DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Süveydâ-yı derûna rûz u şeb sevdâ-yı zülfüñle
Gazel · 19. yüzyıl

Süveydâ-yı derûna rûz u şeb sevdâ-yı zülfüñle

Redifi “baht-ı siyâhımdan” olan dört beyitlik bir şikâyet gazeli. Her beyit kara bahtı başka bir karayla eşliyor: kalbin ortasındaki leke, mürekkep, gecenin sürmesi. Mahlas beytinden sonra gelen dördüncü beyitte ton methiyeye kayıyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    -yı derûna rûz u şeb sevdâ-yı zülfüñle

    Göñül eder sad baht-ı siyâhımdan

    1Zülfünün sevdasıyla gece gündüz, içimin kara noktasına

    2gönül, kara bahtımdan yüz destan karalar.

    Redif gazelin tek konusunu baştan ilan ediyor. Burada üç siyah üst üste biniyor: kalbin ortasındaki süveydâ, zülfün karası ve mürekkep. “Tesvîd” hem karalamak hem müsvedde yazmak demektir — gönül destan yazmıyor, karalıyor; yazının kendisi de bahtın rengini alıyor.

  2. 2

    Eder meyl-i hilâl-i mehle çeşm-i şâhid-i kâma

    sürmesâyi âsmân baht-ı siyâhımdan

    1Murad şahidinin gözü hilâl aya meyleder;

    2gök, kara bahtımdan daima sürme ezer.

    Gökyüzü burada bir tuvalet sahnesine dönüşüyor: hilâl sürme mili, gece de sürmenin kendisi, kaynağı ise şairin bahtı. Beyit felekten şikâyeti tersine çeviriyor — gök şairin kara talihinden besleniyor. Böylece kişisel bir dert kâinatın boyası hâline geliyor.

  3. 3

    Degildir kabil-i u hâsılı Ekrem

    Felekte gördügüm gadr u ziyân baht-ı siyâhımdan

    1Sözün kısası Ekrem, sayılıp anlatılacak gibi değil:

    2kara bahtım yüzünden felekte gördüğüm haksızlık ve zarar.

    Mahlas beyti bir sayım denemesinin yenilgisiyle kapanıyor: “ta'dâd” saymak, “tibyân” açıklamak; ikisi de reddediliyor. Divan şiirinde şikâyetin son hamlesi çoğu zaman budur — dert anlatılamaz denerek anlatılır. “Hâsılı” sözü de beyti bir hesap özetine benzetiyor.

  4. 4

    Cenâb-ı mîr-i memdûhü'l-hısâle peyrev olmuşdur

    Urur dem -i mu'ciz-beyân baht-ı siyâhımdan

    1Övülmeye değer huyları olan efendi beyin ardına düşmüştür;

    2mucize söyleyen kalem kara bahtımdan dem vurur.

    Mahlastan sonra gelen bu beyit gazelin şeklini bozuyor; sıra kaynaktaki gibi bırakıldı. İçerikçe de ayrı durur: bir memduha, yani övülen bir büyüğe döner ve şikâyet gazeli birden methiyeye kayar. “Dem urmak” hem söz etmek hem övünmek demektir; kalem kara bahtı bir marifet gibi anlatmaya başlar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 152781 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar atıldı. Kaynaktaki nazal ñ (“zülfüñle”, “Göñül”) korundu. Mahlas beytinden sonra bir beyit daha geliyor; sıra kaynaktaki gibi bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTârih-i Çeşme
Hem-nâm-ı cenâb-ı püser-i kâsir-i asnâm
Recaizade Mahmut Ekrem · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

süveydâ

Kalbin ortasındaki kara nokta

tesvîd

Karalamak; müsvedde yazmak

dâsitân

Destan, uzun hikâye

hemâre

Daima, her zaman

sürmesâ

Sürme ezen, sürme çeken

ta'dâd

Sayma, sayıp dökme

tibyân

Açıklama, beyan etme

hâme

Kalem