Yalancı Dünyâya Aldanma Yâhü
Dünya, kimsenin kalıcı olarak konaklayamadığı iki kapılı bir virane diye tasvir edilir. Mevsimlerin, suların, ayın ve yıldızların durmadan devri; insana bağa bahçeye aldanmamasını, doğru yolu seçmesini ve geçiciliği unutmamasını söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yalancı dünyâya aldanma yâhü
İki kapılı bir virânedir bu
1Ey dost, yalancı dünyaya aldanma.
2Burası iki kapılı bir harabedir.
- 2
Bu dernek dağılır bu an eğlenmez
Bunda konan güçer mihman eğlenmez
1Bu topluluk dağılır; hiçbir an kalıcı değildir.
2Buraya konan misafir göçer, oyalanmaz.
Kurulan topluluğun hemen dağılacağı, bu konakta hiçbir misafirin sürekli kalamayacağı söylenir. İnsan ilişkileri ve ömür, geçici bir konaklama düzeni içinde birlikte düşünülür.
- 3
Bakma bunun karasına akına
Benzer heman oğlan oyuncağına
1Dünyanın karasına da akına da aldanma.
2O, yalnızca bir çocuk oyuncağına benzer.
Dünyanın akına ya da karasına bakmamak, iyi ve kötü görünen yüzlerine aynı mesafeyi koymayı gerektirir. Oğlan oyuncağı benzetmesi, çekici görünen uğraşların ciddiyetsiz ve kısa ömürlü olduğunu anlatır.
- 4
Gönül verme bostanına bağına
Bunda âkil olan insan eğlenmez
1Bahçesine ve bağına gönül verme.
2Burada akıllı insan uzun süre kalmaz.
Bağa ve bostana gönül bağlamama öğüdü, güzelliğin bile kalıcılık sağlamadığını belirtir. Aklını kullanan insanın burada oyalanmaması, zevkten kaçmaktan çok onun geçici niteliğini bilmesine dayanır.
- 5
Doğrusuna gide görün yolların
Dünyâ zindânıdır mü’min kulların
1Yolların doğru olanından yürümeye çalış.
2Dünya, inanan kullar için bir zindandır.
Doğru yollara yönelme çağrısı, dünyanın inanan kullar için bir zindan olduğu düşüncesiyle açıklanır. Yol seçimi, sıkışmış dünyevi hâlden manevi özgürlüğe çıkmanın şartı olur.
- 6
Çeke görün darbın yüce yılların
Zindanda olan hod insan eğlenmez
1Uzun yılların darbelerine katlan.
2Zindandaki insan zaten oyalanamaz.
Yılların ağır darbelerine dayanmak, zindandaki insanın bekleyişine benzetilir. Zaman bedeni ve ruhu zorlasa da bu sıkıntı, kalıcı bir yurt sanılmaması gereken geçici mahpusluğun parçasıdır.
- 7
Ey gafil ne sandın bu rûzigârı
Yükün yüklede gör evvelce bâri
1Ey gafil, bu zamanı ne sandın?
2Hiç olmazsa yükünü önceden hazırlat.
Gafil kişiye zamanın ne olduğunu sormak, onu yükünü erkenden hazırlamaya çağırır. Rüzgâr gibi geçen ömür karşısında tedbir, yolculuk başlamadan önce yapılması gereken bilinçli bir hazırlıktır.
- 8
Durur mu anladın tâze bahârı
Yoksa yolcu gider kervan eğlenmez
1Taze baharın duracağını mı düşündün?
2Yolcu gider; kervan beklemez.
Taze baharın duracağı sanısı reddedilir; kervan, yolcu ve mevsim aynı geçiş fikrinde buluşur. En canlı dönem bile durmadan ilerleyen zamanın önünde konaklayamaz.
- 9
Var ibâdet eyle Mevlâ yoluna
Bir gün sefer düşer iline
1Git, Mevlâ yolunda ibadet et.
2Bir gün berzah ülkesine yolculuk çıkar.
Mevlâ yolunda ibadet etmek, berzah ülkesine düşecek seferin hazırlığıdır. Ölüm uzak ve belirsiz bir son gibi değil, varılacak menzili bulunan zorunlu bir yolculuk olarak düşünülür.
- 10
Bunda ne eylersen anda buluna
Otağı kalkıcak sultan eğlenmez
1Burada ne yaparsan orada karşına çıkar.
2Sultanın otağı kalkınca kimse oyalanmaz.
