DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Yalancı Dünyâya Aldanma Yâhü
Koşma · 17. yüzyıl

Yalancı Dünyâya Aldanma Yâhü

Dünya, kimsenin kalıcı olarak konaklayamadığı iki kapılı bir virane diye tasvir edilir. Mevsimlerin, suların, ayın ve yıldızların durmadan devri; insana bağa bahçeye aldanmamasını, doğru yolu seçmesini ve geçiciliği unutmamasını söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Yalancı dünyâya aldanma yâhü

    İki kapılı bir virânedir bu

    1Ey dost, yalancı dünyaya aldanma.

    2Burası iki kapılı bir harabedir.

    Dünya, insanı aldatan ve iki kapısı bulunan yıkık bir hana benzetilir. Giriş ile çıkışın kaçınılmazlığı, burada kalıcılık aramanın boşluğunu daha ilk beyitte açık bir uyarıya dönüştürür.

  2. 2

    Bu dernek dağılır bu an eğlenmez

    Bunda konan güçer mihman eğlenmez

    1Bu topluluk dağılır; hiçbir an kalıcı değildir.

    2Buraya konan misafir göçer, oyalanmaz.

    Kurulan topluluğun hemen dağılacağı, bu konakta hiçbir misafirin sürekli kalamayacağı söylenir. İnsan ilişkileri ve ömür, geçici bir konaklama düzeni içinde birlikte düşünülür.

  3. 3

    Bakma bunun karasına akına

    Benzer heman oğlan oyuncağına

    1Dünyanın karasına da akına da aldanma.

    2O, yalnızca bir çocuk oyuncağına benzer.

    Dünyanın akına ya da karasına bakmamak, iyi ve kötü görünen yüzlerine aynı mesafeyi koymayı gerektirir. Oğlan oyuncağı benzetmesi, çekici görünen uğraşların ciddiyetsiz ve kısa ömürlü olduğunu anlatır.

  4. 4

    Gönül verme bostanına bağına

    Bunda âkil olan insan eğlenmez

    1Bahçesine ve bağına gönül verme.

    2Burada akıllı insan uzun süre kalmaz.

    Bağa ve bostana gönül bağlamama öğüdü, güzelliğin bile kalıcılık sağlamadığını belirtir. Aklını kullanan insanın burada oyalanmaması, zevkten kaçmaktan çok onun geçici niteliğini bilmesine dayanır.

  5. 5

    Doğrusuna gide görün yolların

    Dünyâ zindânıdır mü’min kulların

    1Yolların doğru olanından yürümeye çalış.

    2Dünya, inanan kullar için bir zindandır.

    Doğru yollara yönelme çağrısı, dünyanın inanan kullar için bir zindan olduğu düşüncesiyle açıklanır. Yol seçimi, sıkışmış dünyevi hâlden manevi özgürlüğe çıkmanın şartı olur.

  6. 6

    Çeke görün darbın yüce yılların

    Zindanda olan hod insan eğlenmez

    1Uzun yılların darbelerine katlan.

    2Zindandaki insan zaten oyalanamaz.

    Yılların ağır darbelerine dayanmak, zindandaki insanın bekleyişine benzetilir. Zaman bedeni ve ruhu zorlasa da bu sıkıntı, kalıcı bir yurt sanılmaması gereken geçici mahpusluğun parçasıdır.

  7. 7

    Ey gafil ne sandın bu rûzigârı

    Yükün yüklede gör evvelce bâri

    1Ey gafil, bu zamanı ne sandın?

    2Hiç olmazsa yükünü önceden hazırlat.

    Gafil kişiye zamanın ne olduğunu sormak, onu yükünü erkenden hazırlamaya çağırır. Rüzgâr gibi geçen ömür karşısında tedbir, yolculuk başlamadan önce yapılması gereken bilinçli bir hazırlıktır.

  8. 8

    Durur mu anladın tâze bahârı

    Yoksa yolcu gider kervan eğlenmez

    1Taze baharın duracağını mı düşündün?

    2Yolcu gider; kervan beklemez.

    Taze baharın duracağı sanısı reddedilir; kervan, yolcu ve mevsim aynı geçiş fikrinde buluşur. En canlı dönem bile durmadan ilerleyen zamanın önünde konaklayamaz.

  9. 9

    Var ibâdet eyle Mevlâ yoluna

    Bir gün sefer düşer iline

    1Git, Mevlâ yolunda ibadet et.

    2Bir gün berzah ülkesine yolculuk çıkar.

    Mevlâ yolunda ibadet etmek, berzah ülkesine düşecek seferin hazırlığıdır. Ölüm uzak ve belirsiz bir son gibi değil, varılacak menzili bulunan zorunlu bir yolculuk olarak düşünülür.

  10. 10

    Bunda ne eylersen anda buluna

    Otağı kalkıcak sultan eğlenmez

    1Burada ne yaparsan orada karşına çıkar.

    2Sultanın otağı kalkınca kimse oyalanmaz.

