DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Vechine teşbîh eder ay kendüyü etmez hicâb
Şiir · 17. yüzyıl

Vechine teşbîh eder ay kendüyü etmez hicâb

Ay kendini sevgilinin yüzüne benzetirken kusurunu görmez; güneşin gururu bulutla örtülür. Amber yazılı kaş/saç, şah tacı ve güzellik otağı imgeleri siyah zülfü yüceltir. Sevgili en önemli güzel, yüzü en güzel yaratılış, dudağı Cem kadehidir; ben ve kirpikler Hint ordusuna dönüşür. Ömer bir bakış ister ve uzun süredir kapıda taş ile toprağa yaslandığını söyler. Basılı No.202/şiir sırası No.302 çelişkisi aparatta korunur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Vechine teşbîh eder ay kendüyü etmez hicâb

    Tanımaz mı bilmezem eksikliğin ol

    1Ay kendini yüzüne benzetir, utanmaz;

    2O ay ışığı kendi eksikliğini tanımaz mı, bilmem.

    Ay sevgilinin yüzüne kendini “teşbîh” eder; benzetmeyi âşık değil göksel cisim kurar. “Etmez hicâb” ayın utanmaz cesaretini, kendi eksikliğini tanımaması da güzellik rekabetindeki bilgisizliğini anlatır.

  2. 2

    Sana karşı hüsne garrâlandığıyçün âfitâb

    Dâmeniyle dembedem vechin anın örter sehâb

    1Güneş sana karşı güzelliğiyle gururlandığı için;

    2Bulut, eteğiyle sürekli onun yüzünü örter.

    Güneş sevgili karşısında güzelliğiyle “garrâ”lanır, yani gururlanıp parlaklık gösterir. Bulut eteğini sürekli onun yüzüne çekerek bu küstahlığı örter; doğa, sevgilinin üstünlüğünü koruyan bir mahremiyet hareketi yapar.

  3. 3

    Ben sanırdım ehl-i aşkın dûd-i âhıdır meğer

    Hatt-ı anberle yazılmış tâc-ı şâhîdir meğer

    1Ben onu aşk ehlinin ah dumanı sanırdım, meğer;

    2Amber yazıyla yazılmış şah tacıymış meğer.

    Konuşan koyu görüntüyü önce âşıkların “dûd-i âh”ı sanır; sonra bunun amber hatla yazılmış “tâc-ı şâhî” olduğunu keşfeder. Dumanın dağınık karanlığı yazı ve taç düzenine dönüşür, saç hükümdarlık işareti kazanır.

  4. 4

    Perçemin serde melâhat bârigâhıdır meğer

    Kim siyeh giysûların olmuş ama miskin tünâb

    1Perçemin başta güzellik otağıymış meğer;

    2Siyah saçların miskten yapılmış ip olmuş [“ama” yüzeyi korunur].

    Perçem “serde” yani baş üstünde güzellik otağıdır; saç yalnız süs değil saray mekânı kurar. “Ama miskin tünâb” basılı dizimi bağlayıcı ve iyelik bakımından açık değildir; siyah giysunun misk ipi çağrışımı tahminle düzeltilmeden korunur.

  5. 5

    Dilrübâlar içre şimdi kim meğer sensin ehem

    Sûretindir lebindir

    1Gönül çelenler içinde şimdi en önemlisi sensin;

    2Suretin en güzel yaratılış, dudağın Cem’in kadehidir.

    Sevgili dilrubalar içinde “ehem”, en önemli kişidir. Suretin “ahsen-i takvîm” oluşu güzelliği ilahî yaratılış ölçüsüne, dudağın “câm-ı Cem” oluşu efsanevi bilgelik ve saltanat kadehine bağlar.

  6. 6

    Vechin üzre benlerin kirpiklerinle ey sanem

    Nîze çekmiş leşker-i Hindîya benzer bî hisâb

    1Ey put gibi güzel, yüzündeki benlerin kirpiklerinle;

    2Sayısız Hintli orduya mızrak çekmiş gibidir.

