Sînesin Göstermez Açmaz Ol Deri Birden Bire
Kapı anlamındaki “der” ile deri, harf ve Farsça çağrışımlarını iç içe geçiren gazel, vuslatın dilini birden çözülemeyen bir bilmeceye dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sînesin göstermez açmaz ol deri birden bire
Bâd-ı serv-âbdan saklar deri birden bire
1O sevgili göğsünü göstermez, o kapıyı birden açmaz;
2servi-suyu rüzgârından kapıyı birden saklar.
- 2
Şöyle oldum semt-i
Zarfdur sanmam hele harf-i deri birden bire
1Kavuşma kapısının yönüne öyle göz diktim ki,
2“der” sözünü hemen yalnız bir zarf sanmam.
İkinci beyitte konuşan gözünü vuslat kapısının yönüne diker ve “der”i yalnızca bir zarf saymayı reddeder. Redif böylece dil bilgisi düzeyine taşınır: aynı hece hem yer bildiren edat hem kapının kendisi olarak okunmaya açık kalır.
- 3
Hak sözi evvel-be-evvel söylemez medhiñ müzâk
Bulmadım bu bâbda toğrı deri birden bire
1Övgünün tadı doğru sözü ilk anda söylemez;
2bu konuda doğru bir “der”i birden bulamadım.
Üçüncü beyit övgünün tadını doğru sözün önüne koyar: “medhiñ müzâk”ı hakikati ilk anda söyletmez. Bu yüzden konuşan aynı “bâb” içinde doğru bir “der” bulamadığını bildirir; kapı sözcüğü burada konu başlığı anlamıyla da çalışır.
- 4
Eğrilik tahrîf erbâbından añlatmaz peşîn
Añlaşılmaz harf-i bâ deri birden bire
1Eğrilik, sözü bozanlarca önceden anlatılmaz;
2kekemelik içindeki “bâ” harfi ve “der” birden anlaşılmaz.
Dördüncü beyitte eğrilik ile “tahrîf erbâbı” yan yana gelir ve peşin bir anlaşma imkânı kalmaz. “Bâ” harfi ile “luknet” bir araya getirilerek harfin kendisi kekeme bir söyleyişe dönüşür; tek bir kesin dil bilgisi çözümü ileri sürülmez.
- 5
Gözlerin bir lahza kırpmaz ‘âşık-ı hasret-zede
Devşirilmez bî-tekellüf yaş deri birden bire
1Hasret düşkünü âşık gözlerini bir an bile kırpmaz;
2gözyaşı zahmetsizce birden devşirilmez.
Beşinci beyit gözü kırpmama ile gözyaşı devşirmeyi karşı karşıya koyar: hasret düşkünü âşık bir an kırpmaz, ama yaş da zahmetsizce toplanmaz. “Devşirmek” fiili gözyaşını emek isteyen bir hasat gibi gösterir.
- 6
Istılâh-ı ‘ışk bir başka edâdur Kâniyâ
Fehm olunmaz deri birden bire
1Ey Kânî, aşkın terimleri başka bir söyleyiştir;
2Farsçanın “der”i birden anlaşılmaz.
Makta aşkın terimlerini ayrı bir eda sayar ve Farsçanın “der”ini bu ayrılığın örneği yapar. Şiir boyunca dolaştırılan hece son dizede bir dil adına bağlanınca, anlaşılmama redifin şakası olmaktan çıkıp bir dil iddiasına dönüşür.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e7912dc2-9d1e-4325-af4a-c55ffa865ab5:g172-pdf308-printed300. Elbir neşrinde G172, basılı s. 300/PDF 308; 12 dize, basılı ölçü kalıbının adı ve G172 numarası-incipit-6 beyit-Kânî mahlası-sonraki numaralı başlık ile tam sınır görselden sabittir. Basılı metin “Bâd-ı serden âhdan”, “Şöyle ol dem”, “añlanmaz” ve “bâ-lukne’t-deri” biçimlerini verir. Ana Fârisiyyât okuması korunur; basılı aparat Fârisiyyâb varyantını verir. Profildeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla “der” sesini kapı ile deri arasında salındırır: sevgili ne göğsünü gösterir ne kapıyı açar. İkinci dizedeki güç “serv-âb” tamlaması yeni bir olaya zorlanmadan servi ve su rüzgârı sözleriyle korunur; saklama fiili açılmayışı ikinci kez pekiştirir.