    Bu dünyada yapılanın öte tarafta bulunacağı söylenir; otağ kalkınca sultanın bile bekleyememesi buna eklenir. Davranışın sonucu kalırken makam ve ihtişam geçici eşyaya dönüşür.

  11. 11

    Ömür tamâm olur defter dürülür

    Hak’kın dergâhına kullar derilir

    1Ömür biter, hesap defteri kapanır.

    2Kullar Hakk’ın huzurunda toplanır.

    Ömrün tamamlanması defterin dürülmesiyle anlatılır; kullar Hak dergâhında toplanır. Kişisel hayat sona erdiğinde kapanan kayıt, daha büyük bir hesap meclisinde yeniden açılacaktır.

  12. 12

    köprüsüyle kurulur

    Buyruğu tutulur ferman eğlenmez

    1Sırat Köprüsüyle terazi kurulur.

    2Buyruk uygulanır; ferman beklemez.

    Sırat köprüsü ve Mizan, ölüm sonrasındaki ölçü ve geçişi somutlaştırır. İlahi buyruğun durmadan işlemesi, dünyadaki hiçbir fermanın bu kesin düzeni erteleyemeyeceğini vurgular.

  13. 13

    nice oldu bunca peygamber

    Kani Halîlullah Sıddîk-ı ekber

    1Ey zahit, bunca peygamberin sonu ne oldu?

    2İbrahim Peygamber ve yüce Sıddık nerede?

    Zahide geçmiş peygamberlerin nerede olduğu sorulur; Halilullah ve Sıddık-ı Ekber anılarak en seçkin kişilerin bile göçtüğü hatırlatılır. Ölüm karşısında manevi mertebeler kalıcılık sağlamaz.

  14. 14

    Kani Ömer Osman, Bû Bekr ü Hayder

    Bunda gelen gider bir can eğlenmez

    1Ömer, Osman, Ebubekir ve Ali nerede?

    2Buraya gelen gider; hiçbir can kalıcı değildir.

    Ömer, Osman, Ebubekir ve Haydar’ın adları ölümün evrenselliğine tanık olur. Dünyaya gelen her canın gideceği hükmü, İslam tarihinin büyük şahsiyetleriyle sarsılmaz bir örneğe bağlanır.

  15. 15

    Sular olmuş gibi dîdâra akmış

    Mahabbet bahrinde bir katre akmış

    1Sular sevgilinin yüzüne doğru akar gibi akmış.

    2Sevgi denizine bir damla daha karışmış.

    Suların sevgilinin yüzüne doğru akması, muhabbet denizindeki tek damlanın yolculuğu gibi tasarlanır. Küçük bireysel sevgi, kendisini aşarak daha geniş ve ilahî bir aşk ummanına katılır.

  16. 16

    Dün gün akar çağlar meydana akmış

    Mevc urur çalkanır eğlenmez

    1Gece gündüz akıp çağlayarak meydana ulaşır.

    2Okyanus dalgalanıp çalkalanır, bir an durmaz.

    Gece gündüz çağlayan akışın meydana ulaşması, aşkın durdurulamaz hareketini sürdürür. Kabaran ve çalkalanan umman, ne zamanın ne de duygunun bir an için sabit kalabildiğini gösterir.

  17. 17

    Gerek yaz kış gerek bahâr ile güz

    Devrederler Hak’kın emriyle dübdüz

    1İster yaz, kış, bahar ya da güz olsun,

    2hepsi Hakk’ın emriyle düzenli biçimde döner.

    Yaz, kış, bahar ve güz ilahî emirle devreder. Mevsimlerin düzenli dönüşü, değişmenin başıboş olmadığını; dünyanın geçiciliğinin bile daha büyük bir buyruğa uyduğunu anlatır.

  18. 18

    Gerek ayiyle gerek ki yıldız

    Felekler rakseder bir an eğlenmez

    1Güneş, ay ve yıldızlar da öyledir.

    2Gökler dans eder, bir an bile durmaz.

    Güneş, ay ve yıldızlarla birlikte feleklerin sürekli raksı anılır. Kâinatın en büyük unsurları bile durmadan dönerken insanın dünyada sabit kalma arzusu bütünüyle yersiz görünür.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 8; görünür Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması birlikte doğrulandı.

Atıf kanıtını aç ↗

Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 8; PDF 113; 18 birim/36 dize. Görünür mahlas, sınırlar, aparat ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirYenile Meyletti Dil Bir Cânânın
Yenile meyletti dil bir cânânın
Âşık Ömer · Koşma

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Sırat

Ahiret inancında geçilmesi gereken köprü.

Mizan

Ahirette amellerin tartıldığı terazi.

zâhid

sofu

rûzigâr

Zaman, çağ.

berzah

Ölüm ile yeniden diriliş arasındaki ara âlem.

dîdâr

Yüz, çehre; sevgilinin cemali.

mihr

Güneş.

umman

Engin deniz.