DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzume · 20. yüzyıl

Turan

Şairin tarihi kitaplardan değil kendi nabzından okuduğunu söylediği ve vatanı bir toprak parçasından çok sınırları belirsiz bir ülkü olarak tanımladığı manzume.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Nabızlarımda vuran duygular ki tarihin

    Birer derin sesidir, ben sahifelerde değil

    1Nabzımda vuran duygular, tarihin

    2derin sesleridir; ben sayfalarda değil,

    Şiir bir yöntem beyanıyla açılıyor: tarih yazılı kaynaktan değil bedenden okunacak. Bu, doğrulanabilir bilgiyi bilinçli olarak devre dışı bırakan bir tercih ve manzumenin bütün mantığı buna dayanıyor.

  2. 2

    Güzide, şanlı, ırkımın uzak ve yakın

    Bütün zaferlerini kalbimin tanininde

    1seçkin, şanlı, soylu ırkımın uzak ve yakın

    2bütün zaferlerini kalbimin çınlamasında

    Sıfatlar üst üste yığılıyor: güzide, şanlı, necip. Ölçüt yok, sadece nitelik iddiası var; ırk kavramı burada bir övgü sıfatı gibi kullanılıyor.

  3. 3

    Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil.

    Sahifelerde değil, çünkü Atilla, Cengiz

    1nabzımda okur, anlar ve yüceltirim.

    2Sayfalarda değil; çünkü Atilla ve Cengiz,

    Yüceltmenin yeri kitap değil beden olarak belirlendikten sonra iki ad geliyor: Atilla ve Cengiz. Batı tarihyazımında yıkıcı sayılan bu iki figür, şiirin savunma hattını kuracak.

  4. 4

    Zaferle ırkımı eden bu nasiyeler,

    O tozlu çerçevelerde, o

    1ırkımı zaferle taçlandıran bu alınlar,

    2o tozlu çerçevelerde, o iftira dolu

    Şikâyet açıkça tarihyazımına yönelik: aynı kişiler başka çerçevede başka görünüyor. Bu, ilk bakışta haklı bir eleştiri — ama şair yanlış çerçeveyi doğrusuyla değiştirmiyor, tersine çeviriyor.

  5. 5

    Muhit içinde görünmekte kirli, ;

    Fakat şerefle numayan Sezar ve İskender!

    1ortamda kirli ve utanç içinde görünüyor;

    2ama Sezar ile İskender şerefle parlıyor!

    Kıyas net: aynı fetihler Batılı adlarla anıldığında şeref, Doğulu adlarla anıldığında leke sayılıyor. Manzumenin en güçlü ve en tartışılabilir anı burası; çifte standardı doğru teşhis edip yerine kendi çifte standardını koyuyor.

  6. 6

    Nabızlarımda evet, çünkü ilm için

    Kalan Oğuz Han'ı kalbim tanır tamamiyle

    1Evet, nabzımda; çünkü bilim için belirsiz

    2kalan Oğuz Han'ı kalbim tamamen tanır.

    Bilimin “müphem” bıraktığı yeri kalp doldurmaya çağırılıyor. Şair burada efsane ile tarih arasındaki farkı bilerek siliyor: bilginin eksikliği bir engel değil, alan açan bir imkân sayılıyor.

  7. 7

    Damarlarımda yaşar şan-ü ihtişamiyle

    Oğuz Han, işte budur gönlümü eden mülhem:

    1Oğuz Han şanıyla, ihtişamıyla damarlarımda yaşar;

    2gönlüme ilham veren işte budur:

    Soy bağı bir kan metaforuyla kuruluyor. İki nokta üst üste bir sonuç bildiriyor; şiir şimdiye kadar hazırlık yapmıştı, hükmü son beyitte verecek.

  8. 8

    Vatan ne Türkiye'dir Türkler'e, ne Türkistan;

    Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: ...

    1Türkler için vatan ne Türkiye'dir ne Türkistan;

    2vatan büyük ve sonsuz bir ülkedir: Turan…

    Türk edebiyatının en çok alıntılanan beyitlerinden biri ve bir siyasî tanım: vatan mevcut bir devlet değil, henüz olmayan bir bütün. Bu tanım Gökalp'ten sonra bir kuşağın siyasî diline geçti; şiirin edebî değeri de siyasî ağırlığı da bu iki dizeden gelir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 153094 numaralı sürüm esas alındı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirAsker Duası
Elimde tüfek, gönlümde iman,
Ziya Gökalp · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Turan

Türkçülük düşüncesinde bütün Türk topluluklarını kapsadığı varsayılan ülkü coğrafya

tanin

Çınlama, uzun süren ses

necip

Soylu, asil

tetviç

Taç giydirme, taçlandırma

nasiye

Alın; burada “şahsiyet, sima” anlamında

iftira-âmiz

İftira karışmış, iftira dolu

şermende

Utanç içinde, mahcup

müphem

Belirsiz, açık olmayan