DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Seher Abdal/Vird-i Zebânım Zikr-i Hudâ’dır
Murabba · 16. yüzyıl

Vird-i Zebânım Zikr-i Hudâ’dır

On bir dörtlükten kurulu bir murabba. Her dize iç kafiyeyle iki yarıya bölünür, bentler yalnız son dizenin -ân kafiyesiyle bağlanır. Sıfat sıfat ilerleyerek Ali'yi ve on iki imamı sayar, ardından tevellâ ile teberrâyı buyurur ve şairin adıyla dua ederek kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Vird-i zebânım zikr-i Hudâ’dır

    Sanma bu câmm -i hoş elhan

    -i Nebî’dir medh-i Ali’dir

    Şâh-ı velîdir cân ile cânan

    1Dilimin virdi Allah'ın zikridir;

    2bu canımı güzel sesli bir kuş sanma.

    3Söylediğim Peygamber'in na'tı, Ali'nin medhidir;

    4velîlerin şahı, canım ve cânânımdır.

    İlk bent şiirin ne olduğunu ve ne olmadığını söyler: dilden düşmeyen bir zikir, bülbül taklidi bir hoş ses değil. Her dize iç kafiyeyle iki yarıya bölünür ve bent yalnız son dizedeki -ân kafiyesiyle bağlanır. Kitap “cânım” yerine “câmm” diziyor; dizgi düzeltilmeden bırakıldı.

  2. 2

    Şâh-ı cihânım rûh-i revânım

    Cism ile câmm dîn ü imânım

    Şâh-ı muallâ aliyül-a’lâ

    Mevli-i Mevlâ Hâdi-i Rahman

    1Cihanımın şahı, akıp giden ruhum;

    2bedenim ve canım, dinim ve imanım.

    3Yüce şah, en yücelerin yücesi;

    4Mevlâ'nın mevlâsı, Rahmân'ın yol göstericisi.

    Sıfatlar üst üste yığılır ve şair kendi varlığını sayarken hepsini tek bir kişiye bağlar: ruh, cisim, can, din, iman. “Aliyül-a’lâ” hem bir addır hem “en yüce” demeye gelir; kelime oyunu adı sıfatın içine yerleştirir. İkinci dizedeki “câmm” dizgisi burada da korundu.

  3. 3

    Şâh-ı muzaffer Hazret-i Kanber

    Haşr gününde sâki-i kevser

    Şâh-ı velâyet nûr-i hidâyet

    Keşf ü kerâmet huccet ü bürhan

    1Muzaffer şah, Kanber'in efendisi;

    2haşir gününde kevser sâkisi.

    3Velâyetin şahı, hidâyetin nuru;

    4keşif ve keramet, delil ve kanıt.

    Bent övülen kişiyi hizmetkârıyla birlikte anar; “Hazret-i Kanber” tabiri kitapta böyle basılmıştır ve efendi ile hizmetkâr arasındaki bağı tersinden okumaya da açıktır. Kalan dizeler ikili çiftlerle yürür: kevser sâkiliği mahşere, velâyet nûra, keramet delile bağlanır.

  4. 4

    Câm nebînin serveri dînin

    Rehberi oldu ehl-i yakînin

    Ol veliyullah mazhar-ı Allah

    Oldu hakîkat cümleye irfân

    1Peygamber'in canı, dinin başı;

    2yakîn ehlinin kılavuzu oldu.

    3O Allah'ın velîsi, Allah'ın göründüğü yer;

    4hakikat herkese irfan oldu.

    Rehberlik burada bir sıraya oturur: peygamberin canı, dinin başı, yakîn ehlinin kılavuzu. Üçüncü dize “veliyullah” ile “mazhar-ı Allah”ı tek cümlede tutar ve velîliği bir görünme yeri sayar. Kitabın “Câm” dizgisi ilk bentteki “câmm” ile aynı bozulmanın tekrarı görünüyor, düzeltilmedi.

  5. 5

    Şâh-ı şerîat mîr-i tarîkat

    Oldu İmâm-ı ehl-i hakîkat

    Şâhid ü meşhud âbid ü ma’bud

    Cümleye maksud server-i merdan

    1Şeriatın şahı, tarikatın emîri;

    2hakikat ehlinin imamı oldu.

    3Gören ve görünen, kulluk eden ve kulluk edilen;

    4herkesin maksudu, yiğitlerin başı.

    Şeriat, tarikat ve hakikat üç dizeye dağıtılır ve üçünün başında da aynı kişi durur; basamaklı bir düzen tek bir ada bağlanır. Üçüncü dizedeki “şâhid ü meşhud, âbid ü ma’bud” çiftleri göreni görünenle, kulluk edeni kulluk edilenle birleştirir — bendin en yoğun söyleyişi burada.

  6. 6

    Hayder-i Şebpir ü Şüpper

    Zeynelâbâ’dır Bâkır ü Ca’fer

    Kâmil ü âlim ilm ile kaim

    Mûs-i Kâzım Şâh-ı Horasan

    1Safları yaran Hayder, Şebpîr ile Şebper;

    2Zeynelâbidîn'dir, Bâkır ile Ca'fer.

    3Kâmil ve âlim, ilimle ayakta duran;

    4Mûsâ-yı Kâzım, Horasan şahı.

    Bent imam sırasını hızlandırır: bir dizede Hayder ile iki oğlu, ötekinde Zeynelâbidîn, Bâkır ve Ca'fer. “Safder” safları yaran demektir; sıralamanın başına bir savaş sıfatı konur. Kitap burada “Şüpper”, önceki manzumede “Şebper” diziyor; imlâ farkı korundu.

