Uyandı!
Uyanan bir güzelin seyri. Şair önce ona bakmayı emrediyor, sonra ne olduğunu sorularla arıyor; pencerede şahin gibi duran sevgili doğudaki güneşi söndürüyor. O çekilip gidince şairin şevki de bitiyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bak bak o uyandı
Etrâfa -ı hayret
Rûyunda cemâl hande eyler
Çeşminde celâl hande eyler
Gönlümde de aşk-ı yâr uyandı
Dîdem yine -ı hasret!
1Bak bak, o melek huylu uyandı;
2hayretle etrafa bakınıyor.
3Yüzünde güzellik gülümser,
4gözünde heybet gülümser.
5Gönlümde de sevgili aşkı uyandı;
6gözüm yine hasretle yaş döküyor!
- 2
Çeşmânı öne aşk-fezâ, semâvî!
Yârab ne de hûrîyâne çehre!
Bir katre-i âsmân mı âyâ?
Dîdâr mı bu, güneş midir yâ?
Her hâli de aşk u şevki hâvi
İnmişmi aceb zemîne zühre?
1Gözleri öne dönük, aşk artırıcı, semavî!
2Yarabbi, ne huri gibi bir çehre!
3Acaba bir gökyüzü damlası mı?
4Bu bir yüz mü, güneş mi yoksa?
5Her hâli aşk ve şevk taşıyor;
6Zühre yıldızı yere mi indi acaba?
Bent baştan sona soru: gökten bir damla mı, dîdâr mı, güneş mi, yere inmiş Zühre mi? Cenab tarif etmek yerine ihtimal sıralıyor, güzellik ancak soru kipinde durabiliyor. "Hûrîyâne" gibi Farsça ekle türetilmiş sıfatlar da onun ilk kitabındaki alışkanlığıdır.
- 3
Rûyunda bir -ı bârık
Her bir nigehi şerâr-ı hâtıf
Sırma saçı dûşuna saçılmış
Dûşunda da nûrlar açılmış
Hâverdeki âfitâb-ı şârık
Sönmekte bu meh olunca âtıf
1Yüzünde parıldayan bir gülümseme,
2her bakışı kapıp götüren bir kıvılcım.
3Sırma saçı omzuna saçılmış,
4omzunda da nurlar açılmış.
5Doğudaki parlayan güneş,
6bu ay yüzünü ona çevirince sönüyor.
Bu bent bir ışık yarışması: doğudaki parlak güneş, bu ay yüzünü çevirince sönüyor. Sevgilinin güneşi bastırması klasik mazmun, ama Cenab onu bir gündoğumu sahnesine yerleştirip somutlaştırıyor. "Şerâr-ı hâtıf", kapıp götüren kıvılcım, bakışı bir çakıma indiriyor.
- 4
Bir -i dil-küşâ önünde
Bir ârız-ı râhesi içinde
Şahin gibi i'tilâya hâzır
Çeşmânı tulû'-ı mihre nâzır
Baktıkça görür fezâ önünde
Âlemleri şâhası içinde
1Gönül açan bir pencerenin önünde,
2beliren bir rahatlığın içinde,
3şahin gibi yükselmeye hazır,
4gözleri güneşin doğuşuna bakıyor.
5Baktıkça önünde fezayı görür,
6âlemleri de dalının içinde görür.
Bendin birinci ile altıncı, ikinci ile beşinci dizesi aynı kelimeyle bitiyor: önünde, içinde. Sevgili pencerede şahin gibi duruyor, gözü tulûa dönük; son dize onu bir dala kondurup âlemleri o dalın içine sığdırıyor. İkinci dizedeki "ârız-ı râhesi" terkibi kaynakta belirsiz.
- 5
Bir hayli zaman böyle durdı
Birdenbire âh çekildi gitdi
Bir mihr-i hıred-şikârdır o
Bir hûri-i ‘işvekârdır o
‘âşık da birazca öyle durdı
Göñlümdeki şevk u sûr bitdi!
1Bir hayli zaman böyle durdu;
2birdenbire, ah, çekildi gitti.
3O, aklı avlayan bir güneştir;
4o, işveli bir huridir.
5Âşık da bir süre öyle durdu;
6gönlümdeki şevk ve şenlik bitti!
Sevgili çekilip gidiyor ve tanımlar ancak ondan sonra geliyor: "...dır o" diye iki dize, artık boşalmış pencereye söylenmiş. Beşinci dize âşığı da aynı duruşa sokuyor, o da "birazca öyle durdı". Başlıktaki ünlem son dizede tersine dönüyor: uyanışla açılan şiir bitişle kapanıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 153103 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Kaynağın "Göñlümdeki" gibi nazal n'li yazımları, "durdı / gitdi / bitdi" biçimleri ve ‘işvekâr ile ‘âşık kelimelerinin başındaki ayın işaretleri olduğu gibi korundu. Dördüncü bendin ikinci dizesindeki "ârız-ı râhesi" terkibi kaynakta belirsiz; okunuşa göre düzeltilmedi. Bentlerin bir bölümü feûlün yerine fa'lün ile kapanıyor, ikinci bendin ilk dizesi ölçüde bir hece uzun.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dilber yatıyor ne 'ulviyâneCenab Şahabeddin · Manzume→
"Bak bak" ikizi şiiri bir sahne yönergesiyle açıyor. Üçüncü ve dördüncü dize tek kelime değiştirerek ikizleniyor: rûyda cemâl, çeşmde celâl — yüzde güzellik, gözde heybet. Beşinci dize uyanmayı âşığa devrediyor, altıncı dize bedelini hemen gözyaşıyla ödüyor.