DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Muhibbî/Sultân-ı ‘ışk sîneme dikdi livâsını
Gazel · 16. yüzyıl

Sultân-ı ‘ışk sîneme dikdi livâsını

Aşk sultanının göğse sancak dikerek gedayı âleme şah kıldığı gazel, dünya nimetini hırsla yemenin hazımsızlığına karşı uyarır; gönül tabibinin kapısını şifa evi sayar, neyin sesini âşığın iniltisine uydurur ve harabat yolcusunun kırık kovasını Cem'in kadehine değişmemesiyle biter.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Sultân-ı ‘ışk sîneme dikdi

    Şâh eyledi ‘âleme bu ben

    1Aşk sultanı sancağını göğsüme dikti;

    2bu yoksul kulunu dünyaya şah yaptı.

    Aşk dışarıdan fetheden bir sultan gibi sancağını âşığın göğsüne diker. Sonuç, siyasal rütbenin tersine çevrilmesidir: maddi bakımdan gedâ olan kişi, aşkın işaretini taşıdığı için bütün âleme şah olur.

  2. 2

    Her kim ki cihân ni‘metini yiye hırs-ıla

    Elbette anuñ çekse gerek

    1Dünya nimetini hırsla yiyen herkes,

    2elbette onun hazımsızlığını çekmek zorundadır.

    Dünya nimetleri soyut bir servet değil ölçüsüzce yenen yiyecek gibi tasarlanır. Hırs tüketimi artırırken imtilâ bedensel karşılığı olur; beyit dünyevi iştahın cezasını aynı sindirim mecazı içinde doğrudan üretir.

  3. 3

    Ol dil tabîbi kapusı ola

    Lâyık mıdur gözlemeye mübtelâsını

    1O gönül tabibinin kapısı şifa evi olsun;

    2müptelasını beklemesi ona yaraşmaz mı?

    Sevgili gönül tabibi, kapısı da şifa evi olarak kurulur. Bu düzen içinde bekleyen taraf tabiptir; onun müptelası olan âşığı karşılaması, şifa dağıtan kimliğinin doğal gereği olarak sorulu bir beklentiye dönüşür ve ilacı verecek olanın hastaya yönelmesi istenir.

  4. 4

    Gam meclisinde nâleme âheng içün baña

    Uydurdı nâleme kendü sadâsını

    1Gam meclisinde iniltime eşlik etsin diye,

    2ney kendi sesini benim feryadıma uydurdu.

    Mecliste ölçüyü çalgı değil âşığın nâlesi belirler; ney kendi sesini ona uydurur. Böylece insan feryadı müziğin takip ettiği ana ezgiye dönüşür, gam da dinlenen bir makam gibi ortak ses alanı kurar.

  5. 5

    Virmez Muhibbî kûy-ı harâbât-ı ‘ışk olan

    eldeki sınmış kovasını

    1Muhibbî, aşk harabatının mahallesinde olan kişi,

    2elindeki kırık kovayı Cem'in kadehine vermez.

    Kırık kova maddi bakımdan değersiz, Cem'in kadehi ise hükümdarlık ve dünyayı gösteren kudret simgesidir. Harabat yolcusu kendi yoksul aracını üstün tutarak aşk tecrübesini efsanevi saltanat bilgisinden vazgeçilmez sayar.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

adile1890:p218:g3 bağımsız görsel karşılaştırmada kaynakla birebir bulundu; mahlas kapanışta açıktır.

Atıf kanıtını aç ↗

adile1890:p218:g3; Âdile Sultan 1890, basılı s. 218. Gövde, Muhibbî mahlaslı son ve sonraki incipit 500 dpi görselde kapatıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSûret-i dîvâr sanduñ göricek iy cân beniMuhibbî · Gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

livâsını

Sancağını

gedâsını

Yoksul kulunu

imtilâsını

Aşırı yemekten doğan dolgunluk ve hazımsızlığı

dârü’ş-şifâ

Hastaların tedavi edildiği şifa evi

nây

Ney sazı

Câm-ı Cem’e

Cemşid'in dünyayı gösterdiğine inanılan kadehine