DDizegâhDijital şiir arşivi
Kaynaklı metin
Koşma · 20. yüzyıl

Uçun Kuşlar Uçun

Türkçede gurbet denince ilk anılan şiirlerden biri. Şair kuşlara sesleniyor çünkü kendisi gidemiyor; sürgün yıllarının duygusunu halk şiirinin en sade kalıbıyla söylüyor.

Özgün metin
  1. 1

    Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere

    Şimdi dağlarında mor sümbül vardır

    Ormanlar koynunda bir serin dere

    Dikenler içinde sarı gül vardır

    Günümüz Türkçesi +

    1Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere;

    2şimdi dağlarında mor sümbül vardır,

    3ormanların koynunda serin bir dere,

    4dikenler arasında sarı gül vardır.

    Dörtlük yorumu +

    Şiir bir emirle açılıyor ama emri yerine getirecek olan kuşlar — şairin kendisi gidemiyor. “Vardır” yüklemi bir bilgi değil bir inanç: orayı görmüyor, orada olduğunu biliyor. Son dizedeki diken–gül birlikteliği ise memleketin güzelliğinin sancıdan ayrılamayacağını söylüyor.

  2. 2

    O çay ağır akar, yorgun mu bilmem

    Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem

    Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem

    Yüce dağ başında siyah tül vardır

    Günümüz Türkçesi +

    1O çay ağır akar; yorgun mu, bilmem.

    2Mehtabı hasta mı, solgun mu, bilmem.

    3Yaslı bir gelin gibi hüzünlü mü, bilmem;

    4yüce dağ başında siyah bir tül vardır.

    Dörtlük yorumu +

    Üç dize “bilmem” ile bitiyor: özlemin en dürüst hâli. Şair memleketi hatırlamıyor, tahmin ediyor — uzun ayrılık hatırayı bile belirsizleştirmiş. “Yaslı gelin” benzetmesi ve “siyah tül” ise manzaraya bir cenaze örtüsü geçiriyor.

  3. 3

    Orda geçti benim güzel günlerim

    O demleri anıp bugün inlerim

    Destan-ı ömrümü okur dinlerim

    İçimde oralı bir bülbül vardır

    Günümüz Türkçesi +

    1Benim güzel günlerim orada geçti;

    2o zamanları anıp bugün inliyorum.

    3Ömrümün destanını okuyup dinliyorum;

    4içimde oralı bir bülbül vardır.

    Dörtlük yorumu +

    Şair kendi hayatını bir destan gibi hem okuyor hem dinliyor: anlatan ve dinleyen aynı kişi, çünkü başka dinleyeni yok. “İçimde oralı bir bülbül” ise memleketin bedene taşınmış hâli.

  4. 4

    Uçun kuşlar uçun, burda vefa yok

    Öyle akarsular, öyle hava yok

    Feryadıma karşı aks-i sada yok

    Bu yangın yerinde soğuk kül vardır

    Günümüz Türkçesi +

    1Uçun kuşlar uçun, burada vefa yok;

    2öyle akarsular, öyle hava yok.

    3Feryadıma karşılık veren bir yankı yok;

    4bu yangın yerinde soğuk kül vardır.

    Dörtlük yorumu +

    Açılış dizesi dönüyor ama yön değişiyor: ilk bentte “oraya uçun”, burada “buradan gidin”. Üç dize üst üste “yok” diyor ve “aks-i sada yok” en ağırı — bağırıyor, yankı bile gelmiyor. Yangın çoktan sönmüş, geriye ısısı olmayan kül kalmış.

  5. 5

    Hey Rıza kederin başından aşkın

    Bitip tükenmiyor elem-i aşkın

    Sende derya gibi daima taşkın

    Daima çalkanır bir gönül vardır

    Günümüz Türkçesi +

    1Hey Rıza, kederin başından aşmış;

    2aşkının acısı bitip tükenmiyor.

    3Sende deniz gibi hep taşkın,

    4hep çalkanan bir gönül vardır.

    Dörtlük yorumu +

    Koşma geleneğine uygun olarak son bentte şair kendi adını anıyor. Bütün şiir boyunca dışarıya bakan göz sona doğru içe dönüyor: özlenen yer değil, o yeri özleyen gönül anlatılıyor. “Vardır” yüklemi dört bentte manzarayı kurmuştu; burada aynı yüklem gönlü kuruyor.

Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 153148 numaralı sürüm esas alındı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Rıza Tevfik Bölükbaşı şiirleri arasında gezinin

Şair profiline dön →