Ey tatlı ağızlı, sözün susamış cana ilaçtır
Şair, tatlı ağızlı sevgilinin sözünü susamış cana ilaç sayar; ayrılıkta her gün öldüğünü ve parçalanmış göğsünü görmesini ister. Hayali gözünden uzaklaşmaz, fakat kavuşma vaadi bedenle can kadar birbirinden ayrı görünür. Sevgilinin ayağının toprağı aşk ehline sürme, yüzü Yusuf’tan güzel sayılır; Ömer ömrü boyunca saçından el çekmeyeceğini söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
em iken nutkun senin
Günde bin kerre helâk olmaktayım hicrinle ben
1Ey tatlı ağızlı, sözün susamış cana ilaçtır.
2Ben ayrılığın yüzünden günde bin kez ölüyorum.
- 2
Şerha şerha kıl nazar sad pâre zahm-ı sîneme
Dağları delmekte gör kabil mi yerden göğeden
1Parça parça olmuş, yüz parçalı göğüs yarama bak.
2Dağları yerden göğe kadar delmek mümkün mü, gör.
Göğüsteki yara parça parça ve yüz katlı gösterilir; dağ delme imgesi bu bedensel acıyı olağan ölçülerin dışına taşır. Şair yaranın büyüklüğünü sevgilinin doğrudan bakışına sunar.
- 3
Her kaçan vaslından ayrı düşsem elverse firâk
Firkatinle her gece bir menzili kılsam durak
1Kavuşmandan her uzak düştüğümde ayrılık fırsat bulsa
2Her gece ayrılığınla başka bir yerde konaklasam bile
Kavuşmadan her uzaklaşma yeni bir ayrılık konağına dönüşür. Her gece başka bir menzilde durmak, sevilen kişiden uzaklığın tek olay değil aralıksız bir yolculuk olduğunu gösterir.
- 4
Nakş-ı tasvîr-i hayâli olmayup gözden ırak
Kılmayınca ey sanem tâ eğnime
1Hayalinin çizilmiş tasviri gözümden uzak olmaz.
2Ey put gibi güzel, kefen sırtıma kaftan olmadıkça bu sürer.
Sevgilinin hayali gözden ayrılmaz; ancak bu bağlılık kefenin bedene kaftan olmasıyla, yani ölümle son bulacaktır. Put benzetmesi güzelliği, kefen imgesi sadakatin nihai sınırını belirler.
- 5
Ben cemâli şem’inin pervânesiyim
Olmamıştır bildiğim ahdi bütünlerde güzâf
1Ben, yüzünün mumuna gerçekten pervane olmuşum.
2Bildiğim kadarıyla bütün verilmiş sözler boş değildir.
Yüz mumu çevresindeki pervane, yanacağını bilerek ışığa yaklaşan âşıktır. Verilmiş sözlerin boş sayılamayacağı düşüncesi, sevgilinin önceki vaadine güvenmek için akli bir dayanak arar.
- 6
Va’de kılmıştı benimle olmağa bir sîne sâf
Hey ne mümkindir görem vaslolduğun cân ile ten
1Benimle temiz bir gönül olmaya söz vermişti.
2Can ile bedenin kavuştuğunu görmem nasıl mümkün olsun?
Temiz gönüllü olma vaadi kavuşma beklentisi yaratır; fakat can ile bedenin birleşmesi kadar imkânsız görünür. Şair, sözün açıklığı ile gerçekleşme ihtimalinin uzaklığını acı bir soruda buluşturur.
- 7
Hâtırım vîrân olur bir dem eğer baksan kıya
Ayağın toprağı çeşm-i ehl-i aşka
1Bir an yan bakarsan gönlüm yıkılır.
2Ayağının toprağı aşk ehlinin gözüne sürmedir.
Sevgilinin yan bakışı gönlü bir anda viran ederken ayağının toprağı âşıkların gözüne sürme olur. Aynı beden hem yaralayan bakışı hem görme gücü verdiğine inanılan şifalı toprağı taşır.
- 8
Şöyle kim öğmüş yaratmış seni sun’-i Kibriyâ
Hüsn-i Yûsuf’tan güzel vech-i hasenlerden hasen
1Yüce Tanrı’nın sanatı seni öve öve yaratmış.
2Yüzünün güzelliği Yusuf’un güzelliğinden de güzeldir.
Yaratılış, Tanrı sanatının sevgiliyi özenle övdüğü bir eser gibi düşünülür. Yusuf güzelliğinin bile aşılması, yüzü geleneksel en yüksek örnekten üstün göstererek övgüyü tamamlar.
- 9
İhtiyâr etti Ömer çevrinle sen
Hiç gönül fâriğ olur mu zannedersin ey perî
1Ömer sen ay yüzlünün eziyetini kendi isteğiyle seçti.
2Ey peri, gönlün hiç vazgeçebileceğini mi sanırsın?
Ömer eziyeti bilinçli biçimde seçtiği için perinin gönlünden vazgeçmesi beklenemez. Seçim sözü, aşkın başa gelen rastlantı değil sonuçları kabul edilmiş kalıcı bir karar olduğunu anlatır.
- 10
Ömrüm oldukça ser-i zülfünden el çekmem yürü
Gar-ı cismimde hezâran ejdehâ tutmuş vatan
1Ömrüm oldukça saçının ucundan elimi çekmem; yoluna devam et.
2Beden mağaramda binlerce ejderha yurt tutmuştur.
Saçın ucundan ömür boyu el çekmeme sözü bedensel yakınlıkta ısrar eder. Beden mağarasındaki ejderhalar ise içte çoğalan korku ve acıları, sevgili saçına bağlanan karanlık güçler gibi gösterir.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 17. dize “İhtiyâr etti Ömer çevrinle sen mehpeykeri”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 501 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Tatlı ağızdan çıkan söz, susamış canın hem içeceği hem ilacı olur. Buna karşılık ayrılık şairi günde bin kez öldürür; sesin iyileştirici gücü ile yokluğun tekrarlanan ölümü karşılaştırılır.