Yâ İlâhî hikmet ile özge cân ettin beni
Konuşan Allah’ın kendisini genç, savaşçı, seyyah, meyhane eri, derviş, şair, hafız, kul, zahit ve bülbül gibi farklı hâllere soktuğunu anlatır. Devlet ile yoksulluk, itibar ile rezillik zaman içinde yer değiştirir. Gençlik ve geçen devran hatırlanarak ağlanır; kişi güçsüz ihtiyara dönüşür. Son nefeste temiz kalp ve merhamet isteyen Âşık Ömer, “çektiği senden elim” yüzeyini çözmeden iman ehlinden kılınışı için hamdeder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yâ İlâhî hikmet ile ettin beni
Bir zaman âlem içinde nevcivân ettin beni
1Ey Allah’ım, hikmetinle beni başka bir can yaptın;
2Bir zaman âlem içinde beni genç yaptın.
- 2
Bir zaman kuvvet verüp küffâr ile ceng eyledim
Bir zamandan uğruna ettin beni
1Bir zaman güç verip inkârcılarla savaştım;
2Bir zaman uğrunda beni büyük hükümdar yaptın.
Kuvvet savaşta kullanılır ve küffarla ceng kişisel gençlikten tarihsel kahramanlığa geçiştir. “Sâhibkırân” büyük fatih-hükümdar unvanıdır; konuşan bu yüceliği kendinden değil Allah’ın bir süreliğine vermesinden bilir.
- 3
Bir zaman seyyâh olup gezdim cihânı
Bir zaman meyhûr olup meyhânede oldum püser
1Bir zaman gezgin olup dünyayı baştan başa dolaştım;
2Bir zaman “meyhûr” olup meyhanede oğlan oldum [yüzey kapalı].
Seyyahın “serteser” dolaşması dünyayı baştan başa kapsayan hareket özgürlüğüdür. İkinci dizedeki “meyhûr” kaynakta tuhaf ve kapalı yüzeydir; sessiz anlam uydurulmaz, yalnız meyhane ve “püser” çevresi görünür tutulur.
- 4
Bir zaman dervîş olup
Bir zaman bu âlem içre dervişân ettin beni
1Bir zaman derviş olup belime kemer bağladım;
2Bir zaman bu dünyada beni dervişler arasına kattın.
Dervişlik belde kemer bağlama hareketiyle somutlaşır; bu, yola hizmet ve disiplin işaretidir. Ardından kişi tekil derviş olmaktan “dervişân” topluluğuna katılmaya geçer, bireysel kıyafet sosyal-manevi kimlik olur.
- 5
Bir zaman şâir olup şâirleri çektim yola
Bir zaman ömür geçürdüm geçmedi hiç bir pula
1Bir zaman şair olup şairleri yola getirdim;
2Bir zaman ömür geçirdim, bir pul bile etmedi.
Şairlik başkalarını “yola çekme” yetkisi verir; söz ustası aynı zamanda düzen kurucu gibi görünür. Fakat geçirilen ömrün bir pula değmemesi bu itibarı ekonomik ve varoluşsal hiçliğe çevirir, şöhret zamanı kurtaramaz.
- 6
Bir zaman çektim yola
Bir zaman gurbetlik illerde vîrân ettin beni
1Bir zaman başkaldıranları usulle yola getirdim;
2Bir zaman gurbet ellerde beni viran ettin.
“Serkeş” kişileri erkân, yani usul ve düzenle yola getirmek önceki otoriteyi sürdürür. Hemen ardından gurbet illerde viran edilmek iktidar ile yıkımı karşılaştırır; başkalarını düzelten kişi kendi hayatını koruyamaz.
- 7
Bir zaman hâfız olup hâfızlara oldum gulâm
Bir zaman abd oldum âbidliği ettim ben tamâm
1Bir zaman hafız olup hafızlara hizmetkâr oldum;
2Bir zaman kul oldum, ibadetimi tamamladım.
Hafızken başka hafızlara “gulâm” oluş bilgi makamına rağmen hizmetkârlığı gösterir. “Abd” ve “âbidlik” aynı kökten kulluk ile ibadeti yoğunlaştırır; bir dönemin tamamı dünyevi görevden manevi hizmete ayrılmıştır.
- 8
Bir zaman zâhid olup zâhidlere oldum imâm
Bir zaman gülşen içinde bülbülân ettin beni
1Bir zaman zahit olup zahitlere imam oldum;
2Bir zaman gül bahçesinde beni bülbül yaptın.