Bu dünyada yapılanın öte tarafta bulunacağı söylenir; otağ kalkınca sultanın bile bekleyememesi buna eklenir. Davranışın sonucu kalırken makam ve ihtişam geçici eşyaya dönüşür.
- 11
Ömür tamâm olur defter dürülür
Hak’kın dergâhına kullar derilir
1Ömür biter, hesap defteri kapanır.
2Kullar Hakk’ın huzurunda toplanır.
Ömrün tamamlanması defterin dürülmesiyle anlatılır; kullar Hak dergâhında toplanır. Kişisel hayat sona erdiğinde kapanan kayıt, daha büyük bir hesap meclisinde yeniden açılacaktır.
- 12
köprüsüyle kurulur
Buyruğu tutulur ferman eğlenmez
1Sırat Köprüsüyle terazi kurulur.
2Buyruk uygulanır; ferman beklemez.
Sırat köprüsü ve Mizan, ölüm sonrasındaki ölçü ve geçişi somutlaştırır. İlahi buyruğun durmadan işlemesi, dünyadaki hiçbir fermanın bu kesin düzeni erteleyemeyeceğini vurgular.
- 13
nice oldu bunca peygamber
Kani Halîlullah Sıddîk-ı ekber
1Ey zahit, bunca peygamberin sonu ne oldu?
2İbrahim Peygamber ve yüce Sıddık nerede?
Zahide geçmiş peygamberlerin nerede olduğu sorulur; Halilullah ve Sıddık-ı Ekber anılarak en seçkin kişilerin bile göçtüğü hatırlatılır. Ölüm karşısında manevi mertebeler kalıcılık sağlamaz.
- 14
Kani Ömer Osman, Bû Bekr ü Hayder
Bunda gelen gider bir can eğlenmez
1Ömer, Osman, Ebubekir ve Ali nerede?
2Buraya gelen gider; hiçbir can kalıcı değildir.
Ömer, Osman, Ebubekir ve Haydar’ın adları ölümün evrenselliğine tanık olur. Dünyaya gelen her canın gideceği hükmü, İslam tarihinin büyük şahsiyetleriyle sarsılmaz bir örneğe bağlanır.
- 15
Sular olmuş gibi dîdâra akmış
Mahabbet bahrinde bir katre akmış
1Sular sevgilinin yüzüne doğru akar gibi akmış.
2Sevgi denizine bir damla daha karışmış.
Suların sevgilinin yüzüne doğru akması, muhabbet denizindeki tek damlanın yolculuğu gibi tasarlanır. Küçük bireysel sevgi, kendisini aşarak daha geniş ve ilahî bir aşk ummanına katılır.
- 16
Dün gün akar çağlar meydana akmış
Mevc urur çalkanır eğlenmez
1Gece gündüz akıp çağlayarak meydana ulaşır.
2Okyanus dalgalanıp çalkalanır, bir an durmaz.
Gece gündüz çağlayan akışın meydana ulaşması, aşkın durdurulamaz hareketini sürdürür. Kabaran ve çalkalanan umman, ne zamanın ne de duygunun bir an için sabit kalabildiğini gösterir.
- 17
Gerek yaz kış gerek bahâr ile güz
Devrederler Hak’kın emriyle dübdüz
1İster yaz, kış, bahar ya da güz olsun,
2hepsi Hakk’ın emriyle düzenli biçimde döner.
Yaz, kış, bahar ve güz ilahî emirle devreder. Mevsimlerin düzenli dönüşü, değişmenin başıboş olmadığını; dünyanın geçiciliğinin bile daha büyük bir buyruğa uyduğunu anlatır.
- 18
Gerek ayiyle gerek ki yıldız
Felekler rakseder bir an eğlenmez
1Güneş, ay ve yıldızlar da öyledir.
2Gökler dans eder, bir an bile durmaz.
Güneş, ay ve yıldızlarla birlikte feleklerin sürekli raksı anılır. Kâinatın en büyük unsurları bile durmadan dönerken insanın dünyada sabit kalma arzusu bütünüyle yersiz görünür.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 8; görünür Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması birlikte doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 8; PDF 113; 18 birim/36 dize. Görünür mahlas, sınırlar, aparat ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Yenile meyletti dil bir cânânınÂşık Ömer · Koşma→
Dünya, insanı aldatan ve iki kapısı bulunan yıkık bir hana benzetilir. Giriş ile çıkışın kaçınılmazlığı, burada kalıcılık aramanın boşluğunu daha ilk beyitte açık bir uyarıya dönüştürür.