Terk etme bu ben âşıkı cânâ çok ararsın
Sevgiliye kendisini terk etmemesini söyleyen âşık, bugün aranmasa bile yarın özleneceğini beş ayrı görüntüyle öne sürer; Mecnun ile Leylâ, Tuba boyu, gül ile bülbül ve ceylan göz imgeleri ayrılık sonrasındaki pişmanlığı büyütür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Terk etme bu ben âşıkı çok ararsın
Bu gün aramazsın ben çok ararsın
1Ey sevgili, bu âşığını bırakma; sonra çok ararsın.
2Bugün aramazsın ama yarın beni çok ararsın.
- 2
Mecnûnu olup bu dedikte
Bir vakt ola kim ol çok ararsın
1‘Mecnun’u olup nerededir acaba?’ dendiğinde
2bir vakit gelir, o Leylâ saçlıyı çok ararsın.
“Mecnûnu olup” ile “kandedir âyâ” parçalarının söz dizimi, Mecnun’un kimle özdeş olduğunu ve soruyu kimin söylediğini kesin biçimde dağıtmaz. Modern satır kaynakta bulunmayan bir “onun” zamiri eklemeden ilerler. “Saçı Leylâ” ünlü aşk hikâyesini çağırır; konuşan ile muhatabın rolleri olasılık olarak açık kalır.
- 3
Gel etme gözümün yaşını sonra
Bir dem ola kim çok ararsın
1Gel, gözümün yaşını böylesine çoğaltma; sonra
2bir an gelir, Tuba ağacı gibi boyluyu çok ararsın.
“Firâvân” gözyaşının çokluğunu bildirirken sevgilinin eylemini bu akışı artıran sebep yapar. İkinci dizedeki “bir dem ola” yine gelecekteki pişmanlık anını gösterir; “kamet Tûbâ” ise sevgilinin uzun boyunu cennet ağacına benzetir. Âşık kendi yokluğunu anlatırken bile muhatabın güzelliğini övmeyi bırakmaz.
- 4
Hoştur sana ger şimdi bile nağme-i a’lâ
ey çok ararsın
1Şimdi o yüce ezgiyi dinlemek sana hoş geliyor olsa da
2ey güzel gül, gönül bülbülünü çok ararsın.
“Nağme-i a’lâ” sevgilinin şimdi hoşuna giden yüce ezgidir; sonraki dizede bu sesin kaynağı “dil bülbülü”, yani âşığın şakıyan gönlü olarak belirir. “Gül-i ra’nâ” hitabıyla sevgili gül olunca klasik gül–bülbül çifti tamamlanır. Uyarı, güzel sesin sahibi gidince gülün sessizlikte kalacağı düşüncesine dayanır.
- 5
Ey gözleri âhû seni şimdengerü yâ Hû
Bîçâre garip Ömer’i ammâ çok ararsın
1Ey ceylan gözlü, artık sana yalnız ‘yâ Hû’ derim;
2ama bu çaresiz, garip Ömer’i çok ararsın.
Son beyit “gözleri âhû” övgüsünü “şimdengerü” kararıyla yan yana getirir. “Yâ Hû” hem sevgiliye son bir sesleniş gibi duyulur hem de Hû zikriyle yüzü ilahî yöne çevirir. Mahlas açıkça görünürken “bîçâre garip Ömer” kendisini savunmasızlaştırır; buna rağmen son “ammâ”, aranacağı iddiasını geri çekmez.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.223 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Bîçâre garip Ömer’i ammâ çok ararsın mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n223-F2AF93AF15B2. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.223, PDF 202; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı. No.226 okunamadığı, No.232–235 eksik yaprakta kaldığı için bu partinin kapsamı dışındadır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Teşne câna em iken nutkun senin şîrîn dehenÂşık Ömer · Şiir→
Açılıştaki “terk etme” buyruğu, yalvarışı hemen geleceğe dönük bir uyarıyla birleştirir. “Bu gün” ile “ferdâ” karşı karşıya getirilince sevgilinin şimdiki ilgisizliği geçici, âşığın yokluğunda doğacak arayış ise kaçınılmaz görünür. “Çok ararsın” tekrarı, her beyitte geri dönecek hükmü daha ilk anda kurar.