Zahitlerin imamı olmak topluluk önünde rehberlik, gülşende bülbül olmak ise şiir ve aşk sesidir. İki rol aynı “bir zaman” kalıbında eşitlenir; resmî manevi önderlik ile estetik ötüş geçici kimliklerdir.
- 9
Bir zaman devletle ömrümü geçürdüm çok şükür
Bir zaman yiyüp içürdüm çok şükür
1Bir zaman devletle ömrümü geçirdim, çok şükür;
2Bir zaman ‘bây ü gedâ yiyüp içürdüm’, çok şükür [fail/nesne bağı açık].
“Devlet” hem talih hem iktidar refahı taşır ve konuşan bu dönem için şükreder. “Bây ü gedâ yiyüp içürdüm” yüzeyinde zengin-yoksul, yeme ve içirme fiillerinin fail-nesne zinciri kapanmaz; “yiyüp” sessizce ettirgen “yedirip” yapılmaz.
- 10
Bir zaman uçurdum çok şükür
Bir zaman rüsvây edüp efruzan ettin beni
1Bir zaman devlet kuşunu uçurdum, çok şükür;
2Bir zaman rezil edip “efruzan” yaptın beni [yüzey kapalı].
Devlet hümâsını uçurmak talihin elde tutulamadığını gösterir; efsanevi kuş gider. “Efruzan” kaynakta açıklığı olmayan yüzeydir ve düzeltilmez; kesin olan, rüsvay edilmenin önceki devlet ve şükrün karşısına düşüş olarak konmasıdır.
- 11
Bir zaman tevbe edüp isyânım andım ağladım
Bir zaman gençlikteki dermânım andım ağladım
1Bir zaman tövbe edip isyanımı andım, ağladım;
2Bir zaman gençlikteki gücümü andım, ağladım.
Tövbe, geçmiş isyanı hatırlayıp ağlamayla gerçekleşir; muhasebe unutmaya değil suçun yeniden anılmasına dayanır. Gençlikteki “dermân” da aynı gözyaşıyla anılır, ahlaki pişmanlık ile bedensel güç kaybı birleşir.
- 12
Bir zaman hayfâ geçen devrânım andım ağladım
Bir zaman böylece ettin beni
1Bir zaman yazık, geçen devranımı andım, ağladım;
2Bir zaman beni böyle güçsüz bir ihtiyar yaptın.
“Hayfâ” geçen devrana yönelen açık eseftir; zaman geri gelmeyecek kayıp olur. “Pîr-i nâtüvân” ihtiyarlığı yalnız yaş değil güçsüzlükle tanımlar ve ilk birimdeki nevcivan hâlin tam karşı kutbunu kurar.
- 13
Yâ İlâhî son nefeste isterim kalb-i selîm
Rahmeten lil’ âleminsin merhamet kıl yâ Kerîm
1Ey Allah’ım, son nefeste temiz bir kalp isterim;
2Âlemlere rahmetsin, merhamet et ey cömert Allah.
Son nefeste istenen şey makam veya gençlik değil “kalb-i selîm”dir; ömür dönüşümleri temiz son talebine süzülür. “Rahmeten lil’âlemin” ifadesi merhameti bütün varlık ölçeğine taşır, kişi bu genel rahmetten pay ister.
- 14
Der ki bu Âşık Ömer ki çektiği senden elim
Hamd ü şükr olsun sana ehl-i imân ettin beni
1Bu Âşık Ömer der ki: ‘çektiği senden elim’ [elim/elîm/elem bağı açık];
2Sana hamdolsun, beni iman ehlinden yaptın.
Mahlaslı “çektiği senden elim” yüzeyinde elim, elîm ve elem olasılıklarıyla yüklem bağı tanıksız çözülmez; kesin bir ‘çektiği elemdir’ cümlesi kurulmaz. Açık kapanış hamd ve şükürdür: iman ehli kılınmak belirleyici nimet sayılır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.338 gövdesinde “Der ki bu Âşık Ömer ki çektiği senden elim” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n338-D0571FCF1D8C. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.338, PDF 273–274; 14 iki dizelik birim/28 dize. Kaynak aparatı: dize 6 “meyhûr”: SOURCE_VISIBLE_ODD_SURFACE_PRESERVED_NO_GUESS dize 20 “efruzan”: SOURCE_VISIBLE_ODD_SURFACE_PRESERVED_NO_GUESS Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Dua “hikmet” ile kişinin özge bir cana dönüştürülmesini birlikte anar; kimlik ilahî tasarrufun değişken eseridir. İlk örnek nevcivanlıktır, gençlik kalıcı öz değil “bir zaman” verilmiş geçici dönem olarak başlar.