Şunda Bir Dilberin Âhû Gözleri
Ceylan gözlü sevgilinin sözü, dudağı, kaşı ve beni klasik güzellik mazmunlarıyla ayrıntılandırılır. Onu gören âşıkların aklını yitirmesi ve boyuna erişememesi, hayranlığı erişilmezlik duygusuna çevirir; şiir sonunda bir arzıhal ihtiyacı doğar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Şunda bir dilberin âhû gözleri
Güftâra geldikçe şîrin sözleri
1Şuradaki güzelin ceylan gözleri
2konuştuğunda sözleri tatlılaşır.
- 2
Aklımı fikrimi
Akıdır lebinden sükker ü güllâç
1Aklımı ve düşüncemi yağmaladı.
2Dudaklarından şeker ve tatlı akar.
Sevgili şairin aklını ve fikrini yağmalar; dudağından şekerle güllaç akar gibi bir tat yayılır. Zihinsel yenilgi, ağızdan gelen aşırı tatlılıkla gerekçelendirilerek aşk bir şölen ve talan olur.
- 3
Ben gibi ölümü hastası çoktur
Melâhat mülkünde nazîri yoktur
1Benim gibi onun aşkından ölümcül hasta olan çoktur.
2Güzellik ülkesinde onun benzeri yoktur.
Şair gibi ölümcül hastalığa düşenlerin çokluğu belirtilir; buna rağmen sevgilinin güzellik ülkesinde benzeri yoktur. Ortak ıstırap, onun eşsizliği etrafında çoğalan bir âşık kalabalığı kurar.
- 4
Kaşlar kazâ yayı kirpiği oktur
Dilrübâlar içre cümleye sertâc
1Kaşları kader yayı, kirpikleri oktur.
2Gönül çelenlerin hepsinin baş tacıdır.
Kaşlar kaza yayı, kirpikler ok olarak tasvir edilir; sevgili bütün gönül kapanların baş tacıdır. Güzellik, hem yaralayan silahlar hem de kendi sınıfının hükümdarlığıyla anlatılır.
- 5
Hâl-i hindûları rûya dökülmüş
Ebrûları kıl kalemle çekilmiş
1Siyah benleri yüzüne dökülmüş.
2Kaşları ince bir kalemle çizilmiş gibidir.
Yüzdeki siyah benler dökülmüş, kaşlar ince bir kalemle çizilmiş gibidir. Renk ve çizgi ayrıntıları, sevgilinin çehresini özenle işlenmiş bir yazı ve resim yüzeyine dönüştürür.
- 6
Gören üftâdenin kaddi bükülmüş
Sanki tavâf eder Kâ’be’yi huccâc
1Onu gören düşkün âşığın beli bükülür.
2Sanki hacılar Kâbe’yi tavaf etmektedir.
Onu gören düşkün âşığın beli bükülür; bu eğiliş Kâbe’yi tavaf eden hacıların hâline benzetilir. Sevgili çevresindeki aşk hareketi, saygı ve teslimiyet taşıyan kutsal bir dönüş kazanır.
- 7
Ol saçı Leylâ’ya kim nazar kılur
Aklın cem’edemez dîvâne olur
1Kim o Leyla gibi saçlara bakarsa
2aklını toparlayamaz, deliye döner.
Leyla kadar karanlık saça bakan kişi aklını toplayamaz ve divane olur. Saçın rengiyle meşhur aşk hikâyesinin adı birleşerek güzelliğin zihni dağıtan gücünü derinleştirir.
- 8
Yokluktan el çeken ganimet bulur
Ebvâb-ı hüsnünden bir kez alan bac
1Yokluktan vazgeçen kişi büyük bir nimet bulur.
2Güzellik kapılarından bir kez vergi alan zenginleşir.
Dünya malından el çeken kişi, güzellik kapılarından bir kez pay aldığında gerçek ganimeti bulur. Maddi yoksunluk, sevgilinin yüzünde daha değerli bir zenginliğe erişme imkânına çevrilir.
- 9
Ey Ömer neyleyim kokulmaz gülüm
Yüz be yüz söylesem yanılur dilim
1Ey Ömer, koklayamadığım gülüm için ne yapayım?
2Yüzüne karşı konuşsam dilim dolaşır.
Ömer koklayamadığı güle seslenir; yüz yüze konuşsa bile dili şaşacaktır. Yakınlık arzusu ile söyleme yetersizliği arasındaki gerilim, sevgilinin erişilmezliğini yalnız mesafeye bağlamaz.
- 10
Kadd-i bâlâsına erişmez elim
Arzıhal sunmağa kıldım ihtiyâç
1Elim onun uzun boyuna erişmez.
2Bu yüzden hâlimi yazıyla sunmak zorunda kaldım.
Şairin eli sevgilinin uzun boyuna erişmez; bu yüzden hâlini bir dilekçe gibi sunmak zorunda kalır. Bedensel uzaklık, sözün resmî ve alçak gönüllü aracılığıyla aşılmaya çalışılır.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 24; görünür Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması birlikte doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 24; PDF 123–124; 10 birim/20 dize. Görünür mahlas, sınırlar, aparat ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Yalancı dünyâya aldanma yâhüÂşık Ömer · Koşma→
Ahu gözlü güzel konuşmaya başladığında sözleri tatlılaşır. Bakışla sesin birlikte etkili oluşu, sevgiliyi yalnız görülen bir yüz değil, konuşmasıyla da âşığı kendine çeken canlı bir kişi yapar.