  7. 7

    Şâh-ı cihandır ayn-ı ayandır

    İlm-i ledünne gevher-i kândır

    Oldu Takî’den Şâh Naki’den

    Şâh Askerî’den Mehdi-i devran

    1Cihanın şahıdır, apaçık görünenin kendisidir;

    2ledün ilminin madeninden çıkan cevherdir.

    3Takî'den, Şah Nakî'den,

    4Şah Askerî'den devranın Mehdî'si oldu.

    Sıra Takî, Nakî, Askerî ve Mehdî ile kapanır; dördü tek bir bende sığar ve silsile bir soy zinciri gibi kurulur. İlk iki dize bilgi kaynağını tarif eder: “ilm-i ledün” çalışmayla değil verilmekle elde edilir, ondan çıkan cevher de bir madenden çıkarılmış gibi anlatılır.

  8. 8

    Âl-i Ali’yi eyle

    Sevmeyene sen söyle

    Nâkıs u ahmak bâtıl-ı nâhak

    Kâfir-i mutlak Şimr ile Mervan

    1Ali'nin soyuna tevellâ eyle;

    2sevmeyene teberrâ söyle.

    3Eksik ve ahmak, bâtıl ve haksız,

    4mutlak kâfir: Şimr ile Mervan.

    Bent iki fiili karşı karşıya koyar: tevellî ile teberrî, yani bağlanmak ile ayrılmak. Ölçü artık bir inanç maddesi değil, Ehl-i beyt'e karşı tutulan tavırdır. Son dize iki adı sayar; hüküm soyut bir kâfirliğe değil, adı anılan iki kişiye yöneltilir.

  9. 9

    Düşme gümâna varma yabâna

    Eyle tevellâ şâh-ı cihâna

    Cism ile canda sakla bu tende

    Zerrece sende kalmaya isyan

    1Şüpheye düşme, yabana sapma;

    2cihan şahına tevellâ eyle.

    3Bedende ve canda sakla, bu tende sakla ki

    4sende zerre kadar isyan kalmasın.

    Öğüt bu kez içe döner: şüpheye düşmemek, yabana sapmamak. Tevellâ bir duygudan bir saklama işine çevrilir — bedende, canda, tende tutulacak bir emanet olur. Bendin sonu ölçüyü verir: kalacak isyan zerre kadar bile olmayacaktır, sınır sıfırdır.

  10. 10

    Seyyid-i Gazi merd-i Hicâzî

    Hazret-i Hak’ka geçti niyâzı

    Katil-i küffar Hayder-i

    Oldu bu halka rahmet-i Rahman

    1Gazilerin efendisi, Hicaz'ın eri;

    2niyazı Hak Hazretine geçti.

    3Kâfirleri öldüren, döne döne saldıran Hayder;

    4bu halka Rahmân'ın rahmeti oldu.

    Bent Ali'yi savaşçı yüzüyle anar: Hicaz eri, küffar katili, “Kerrar” yani döne döne saldıran. Ama bendi bir rahmet cümlesi kapatır; kılıç ile rahmet aynı dörtlükte durur ve “bu halka” ifadesi hükmü topluluğun yararına çevirir.

  11. 11

    Ey Seher Abdal cümle bu ahval

    Ede hidâyet keşf ola ahval

    Çekme melâmet ere selâmet

    Kıldı inâyet Hazret-i Sultan

    1Ey Seher Abdal, bütün bu hâller

    2hidâyet etsin, hâller açığa çıksın.

    3Melâmet çekme, selâmete er;

    4Hazret-i Sultan inâyet kıldı.

    Son bent şairin adını anıp duaya geçer ve şiiri bir dilekle kapatır. Kitap ilk iki dizeyi aynı kelimeyle kafiyelendiriyor — “ahval” iki kez kafiye yerinde duruyor; bu bir dizgi ya da istinsah bozulması izlenimi verse de düzeltilmedi. Melâmet ile selâmet karşıtlığı bendin son sözünü söylüyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144503 numaralı sürüm esas alındı; Ergun derlemesinin Seher Abdal faslındaki —4— numaralı manzumedir. Kitabın sıra numarası, metnin başına sağa dayalı basılmış “— Murabba —” nazım şekli etiketi, sayfa numarası işaretleri ve mahlas kelimesindeki italik vurgu metne alınmadı. Kaynak sayfası kırk dört dizeyi arada boş satır bırakmadan diziyor; bent bölümü her dördüncü dizede dönen -ân kafiyesine göre yapıldı ve taranmış nüshanın 96/97. sayfa geçişi de tam bir bent sınırına düşüyor. Dizgi düzeltilmedi: birinci ve ikinci bentte “câmm”, dördüncü bentte “Câm” yazılmış — üçü de “cân” bozulması görünüyor; altıncı bentte “Şüpper” dizilirken önceki manzumede “Şebper” duruyor; “Mûs-i Kâzım”, “Naki” ve “Mevli-i Mevlâ” da olduğu gibi bırakıldı. Son bendin ilk iki dizesi kafiye yerinde iki kez aynı kelimeyi (“ahval”) taşıyor; bu bir istinsah ya da dizgi bozulması izlenimi verse de metne müdahale edilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirOl Server-i Sultân-ı Cihan Şâh-ı Muzaffer
Ol server-i sultân-ı cihan şâh-ı muzaffer
Seher Abdal · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

vird-i zebân

Dilden düşmeyen tekrar

mürg

Kuş

na’t

Peygamber'i öven şiir

ilm-i ledün

Çalışmayla değil bağışla verilen gizli bilgi

safder

Safları yaran, yiğit

Kerrar

Döne döne saldıran

tevellî

Sevgiyle bağlanma

teberrî

Uzak durma, ilgisini kesme