Süveydâ-yı derûna rûz u şeb sevdâ-yı zülfüñle
Redifi “baht-ı siyâhımdan” olan dört beyitlik bir şikâyet gazeli. Her beyit kara bahtı başka bir karayla eşliyor: kalbin ortasındaki leke, mürekkep, gecenin sürmesi. Mahlas beytinden sonra gelen dördüncü beyitte ton methiyeye kayıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-yı derûna rûz u şeb sevdâ-yı zülfüñle
Göñül eder sad baht-ı siyâhımdan
1Zülfünün sevdasıyla gece gündüz, içimin kara noktasına
2gönül, kara bahtımdan yüz destan karalar.
- 2
Eder meyl-i hilâl-i mehle çeşm-i şâhid-i kâma
sürmesâyi âsmân baht-ı siyâhımdan
1Murad şahidinin gözü hilâl aya meyleder;
2gök, kara bahtımdan daima sürme ezer.
Gökyüzü burada bir tuvalet sahnesine dönüşüyor: hilâl sürme mili, gece de sürmenin kendisi, kaynağı ise şairin bahtı. Beyit felekten şikâyeti tersine çeviriyor — gök şairin kara talihinden besleniyor. Böylece kişisel bir dert kâinatın boyası hâline geliyor.
- 3
Degildir kabil-i u hâsılı Ekrem
Felekte gördügüm gadr u ziyân baht-ı siyâhımdan
1Sözün kısası Ekrem, sayılıp anlatılacak gibi değil:
2kara bahtım yüzünden felekte gördüğüm haksızlık ve zarar.
Mahlas beyti bir sayım denemesinin yenilgisiyle kapanıyor: “ta'dâd” saymak, “tibyân” açıklamak; ikisi de reddediliyor. Divan şiirinde şikâyetin son hamlesi çoğu zaman budur — dert anlatılamaz denerek anlatılır. “Hâsılı” sözü de beyti bir hesap özetine benzetiyor.
- 4
Cenâb-ı mîr-i memdûhü'l-hısâle peyrev olmuşdur
Urur dem -i mu'ciz-beyân baht-ı siyâhımdan
1Övülmeye değer huyları olan efendi beyin ardına düşmüştür;
2mucize söyleyen kalem kara bahtımdan dem vurur.
Mahlastan sonra gelen bu beyit gazelin şeklini bozuyor; sıra kaynaktaki gibi bırakıldı. İçerikçe de ayrı durur: bir memduha, yani övülen bir büyüğe döner ve şikâyet gazeli birden methiyeye kayar. “Dem urmak” hem söz etmek hem övünmek demektir; kalem kara bahtı bir marifet gibi anlatmaya başlar.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 152781 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar atıldı. Kaynaktaki nazal ñ (“zülfüñle”, “Göñül”) korundu. Mahlas beytinden sonra bir beyit daha geliyor; sıra kaynaktaki gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hem-nâm-ı cenâb-ı püser-i kâsir-i asnâmRecaizade Mahmut Ekrem · Manzume→
Redif gazelin tek konusunu baştan ilan ediyor. Burada üç siyah üst üste biniyor: kalbin ortasındaki süveydâ, zülfün karası ve mürekkep. “Tesvîd” hem karalamak hem müsvedde yazmak demektir — gönül destan yazmıyor, karalıyor; yazının kendisi de bahtın rengini alıyor.