Taâlâllah neden kim kametin servin alem çekmiş
Şair sevgilinin servi boyunu kudret kaleminin çektiği bir sancak, yüzündeki çizgileri ilahî tuğra sayar. Onun elinden içilecek Cem kadehini hayat suyuna üstün tutar; rakibin kıskançlığından aşk ülkesinde gönlün saltanatına ve Ömer’in çektiği benzersiz siteme geçer.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
neden kim alem çekmiş
O tuğrâlar ki nakşolmuş kalem çekmiş
1Allah ne yücedir; senin servi boyun nasıl da bir sancak yükseltmiş!
2Üzerine işlenmiş o tuğraları kudret eli kalemle çizmiş.
- 2
Sunarsa kesr ederdim Hızr elinden
Olaydım sen şeh-i hüsnün elinden çekmiş
1Hızır hayat suyunu elinden sunsa reddederdim;
2yeter ki güzellik şahı olan senin elinden Cem’in kadehini içmiş olaydım.
Hızır’ın elindeki “âb-ı hayvân” ölümsüzlük veren suyu temsil eder; konuşan onu “kesr ederdim” diyerek geri çevireceğini söyler. Buna karşı sevgili “şeh-i hüsn”, onun elindeki içki de efsanevi Cem’in kadehidir. Tercih, sonsuz yaşamdan vazgeçip sevgilinin sunduğu tek bir içişi üstün tutar.
- 3
Neden ben mübtelâna yanılup bir merhabâ kıldın
anı işitmiş çok elem çekmiş
1Ben tutkununa neden yanılıp da bir merhaba dedin?
2Kara yüzlü rakip bunu işitmiş, çok acı çekmiş.
“Mübtelâ” konuşanı aşkın tutulmuş hastası konumuna getirir; sevgilinin ona söylediği bir “merhabâ” bile beklenmedik, yanlışlıkla verilmiş bir yakınlık gibi sorulur. Bu küçük selamı işiten “rakîb-i Rû siyeh”in çok elem çekmesi, rakibin kıskançlığını yüzünün karalığıyla görünür kılar.
- 4
Yüzüm ayaklar altında gedâyım sûreten ammâ
Diyâr-ı aşka şâh olmuş gönül çekmiş
1Görünüşte yüzüm ayaklar altında, ben bir dilenciyim; ama
2gönül aşk ülkesinde şah olmuş; ‘cây-i haşem çekmiş’ söz dizimi kapalıdır.
İlk dize dış konumu aşağıya indirir: yüz ayaklar altındadır ve konuşan görünüşte bir “gedâ”dır. “Ammâ”dan sonra gönül aşk diyarında şah olur; doğrulanmış karşıtlık dilencilik ile iç saltanat arasındadır. “Cây” yer, “haşem” maiyet ve görkem çevresini çağrıştırsa da “çekmiş”le bağı kaynakta otağ nesnesi eklemeye izin vermez.
- 5
Eğerçi bî nihâyettir belâkeş kulların şâhım
Ömer gibi var mı çok sitem çekmiş
1Ey şahım, belâ çeken kulların gerçi sayısızdır;
2aşk yolunda Ömer kadar çok sitem çekmiş biri var mıdır?
Sevgiliye “şâhım” diye seslenildiği için onun çevresindeki âşıklar da belâ çeken kullar olarak çoğalır. “Bî nihâyet” bu topluluğun sonu olmadığını belirtir; yine de soru Ömer’in çektiği sitemi ayrı bir ölçüye çıkarır. Mahlas, aşk yolundaki hizmeti değil, o yolda katlanılan eziyetin çokluğunu imzalar.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.229 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer gibi reh-i aşkında var mı çok sitem çekmiş mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n229-C0442CAD5F95. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.229, PDF 204–205; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı. No.226 okunamadığı, No.232–235 eksik yaprakta kaldığı için bu partinin kapsamı dışındadır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Tarz ü etvârın senin bir yerde yoktur sevdiğimÂşık Ömer · Gazel→
“Taâlâllah” hayret ve yüceltme nidasıyla sevgilinin boyunu ilahî sanatın eseri olarak açar. Serviye benzeyen kamet aynı zamanda “alem”, yani yükseltilmiş sancaktır. Yüzde ya da boyda görülen süslü çizgiler “tuğrâ” sayılır; bunları çizen sıradan nakkaş değil, “yed-i kudret”teki kalemdir.