Sözümden Mahabbet Remzini Alıp
Sevgili, şairin aşkını anlayınca nazlanıp ondan uzaklaşır; âşık ise ekmek-tuz hakkından boynundaki ipe kadar sert imgelerle sadakat talep eder. Rakibe beddua ile sevgiliye merhamet çağrısı arasında gidip gelen ses, karşılıksız sevginin gurur kırıcı yönünü açar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sözümden mahabbet remzini alıp
Nâz ü istiğnâya başladı habîb
1Sevgili, sözümdeki aşk işaretini anlayınca
2nazlanıp kendini geri çekmeye başladı.
- 2
Ölümlü hastası olduğum bilip
Yanıma gelmeğe âr etti tabîb
1Aşkından ölümcül biçimde hasta olduğumu bildi.
2Ama doktor yanıma gelmeye utandı.
Âşığın ölümcül derecede hasta olduğunu bilen sevgili, tabip olduğu hâlde yanına gelmekten utanır. Şifa verebilecek kişinin uzak durması, aşk hastalığını hem ağırlaştırır hem de zalimce kılar.
- 3
hakkın basmak dilersin
Hayâtın bâbını yasmak dilersin
1Ekmeğin ve tuzun hakkını çiğnemek istiyorsun.
2Hayat kapısını yüzüme kapatmak istiyorsun.
Ekmek ve tuz hakkını çiğneme suçlaması, ortak geçmişin vefasına dayanır. Hayat kapısını kapatma arzusu, basit bir ayrılığı değil, eski yakınlığı inkâr eden ölümcül bir nankörlüğü anlatır.
- 4
Bu ben efkendeni asmak dilersin
Emrin olsun işte gerdan işte ip
1Benim gibi düşkünü asmak istiyorsun.
2Emrin başım üstüne; işte boyun, işte ip.
Yere serilmiş âşığı asmak isteyen sevgiliye boyun ve ip hazır diye cevap verilir. Bu meydan okuyan teslimiyet, can korkusunun aşk bağlılığı karşısında anlamını yitirdiğini gösterir.
- 5
Neyleyim cânıma devirdin beni
Sevgili yârimden ayırdın beni
1Canıma ne yaptın da beni böyle çevirdin?
2Beni sevgili yârimden ayırdın.
Rakip şairi canından bezdirip sevgili yârinden ayırmıştır. İç gücün kırılmasıyla dış ayrılık üst üste gelir; âşık hem kendisine hem sevdiğine yabancılaştırılmış hisseder.
- 6
Âhım ile halka duyurdun beni
Dilerim Allah’tan bulasın
1Ahımla beni herkese duyurdun.
2Ey rakip, Allah’tan karşılığını bulmanı dilerim.
Âhın halka duyurulması utancı büyütür; şair, rakibin de Allah’tan bir karşılık bulmasını diler. Gizli acının kamusal rezalete dönüşmesi, bedduanın duygusal temelini açıklar.
- 7
Adâlet yaraşır mürvetli câna
Ya irgör visâle bâkî bu câna
1Merhametli insana adalet yakışır.
2Ya bu cana kalıcı kavuşmayı eriştir,
Mert ve cömert kişiye adalet yaraşır; sevgiliden canı kalıcı kavuşmaya eriştirmesi istenir. Aşk talebi, merhamet dilinden çıkarılıp sevgilinin şanına uygun ahlaki bir görev olarak sunulur.
- 8
Böyle bî vefâlık düşer mi şâna
İki rahmetten kıl birini nasîb
1çünkü böyle vefasızlık senin şanına yakışmaz.
2Bana şu iki rahmetten birini nasip et.
Vefasızlığın sevgilinin şanına yakışmadığı söylenir ve iki rahmetten biri istenir. Kavuşma ya da ölüm olabilecek bu ikili çıkış, belirsizlik içinde sürmekten daha merhametli görünür.
- 9
Ey Ömer olmuşum dillerde
Sen vefâ kılmazsın ben sabr ü ârâm
1Ey Ömer, dillere düşüp kötü ün kazandım.
2Sen vefa göstermezsin; bende sabır ve huzur kalmaz.
Ömer dillere düşüp kötü ün kazanırken sevgili vefa göstermez; âşık da sabır ve sükûn bulamaz. Toplumsal itibar kaybı ile iç huzursuzluk, karşılıksız aşkın iki ayrı bedeli olur.
- 10
Neyleyim bu yüzden elverir eyyâm
Sende hüsün bende mahabbet garîb
1Ne yapayım, zaman ancak bu kadarına izin veriyor.
2Güzellik sende, sevgi bende; ikisi de yalnız kalmış.
Günlerin bu hâle ancak yettiğini söyleyen şair, sevgilide güzellik, kendisinde ise garip bir muhabbet bulunduğunu belirtir. Kapanış, eşitsiz ilişkinin iki tarafındaki sermayeyi hüzünle karşılaştırır.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 20; görünür Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması birlikte doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 20; PDF 121–122; 10 birim/20 dize. Görünür mahlas, sınırlar, aparat ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Şunda bir dilberin âhû gözleriÂşık Ömer · Koşma→
Sevgili, şairin sözündeki aşk işaretini anlayınca naz ve istiğnaya başlar. İtiraf yakınlık getirmek yerine mesafe üretir; sevilen kişi bildiği duyguyu kendi üstünlüğünün aracı yapar.