Sînem Üzre Adedi Yok Dağların
Göğüsteki sayısız dağ yarası, gurbet ve sevgili hasretiyle büyür. Mezarın yol üstünde olmasını isteyen âşık, gelip geçenlerden merhamet bekler; elif gibi boyunun bükülmesi, aşkın bedende bıraktığı kalıcı izi tamamlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
üzre adedi yok dağların
Çarh-ı felek saldın bulam dağların
1Göğsümde sayısız aşk yarası vardır.
2Feleğin çarkı üzerime dağ üstüne dağ yığdı.
- 2
Yâr elinden yârelidir bu
Boranına dumanına pûsine
1Bu göğüs sevgilinin eliyle yaralandı.
2Onun boranına, dumanına ve pusuna tutuldu.
Sine sevgilinin eliyle yaralanmıştır; boran, duman ve pus da bu yaralı alanı kuşatır. İç acının üstüne çöken hava, görüşü ve nefesi daraltarak ayrılık duygusunu ağırlaştırır.
- 3
Gurbette mekânım oldu yâd eller
Şimdi yârin ellerini yâd eller
1Gurbette yabancı ülkeler bana mekân oldu.
2Şimdi sevgilinin elleri yabancı ellerdedir.
Gurbette yabancı eller mekân olmuştur; şair şimdi sevgilinin ellerini de uzaktan anar. “El” kelimesinin iki anlamı, yabancı diyarla özlenen temas arasında dokunaklı bir geçiş kurar.
- 4
Zemmedüben nite gerek yad eller
Ben ermedim ayağının busine
1Yabancı elleri nasıl kötüleyeyim?
2Ben sevgilinin ayağını öpmeye bile erişemedim.
Yabancıların nasıl kötülenmesi gerektiği sorulur; çünkü şair sevgilinin ayağını öpme muradına erişememiştir. Gurbet öfkesi, aslında kavuşamamanın ve hizmet gösterememenin kişisel acısından beslenir.
- 5
Gönül can rahşıdır akıl oyandır
Bana sun şerbet-i lâ’îin uyandır
1Gönül canın atıdır; ey akıl, uyan.
2Bana o yakut renkli dudaktan bir şerbet sun da uyanayım.
Gönül canın atı, akıl ise onu uyandıran güçtür; şair yakut renkli şerbet ister. Hareket, bilinç ve içecek imgeleri, uyuşmuş ruhu yeniden ayağa kaldıracak bir canlılık arayışında birleşir.
- 6
Devâdır kim dizginine uyandır
Tâ sînesin derûnuma bu
1Dizginine uyan kişi için bu şerbet devadır.
2Basılı “tâ sînesin derûnuma bu sîne” parçasında iki “sîne”nin sözdizimsel bağı kesinleşmiyor.
Dizgine uyandıran şeyin deva olduğu söylenir; sine iç dünyanın derinliğine kadar uzanır. At benzetmesi, duygunun başıboş koşmasını değil, iyileştirici bir yönlendirmeyle düzene girmesini bekler.
- 7
Kulağıma ses çalındı geçenler
Kabrimi yol üzere salın geçenler
1Geçenlerden kulağıma bir ses ulaştı.
2Ey yolcular, mezarımı yol üzerine yapın.
Kulağa geçenlerin sesi gelir; şair kabrinin yol üzerine yapılmasını ister. Ölümden sonra bile insan hareketinin yakınında kalma arzusu, unutulmama isteğini sıradan yolculara emanet eder.
- 8
Kani noldu bizden geçenler
Şefkat ile nazar etsin bu
1Bizden önce geçenler nerede, ne oldu?
2Geçenler bu göğse şefkatle baksın.
“Bizden önce geçenler nerede?” sorusu faniliği hatırlatır; yoldan geçenlerin bu sineye şefkatle bakması dilenir. Mezar, geçmişlerle gelecek yolcuları merhamet bakışında buluşturan bir durak olur.
- 9
Ömer dîvâneyim aklım yitirdim
Elif kaddim bu gün kafa yetirdim
1Ömer, deliye döndüm ve aklımı yitirdim.
2Elif gibi düz boyum bugün kaf harfi gibi büküldü.
Ömer aklını yitirmiş bir divanedir; elif gibi düz boyu bugün kaf harfi kadar bükülmüştür. Harf biçimleri, aşkın bedende yarattığı çöküşü yazının gözle görülür çizgilerine dönüştürür.
- 10
köşesinde hasta yatırdım
Ayın şını irgörünce bu
1Sıkıntı köşesinde hasta yatıyorum.
2Basılı “ayın şını irgörünce bu sîne” parçasında harflerle “bu sîne” arasındaki yüklem bağı kesinleşmiyor.
Şair mihnet köşesinde hasta yatarken ayın ve şın harflerinin bu sineye ulaştırılmasını ister. Harflerle kurulan gizli sevgili adı, yaranın tek devasını açıkça söylemeden işaret eder.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 37; görünür Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması birlikte doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 37; PDF 129; 10 birim/20 dize. Görünür mahlas, sınırlar, aparat ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sözümden mahabbet remzini alıpÂşık Ömer · Koşma→
Göğüste sayısız yara dağı vardır; feleğin çarkı şairi yine dağların arasına savurur. Bedendeki izlerle dış coğrafya üst üste gelir ve acı, kaçılacak yer bırakmayan geniş bir araziye dönüşür.