DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Sünbülün sahn-ı lâtifinden tutar dâmânı gül
Şiir · 17. yüzyıl

Sünbülün sahn-ı lâtifinden tutar dâmânı gül

Gül, sümbülün güzel alanında eteğe tutunan ve ilkbahar bahçesine şan veren canlı bir varlık gibi övülür. Sabah akşam Tanrı’yı anması, zarafet göstermesi ve Hz. Peygamber’in terinden yaratıldığına dair geleneksel inanış, onu diğer çiçeklerden üstün kılar. Her kesimin beğendiği, taze ve nazik gül; bülbülün gezinti şehri, hükümdarın eğlencesi ve seher vaktinde insanı mest eden koku kaynağıdır. Mahlas beyti, goncanın açılışını dinlemeye çağırır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Sünbülün sahn-ı lâtifinden tutar dâmânı gül

    Nevbahâr-ı gülşen içre verdi elhak şânı gül

    1Gül, sümbülün hoş alanında onun eteğine tutunur.

    2İlkbahar bahçesinde gerçekten ona ün ve görkem kazandırdı.

    Gülün sümbülün eteğine tutunması çiçekleri insan hareketleriyle canlandırır. Bu yakınlık ilkbahar bahçesinin şanını artırır; gül tek başına sergilenen bir nesne değil, çevresindeki kokulu bitkilerle ilişki kurarak mevsime görkem kazandıran merkezdir.

  2. 2

    okur şâm u seherde yâd eder Sübhân’ı gül

    Şîve bâbında zarâfet gösterir şâhânı gül

    1Gül sabah akşam zikir okuyup Yüce Tanrı’yı anar.

    2Naz ve eda konusunda hükümdarlara yaraşır bir incelik gösterir.

    Sabah ve akşam zikir okuyan gül, açılıp kapanan yapraklarıyla ibadet eder gibi tasarlanır. Sübhân’ı anması doğal güzelliğe kutsal bir yön verir; şive ve zarafet alanındaki hükümdarca tavır ise onu çiçekler arasındaki seçkin konuma yükseltir.

  3. 3

    Niçe vasfın etmeyim serçeşmesidir anberin

    Ol dahi çekmektedir çevrini çarh-ı çenberin

    1Onu neden uzun uzun övmeyeyim; güzel kokunun kaynağıdır.

    2O bile feleğin çember biçimli eziyetini çekmektedir.

    Gül güzel kokunun baş kaynağı sayılırken feleğin çember biçimli çevrini çekmekten kurtulamaz. Övgünün ortasına yerleştirilen bu eziyet, üstün güzelliğin korunmuş bir ayrıcalık olmadığını; en değerli varlığın da zamanın döngüsüne bağlı kaldığını gösterir.

  4. 4

    Hâsıl olmuştur terinden Hazret-i Peygamber’in

    Kani zanbak kani lâle kani sünbül kani gül

    1Hz. Peygamber’in terinden meydana geldiği söylenir.

    2Nerede zambak, nerede lale, nerede sümbül; gülün yeri bambaşkadır.

    Hz. Peygamber’in terinden gül meydana geldiğine ilişkin kültürel anlatı, çiçeğin kokusuna kutsal köken verir. Zambak, lale ve sümbülün art arda sorulması onları bütünüyle değersizleştirmekten çok gülün benzersiz makamını karşılaştırmalı biçimde pekiştirir.

  5. 5

    Sad hezar meftûnu var erbâbını kul eylemiş

    Hak Taâlâ cümlesinden anı makbûl eylemiş

    1Yüz binlerce tutkunu vardır, ona gönül verenleri kul etmiştir.

    2Yüce Tanrı onu bütün çiçeklerden daha makbul kılmıştır.

    Sayısız meftun, gülün güzelliği karşısında kul hâline gelir; beğeni burada bağımlılık derecesine çıkar. Tanrı’nın onu makbul kıldığı sözü, çiçekler arasındaki üstünlüğü yalnız zevk yargısına değil yaratılıştan gelen ilahî seçime bağlar.

