Yüzümi zerd eyledi ‘ışkuñ benüm ayvâ gibi
Aşkın yüzü ayva gibi sarartması ve hicranın bağrı kızıl lâleye çevirmesiyle başlayan gazel, Ferhâd ile Mecnûn’un acısını aşar; saç ejderhası, vefasız dünya ve kör gönül imgeleriyle ilerler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yüzümi eyledi ‘ışkuñ benüm ayvâ gibi
Bagrumı taş itdi hicrüñ gibi
1Aşkın yüzümü ayva gibi sararttı;
2ayrılığın bağrımı kırmızı lâle gibi ‘taş itdi’.
- 2
Görmedi Kûh-ı belâ içre belâyı
Çekmedi hicrânı Mecnûn bu dil-i şeydâ gibi
1Dağ delen Ferhâd bela dağında böylesi bir bela görmedi;
2Mecnûn da bu çılgın gönül kadar ayrılık çekmedi.
Ferhâd ve Mecnûn, aşk acısının geleneksel ölçüleri olarak çağrılır; ardından konuşanın derdi ikisini de aşar. Kûhken ile Kûh-ı belâ arasındaki ses bağı dağı hem kahramanın işi hem de acının mekânı hâline getirir.
- 3
yañagı tâbını eydür gören
‘Âleme odlar saçar biñ başlu ejderhâ gibi
1Saçının kıvrımları arasından yanağının parıltısını gören der ki:
2Bin başlı ejderha gibi âleme ateşler saçıyor.
Kıvrım kıvrım saç çok başlı ejderhaya, yanağın ışığı onun ağzından çıkan ateşe dönüşür. Karanlık saç ile parlak yüzü tek yaratıkta birleştiren benzetme, sevgilinin güzelliğini hem göz alıcı hem de yaklaşanı yakacak kadar tehlikeli kılar.
- 4
Bî-vefâlıkda oldugıyçün ‘âleme
Kendüye zînet virür ol bî-vefâ dünyâ gibi
1Vefasızlıkta dünyaya benzediği için
2o vefasız da dünya gibi kendini süsler.
Sevgili ile dünya arasındaki benzerlik güzellikte değil, süsün arkasındaki vefasızlıktadır. Zînet çekiciliği artırırken aynı anda aldanma uyarısı üretir; görünen parlaklık kalıcı bağlılığın değil, geçici dünyanın yöntemidir.
- 5
Ey Muhibbî kankı dilde yok mahabbetden eser
Cân gözini açmaya ol gibi
1Ey Muhibbî, hangi gönülde sevgiden bir iz yoksa
2o, kör göz gibi can gözünü açamaz.
Mahlas beyti sevgiyi iç görüşün şartı sayar. Mahabbet izi bulunmayan gönül, fiziksel göz açık olsa bile nâ-bînâdır; can gözünü açamamak bilgisel bir eksiklikten çok, sevme yetisinin yokluğuna bağlanır.
Metnin kaynağı
adile1890:p221:g3 görselinde kapanış beyti Muhibbî mahlasını açıkça taşır.
Atıf kanıtını aç ↗adile1890:p221:g3. Dîvân-ı Muhibbî, Âdile Sultan 1890, basılı/PDF 221/PDF 225: 5 beyit/10 dize, Muhibbî mahlaslı kapanış ve Hüsn ile tarâvet ezelî sen güle düşdi sonraki sınırı 500 dpi görselde exact doğrulandı. İkinci dizedeki ‘taş itdi’ yüzeyi ikinci bir sözlük veya metin tanığıyla çözülemediğinden aynen korunmuş; günümüz Türkçesinde taşırmak ya da taşlaştırmak anlamlarından biri kesinleştirilmemiştir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cân eder şem'-i ruhun şevkine pervânelikMuhibbî · Gazel→
Ayvanın sarısı aşkın yüzdeki solgunluğunu, kırmızı lâle benzetmesi ise hicranın bağırdaki etkisini renkleştirir. Kaynaktaki ‘taş itdi’ yüklem yüzeyi ikinci bir sözlük veya metin tanığı olmadan taşırmak ya da taşlaştırmak diye çözülmedi; ilişki ihtiyatla açık bırakıldı.