    Yüzdeki benler ve kirpikler siyah renk üzerinden “leşker-i Hindî”ye dönüşür; kirpiklerin sivriliği “nîze”yi hazırlar. Sayısız asker, küçük yüz ayrıntılarını âşığa yönelmiş büyük bir savaş düzenine çevirir.

  7. 7

    Âşıka nâz ile çeşmin yahşi himmettir senin

    Her ne denlü cevredersen ayn-ı izzettir senin

    1Gözünün âşığa nazı senin güzel bir himmetindir;

    2Ne kadar cefa etsen senin için izzetin aynıdır.

    Gözün nazı alışılmış eziyet yerine “yahşi himmet” sayılır; âşık sevgilinin uzaklığını bile lütuf olarak yorumlar. Ne kadar cevr edilirse edilsin bunun “ayn-ı izzet” kabul edilmesi, acıyı onur biçiminde tersine çevirir.

  8. 8

    Ağzın ol gencine-i esrâr-ı hikmettir senin

    Nutka gelse fetholur âşıklara bin dürlü bâb

    1Ağzın senin hikmet sırlarının hazinesidir;

    2Konuşsa âşıklara bin türlü kapı açılır.

    Ağız “gencine-i esrâr-ı hikmet”, yani bilgelik sırlarının hazinesidir; küçücük beden parçası kapalı bilgi deposu olur. Nutka geldiğinde bin türlü “bâb” açması, tek konuşma eylemini âşıklara çoğul düşünce yolları sunan anahtar yapar.

  9. 9

    Benden Âşık Ömer’e bir kez nazar kılsan nola

    Niçe bir olsun firâkınla giriftâr-ı belâ

    1Benden Âşık Ömer’e bir kez baksan ne olur;

    2Daha ne kadar ayrılığınla belaya tutulmuş olsun?

    “Benden Âşık Ömer’e” kişi ilişkisi açık olmasa da istenen lütuf yalnız bir kez nazardır. “Niçe bir” ayrılıkla belaya tutulmanın süresini sorgular; tek bakışın uzun firkat zincirini kırabileceği umudu mahlaslı ricayı ölçülü kılar.

  10. 10

    Demedin bir kez nedir hâlin senin ey mübtelâ

    Bunca demlerdir kapında yasdanıp taş u türâb

    1Bir kez “hâlin nedir ey tutkun?” demedin;

    2Bunca zamandır kapında taş ve toprağa yaslanıp durur.

    Sevgili bir kez bile konuşanın hâlini sormamıştır; eksik olan uzun sohbet değil kısa bir merhamet sorusudur. Kapıda taş ve toprağa “yasdanmak”, Ömer’in bekleyişini aşağı, sert ve hareketsiz zemine yerleştirir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.302 gövdesinde “Benden Âşık Ömer’e bir kez nazar kılsan nola” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n302-69CABD0B96AB. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.302, PDF 249; 10 iki dizelik birim/20 dize. Kaynak aparatı: dize 0 202: Kaynak sıra bağlamında No.302 olan kaydın basılı numara başlığı görselde 202 görünür; sessizce düzeltilmedi. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBir Güzele Sahibim
Yâ Hudâ sakla hatâdan bir cenâna mâlikim
Âşık Ömer · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

mahitâb

Ay ışığı/ay yüzlü güzel.

dûd-i âh

Ahın dumanıdır.

tâc-ı şâhî

Şah tacı.

melâhat bârigâhı

Güzellik otağı/sarayı.

Ahseni takvim

En güzel yaratılış biçimi.

câm-ı Cem

Cemşid’in efsanevi kadehi.

leşker-i Hindî

Hintli/siyah askerler imgesi.

gencine-i esrâr-ı hikmet

Hikmet sırları hazinesi.