  6. 6

    Zümre-i taht-ı şehenşâhîde ma’dûl eylemiş

    Zannım oldur vakt ü asrın şevketi sultânı gül

    1Hükümdarlık tahtının topluluğunda ona denk bir yer vermiştir.

    2Sanırım gül, çağının kudreti ve sultanıdır.

    Gül hükümdarlık tahtının çevresinde denk ve itibarlı bir yere yerleştirilir. Şair onu zamanın şevketi ve sultanı sayarak bahçeyi siyasal bir düzene benzetir; çiçeğin hâkimiyeti kılıçla değil koku, renk ve toplu kabul yoluyla kurulur.

  7. 7

    Tab’ içün hiç kokmağa keyfi küyûfa benzemez

    Hâs u âm makbûlüdür hem serv-i kufa benzemez

    1Yalnız kokusu bile neşelendirmek için başka keyiflere benzemez.

    2Seçkinin de halkın da beğenisidir; basılı ‘serv-i kufa’ yüzeyi ikinci tanık olmadan açıklanamaz.

    İlk dize kokunun verdiği keyfi başka zevklerden ayırır; ikinci dize gülün seçkinler ve halkça beğenildiğini açıkça bildirir. Ardından gelen ‘serv-i kufa’ yüzeyi kaynakta açıklanmadığı için belirli bir servi türü ya da genel servi karşılaştırmasına çevrilmez.

  8. 8

    Şöyle ter nâzik lâtif hiç bir şükûfa benzemez

    Bülbül-i şûrîdenin seyrânı şehristânı gül

    1Böylesine taze, nazik ve hoş başka hiçbir çiçek yoktur.

    2Gül, coşkun bülbülün gezinti şehri ve ülkesidir.

    Tazelik, incelik ve hoşluk üçlü bir övgü dizisi oluşturur. Gül bülbülün yalnız konduğu çiçek değil, gezdiği bütün şehir ve ülke gibi genişletilir; çılgın âşığın hayat alanı sevgilinin tek bir beden imgesinde bütünüyle toplanır.

  9. 9

    Ol gül-i hamrâlar içün intizarda pençesi

    Gam mıdır olsa cihanda pâdişâh eğlencesi

    1Kırmızı güller için pençesi bekleyiştedir.

    2Dünyada hükümdarın eğlencesi olsa bunun ne gamı var?

    Kırmızı güle uzanan pençenin bekleyişi, açılma anına duyulan sabırsızlığı bedenleştirir. Gülün hükümdara eğlence olması ayıp ya da gam sayılmaz; güzellik hem yüksek iktidar çevresinin zevkine hem daha önce belirtilen ortak beğeniye açıktır.

  10. 10

    Dinle gel vakt-i seherde açılınca gonçesi

    Der ki Ömer şöyle kim sermest eder insânı gül

    1Gel, seher vakti goncası açılırken onu dinle.

    2Ömer der ki gül insanı öylesine sarhoş eder.

    Kapanış, goncanın seherde açılışını yalnız seyretmeye değil dinlemeye çağırır; sessiz doğa olayı işitilebilir bir haber gibi düşünülür. Âşık Ömer kokunun ve görüntünün insanı mest ettiğini söyleyerek gül övgüsünü duyuların dönüşümüyle tamamlar.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Tam gövdede görünür Âşık Ömer mahlası: 20. dize: “Der ki Ömer şöyle kim sermest eder insânı gül”. Basılı koleksiyon yerleşimi destekleyici kanıttır.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 381 numaralı metin, 303 ve 304 numaralı PDF sayfalarından aktarılmıştır. Sabit kayıt sürümü ergun1936-n381-53157BC6C766 olarak belirtilmiştir. Şiirin 10 birimi ve 20 özgün dizesi basılı biçimiyle korunmuş, tarama görseli yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirŞurada nazlı ve gönül çelen bir güzele bağlandı gönül
Şunda bir âşüfte-i tannâze bend oldu gönül
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

dâmân

Etek, giysi ucu.

vird

Düzenli okunan dua veya zikir.

serçeşme

Baş kaynak.

şükûfe

Çiçek.

meftûn

Tutkun, hayran.

şehristân

Şehir ve çevresi, ülke.