuşanı hem hasta hem kendi hâlini anlatan kişi yapar; merhametin sebebi bedende okunur.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

adile1890:p217:g2 bağımsız görsel karşılaştırmada kaynakla birebir bulundu; mahlas kapanışta açıktır.

Atıf kanıtını aç ↗

adile1890:p217:g2; Âdile Sultan 1890, basılı s. 217. Gövde, Muhibbî mahlaslı son ve sonraki incipit 500 dpi görselde kapatıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSultân-ı ‘ışk sîneme dikdi livâsınıMuhibbî · Gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

Şevk-i ruhuñuñ

Yanağını görme arzusunun

Şekker dehenüñ

Şeker kadar tatlı ağzının

kemend

Yakalamak için atılan ilmekli bağ

‘ârızı

Yanağı

rebâb

Göğsüne deri gerilmiş telli saz

dil-i sûzân

Yanan gönül