DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzume (bentli) · 19. yüzyıl

Vaveylâ

Vatanı önce nazlı bir sevgili gibi seyredip sonra kanlı kefeni içinde tanıyan; feryadını Kâbe'den Kerbelâ'ya uzanan bir sahneyle Allah'a taşıyan dört bentlik manzume.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Feminin rengi aksedip tenine

    Yeni açmış güle misal olmuş

    İn'itafiyle bak! ne al olmuş!

    Serv-i simin safalı gerdenine

    Bu letafetle ol nihal-i revan

    Giriyor göz yumunca rü'yama

    Benziyor aynı, kendi hülyama

    Bu tasavvur dokundu sevdama

    Ah böyle gezer mi hiç canan?

    Gül değil arkasında kanlı kefen

    Sen misin sen misin ey garib vatan!

    1Ağzının rengi tenine vurmuş,

    2yeni açmış bir güle benzemiş.

    3Bak, o kıvrımıyla nasıl da al olmuş!

    4Gümüş servi gibi hoş boynuna...

    5O incelikle salınan fidan,

    6gözümü yumunca rüyama giriyor.

    7Tıpkı kendi hülyama benziyor;

    8bu hayal sevdama dokundu.

    9Ah, sevgili hiç böyle gezer mi?

    10Arkasındaki gül değil, kanlı kefen.

    11Sen misin, sen misin ey garip vatan!

    Bent dokuz dize boyunca okuru bir güzellik tasvirinde tutuyor: renk, boyun, salınan fidan. Onuncu dizede gül kefene dönüşüyor ve bütün o övgü, tanınmayan bir cesedin üstünde kalıyor.

  2. 2

    Bu güzellikte hiç bu çağında

    Yakışır mıydı boynuna o kefen?

    Cisminin her mesamı yare iken

    Tuttun evladını kucağında

    Sen gider isen bizi kalır sanma

    Şühedan oldu mevt ile handan

    Sağ kalanlar durur mu hiç giryan?

    Tende yaştan ziyadedir al kan

    Söyleyen söylesin sen aldanma!

    Sen gidersen bütün helak oluruz

    Koynuna can atar da hak oluruz

    1Bu güzellikteyken, hem de bu çağında,

    2o kefen boynuna yakışır mıydı?

    3Bedeninin her gözeneği yara içindeyken

    4evladını yine kucağında tuttun.

    5Sen gidersen bizim kalacağımızı sanma.

    6Şehitlerin yüzü ölümle güldü;

    7sağ kalanlar ağlayarak durur mu hiç?

    8Tende gözyaşından çok al kan var.

    9Kim ne söylerse söylesin, sen aldanma!

    10Sen gidersen hepimiz yok oluruz;

    11koynuna can atar, toprak oluruz.

    Vatan bu bentte yaralı bir anneye dönüşüyor ve her gözeneği yara içindeyken çocuğunu bırakmıyor. Karşılığında istenen şey teşekkür değil aynı ölüm; kalanların hayatta kalması bir seçenek olarak sunulmuyor.

  3. 3

    Git vatan! Kabe'de siyaha bürün

    Bir kolun Ravza-i Nebi'ye uzat

    Birini Kerbela'da Meşhed'e at

    Kainatta o hey'etinle görün!

    Bu temaşaya Hak da aşık olur

    Göze bir alem eyliyor izhar

    Ki cihanda büyük letafeti var

    O letafet olunsa ger inkar

    Mezhebimce demek muvafık olur

    Aç vatan göğsünü İlah'ına aç!

    Şühedanı çıkar da ortaya saç!

    1Git vatan! Kâbe'de siyahlara bürün;

    2bir kolunu Peygamber'in kabrine uzat,

    3ötekini Kerbelâ'da Meşhed'e at.

    4Kâinata bu hâlinle görün!

    5Bu manzaraya Hak da âşık olur.

    6Göze öyle bir âlem açıyor ki

    7dünyada eşi az bulunur bir güzelliği var.

    8Eğer o güzellik inkâr edilecek olursa

    9inancıma göre bunu söylemek yerinde olur.

    10Aç vatan, göğsünü Allah'ına aç!

    11Şehitlerini çıkar da ortaya saç!

    Vatan üç kutsal yere aynı anda uzanan bir bedene dönüşüyor; harita yerine bir duruş çiziliyor. Bu görüntüyü Allah'a göstermek isteyen şair, delil olarak acıdan başka bir şey sunmuyor.

  4. 4

    De ki Yâ Râb bu Hüseyn'indir

    Şu mubârek Habîb-i zî-şânın

    Şu kefensiz yatan şehîdânın

    Kimi Bedr-in kimi Hüneyn'indir

    Tazelensin mi kanlı yâreleri?

    Mey dökülsün mü kabr-i eshâba?

    Yakışır mı sanem bu mihrâba?

    Haç mı konsun bedel şu mîzâba?

    Dininin kalmasın mı bir eseri?

    Adem evlâdı bir takım cânî

    Senden alsın mı sâr-ı şeytânî?

    1De ki: Yâ Rab, bu senin Hüseyin'indir;

    2şu mübarek, şanlı Habîb'inin Hüseyin'i.

    3Şu kefensiz yatan şehitlerin

    4kimi Bedir'indir, kimi Huneyn'indir.

    5Kanlı yaraları yeniden mi açılsın?

    6Sahabenin kabrine şarap mı dökülsün?

    7Bu mihraba put yakışır mı?

    8Şu altın oluğun yerine haç mı konsun?

    9Dininden bir eser bile kalmasın mı?

    10Âdem soyundan bir takım caniler

    11senden şeytanın öcünü mü alsın?

    Son bent bir dua değil, sorgu listesi. Şair Allah'a arka arkaya yedi soru soruyor ve her biri tek bir cevabı, 'hayır'ı zorunlu kılacak biçimde kuruluyor; yakarış böylece sessiz bir sitem hâline geliyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Metin Vikikaynak'ın 142004 numaralı revizyonundan alındı; dize başlarındaki biçimlendirme işaretleri kaldırıldı. Şiir Bahar Dervişcemaloğlu'nun 'Namık Kemal ve Vâveylâ Şiiri Üzerine Notlar' incelemesindeki (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 2017) metinle karşılaştırıldı; o neşirde beşinci dize 'Bu letafetle' değil 'O letâfetle' okunuyor ve şapkalı yazım tercih ediliyor. Vikikaynak okuyuşu korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirMurabba
Sıdk ile terk edelim her emeli her hevesi,
Namık Kemal · Murabba

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

vâveylâ

Feryat, çığlık

in'itâf

Kıvrılma, bir yana dönme

serv-i sîmîn

Gümüş servi; sevgilinin boyu için kullanılan benzetme

nihâl-i revân

Yürüyen fidan

mesâm

Deri gözeneği

şühedâ

Şehitler

giryân

Ağlayan

mîzâb

Kâbe'nin altın oluğu