Şûh-ı bed-hûy-ı kazâ zann etme nâz eyler bana
Kaderi huysuz fakat naz eden bir güzel olarak kişileştiren gazel, cellat bakışını yalvarışa çevirir; anlam Ankası, vahiy aynası ve Fehîm’in ruhuyla şairin hayal kudretini yükseltir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
zann etme nâz eyler bana
Bîm-i cândan çeşm-i cellâd-ı niyâz eyler bana
1Kaderin kötü huylu güzelinin bana naz ettiğini sanma;
2can korkusuyla celladın gözü bana yalvarır.
- 2
Öyle bir ankâ-yı ma‘nâyım ki sayda tab‘ımı
Şâh-ı endîşem hümâ-yı şâhbâz eyler bana
1Ben öyle bir anlam Ankasıyım ki yaradılışımı avlamak için
2düşüncemin şahı, Hümâ’yı bana avcı bir doğan kılar.
Şair kendisini avlanamaz anlam Ankası sayar; düşüncesinin hükümdarı Hümâ’yı bile ona avcı doğan yapar. Efsanevi iki kuş aynı av sahnesine girer. Hümâ’nın talih dağıtan yüceliği, Anka niteliğindeki anlamı yakalamak için hizmet eden araca dönüşür.
- 3
Kalbim ol âyine-i -ı aşk kim
Tûtî-i Cibrîli eyler bana
1Kalbim, aşk vahyinin nakşını taşıyan öyle bir aynadır ki
2Cebrâil papağanını bana sır öğrenmiş bir kuş kılar.
Kalp aşk vahyinin nakşını taşıyan aynadır; bu ayna Cebrâil papağanını şaire sır öğrenmiş kuş yapar. Papağanın aynaya bakarak konuşmayı öğrenmesi çağrışımı, vahiy ve sır diliyle yükseltilir. Kalp pasif yüzey değil ruhani habercinin bile eğitim aldığı bilgi alanıdır.
- 4
Çeşm-i âteş-pâre ammâ çeşme-i âb-ı hayât
La‘l-i cân-bahş-ı bütân eyler bana
1Göz ateş parçasıdır; ama aynı zamanda hayat suyu çeşmesidir;
2güzellerin can bağışlayan yakut dudağı beni yakıp eritir.
Göz ateş parçası ve aynı zamanda hayat suyu çeşmesi gibi görünür; güzellerin can bağışlayan yakut dudağı ise şairi yakıp eritir. Şifa ile yakıcılık organlar arasında yer değiştirir. Can veren dudak acı üretirken tehlikeli göz yaşam kaynağına dönüşür.
- 5
Gâlibim ol kahramân-tab‘ım ki ben rûh-ı
Havf edip bin dürlü vaz‘-ı dil-nüvâz eyler bana
1Ben Gâlib’im; öyle kahraman yaradılışlıyım ki Fehîm’in ruhu
2korkuya kapılıp bana bin türlü gönül okşayan tavır gösterir.
Gâlib kahraman yaradılışını öyle yüceltir ki Fehîm’in ruhunun korkup ona bin türlü gönül okşayan tavır gösterdiğini söyler. Maktadaki iddia biyografik olay değil şiir geleneği içindeki fahriyedir. Önceki şairin ruhu rakip ve saygı gösteren tanık rolüne alınır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.2ceda48e-bb93-400b-be84-ee90c0346a49:g5-pdf325-326. Açık lisanslı tez ekinde G.5, basılı 305–306/PDF 325–326, 5 beyit; G.5'in Gâlib mahlaslı beşinci beyti PDF 326'da tamamlanır ve hemen ardından G.7 başlığı başlar. Şiir numarası ile named aruz kalıbı ana kaynak dosya PDF 79, Tablo 3'te bağlıdır. İncipitteki Hûh/Şûh farkı gövdeyi etkileyen açık bir kritik düzeltmedir: ana görselin zayıf Hûh-benzeri glifi yerine Kalkışım tanığının ‘Şûh’ okuması kullanıldı; bu işlem sessiz değildir. Kalkışım 1992 neşri yalnız G numarası, tam sınır ve belirtilen kısa düzeltme için yalnızca araştırma amacıyla tanıktır; IA yükleyicisinin PDM etiketi çağdaş neşre uygulanmadı. CC BY resmî AVESIS profilindeki dosya-ek ilişkisindedir; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Kaderin kötü huylu güzelinin şaire naz ettiğini sanmamak gerekir; tersine celladın gözü bile can korkusuyla ona yalvarır. Kaynaktaki ‘zann etme’ gerçek bir olumsuz emirdir, nazın doğrulanması değildir. Şair öldürücü güçleri ters çevirip kendisini korkulan taraf yapar.