Sûret-i dîvâr sanduñ göricek iy cân beni
Sevgilinin kendisini duvar resmi sanmasına hayranlıktan donup kalışıyla cevap veren âşık, saç bağına ve çene çukurunun zindanına gönüllü olur; Leyla-Mecnun çölünde dolaşır, yetim bıraktığı gözyaşlarının kan davasından korkar ve ağladıkça büyüyen gönül ateşiyle kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
sanduñ göricek iy cân beni
Bilmedüñ mi iy perî sen eyledüñ hayrân beni
1Ey can, beni görünce duvara çizilmiş bir resim sandın;
2ey peri, beni böyle hayran edip donduranın sen olduğunu bilmedin mi?
- 2
Zülfüñe bend olmışın gel koy
Tâ ebed kurtarmasun habs itsün ol zindân beni
1Saçına bağlandım; gel, beni çene çukurunun kuyusuna bırak;
2o zindan beni sonsuza dek tutsun, hiç kurtarmasın.
Saç önce âşığı bağlayan zincir, çene çukuru da içine atılacağı kuyu ve zindan olur. Konuşan kişi kaçış istemek yerine ebedî hapsi talep eder; sevgilinin yüzündeki iki ayrıntı gönüllü esaretin bağı ve mekânı olarak birleşir.
- 3
İy saçı Leylî yüz göstermeyüp
Eyledüñ ‘ışkuñ beni
1Ey saçı Leyla olan sevgili, Mecnun gönlüme yüzünü göstermedin;
2beni aşkının çölünde şaşkın şaşkın dolaştırdın.
Leylî sözü hem karanlık saçı hem Leyla'yı çağırır; âşığın gönlü buna karşılık Mecnun kimliğini alır. Yüzün görünmemesi yön duygusunu ortadan kaldırır ve konuşanı aşk beyabanında hedefi olmayan bir gezgine çevirir.
- 4
Kanına girdüm yire saldum yaşum
Korkaram yolum tutar âhir olur ol kan beni
1Gözyaşımın kanına girdim, yetimlerini yere saçtım;
2korkarım sonunda o kan önüme çıkar ve beni yakalar.
Akıtılan gözyaşı öldürülmüş bir ana-baba gibi düşünülür, yere düşen damlalar da onun yetimleri olur. Âşık kendi ağlayışını bir kan borcuna çevirerek mağdurken fail konumuna geçer; dökülen yaşın hesabının yolunu keseceğinden korkar.
- 5
İy Muhibbî âteşi gerçi ki yaş
Aglasam dahı beter yakar beni
1Ey Muhibbî, gerçi gözyaşı ateşi yatıştırır;
2ama ben ağladıkça yanan gönlüm beni daha beter yakar.
Mahlas beyti suyun ateşi söndürmesi yönündeki doğal beklentiyi tersine çevirir. Gözyaşı arttıkça gönül ateşi dinmek yerine şiddetlenir; böylece önceki beyitte yere saçılan yaşlar, aşk yangınının çaresi değil yakıtı olur.
Metnin kaynağı
Bağımsız görsel karşılaştırma adile1890:p216-217:g4 gövdesini kaynakla birebir buldu; kapanışta Muhibbî mahlası görselde açıktır.
Atıf kanıtını aç ↗adile1890:p216-217:g4. Âdile Sultan 1890 baskısında basılı s. 216–217 üzerindeki gövde, mahlaslı son ve sonraki ayrı incipit 500 dpi görselden kapatıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Âşık sevgili karşısında öylesine hareketsiz kalır ki canlı bir kişi değil duvar resmi sanılır. İkinci dize bu yanlış görüyü sevgiliye geri çevirir: donukluğun sebebi cansızlık değil, perinin güzelliğinin yarattığı hayranlıktır.