DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Mehmed Fahrî-i Sünbülî/Vahdet Bâğınuñ Bülbülüñ Gûş Eylemek İster İseñ
Gazel · 18. yüzyıl

Vahdet Bâğınuñ Bülbülüñ Gûş Eylemek İster İseñ

Fahrî, vahdet bağının bülbülünü duymayı rehber, sünnet ve tevhid yoluyla ilişkilendirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Vahdet bâğınuñ bülbülüñ ister iseñ

    Tut -i dîn tevhîde gel tevhîde gel

    1Vahdet bağının bülbülünü işitmek istiyorsan

    2olgun din rehberine tutun; tevhide gel, tevhide gel.

    Şiirin ilk isteği işitmektir; vahdet bağı önce görülen değil duyulan bir yerdir. Buna karşılık verilen öğüt beklenmedik ölçüde somuttur: bülbülü duymak için kulak değil ‘mürşid-i kâmil’ tutmak gerekir. Sesin duyulması, bir işitme yeteneğine değil bir kılavuza bağlanmıştır.

  2. 2

    Peygamberüñ sünnetini iderseñ şübhesiz

    Maksûdını hâsıl ider tevhîde gel tevhîde gel

    1Peygamberin sünnetini uygularsan kuşkusuz

    2amacını gerçekleştirir; tevhide gel, tevhide gel.

    Rehberin yanına burada ölçü konur: sünnetin uygulanması. ‘İcrâ’ sözcüğü sünneti bilinip onaylanan bir şey olmaktan çıkarıp yerine getirilen bir iş sayar. Vaadin bilgiye değil edime bağlanması, önceki beyitteki tutunmayı da edilgen bir bağlılıktan ayırır.

  3. 3

    Kim ki Hakkuñ emrittigüñ işler ise ey zâhidâ

    ider ol kullıgı tevhîde gel tevhîde gel

    1Ey zahit, Hakk'ın buyurduğunu yapan kişi

    2o kulluğu kazanır; tevhide gel, tevhide gel.

    Beyit zahide seslenerek kulluğun ‘tahsîl’ edilen, yani okunup kazanılan bir şey olduğunu söyler. Kulluk böylece doğuştan gelen bir konum değil, buyruğu işleyerek elde edilen bir derece olur. Hitabın zahide yöneltilmesi de arka planda bir tartışmanın sürdüğünü sezdirir.

  4. 4

    Vahdet bağı güllerini eyleyen ‘âşıklara

    İhsân ider Hak anlara tevhîde gel tevhîde gel

    1Vahdet bağının güllerini koklayan âşıklara

    2Hakk ihsan eder; tevhide gel, tevhide gel.

    İlk beyitte kulakla açılan bağ burada burunla, koklamayla tamamlanır. Duymak ve koklamak, ikisi de uzaktan ve dokunmadan olan algılardır; vahdet bağının gülü koparılmaz, yalnız alınır. İhsanın karşılığında bir sahiplenme değil, uzaktan bir yakınlık istenir.

  5. 5

    Yûnus ile söyleşmişem ma‘nâda bu Fahrî gibi

    Hakdır anı itdiren tevhîde gel tevhîde gel

    1Bu Fahrî, anlam âleminde Yunus ile söyleşmiş;

    2onu söyleten Hakk'tır; tevhide gel, tevhide gel.

    Son beyit şairi bir gelenek içine yerleştirir: Yunus'la konuşma iddiası zaman içinde değil ‘ma‘nâda’ kurulur. İddia hemen ardından geri de alınır — söyleten Hakk'tır denerek mahlas beytinin övünmeye açılan kapısı, sözün sahipliğini başkasına vererek kapatılır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf140-printed131-n86. 86 numaralı kayıt sonraki numaraya kadar tam 10 dizedir; basılı ölçü aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirVücûduñ Rahmet Oldı Mü’minîne
Vücûduñ rahmet oldı mü’minîne
Mehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

gûş eylemek

İşitmek

mürşid-i kâmil

Olgun rehber

icrâ

Uygulama

tahsîl

Kazanma

şem

Koklama

nutk

Söyleyiş