Yâr gel ikrâm edelim bir sen bana bir ben sana
Şiir iki sevgiliyi yalnız bir mecliste buluşturmak, aşk ateşinde pervane gibi yakmak ve gül renkli devri paylaşmak ister. Ceyhun gözyaşı ile Leyla ve Mecnun hikâyesinden sonra sevgilinin cefa ve ilgisizliğin sebebi/faili olduğu söylenir; ‘eyle iyan’ın nesnesi açık bırakılır. Âşığın derdini bir bir anlatması, rindane sohbet ve karşılıklı öpücük teklifi kapanışı kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yâr gel edelim bir sen bana bir ben sana
Vasl içün nâm idelim bir sen bana bir ben sana
1Sevgili, gel birbirimize ikram edelim: sen bana, ben sana;
2Kavuşma için ad koyalım [“nâm idelim” yüzeyi korundu]: sen bana, ben sana.
- 2
Tarkedüp ikimiz tenhâ heman
edelim bir sen bana bir ben sana
1Alçak yabancıları bırakıp ikimiz hemen yalnız kalalım;
2Kadeh sohbeti edelim: sen bana, ben sana.
“Ağyâr-ı dûn” rakipleri yalnız yabancı değil aşağı diye niteler ve meclisten çıkarır. İki kişinin “tenhâ heman” kalması acele ve mahremiyet hissi verir; “sohbet-i câm” ise konuşmayı kadeh çevresinde süren içkili bir beraberliğe dönüştürür.
- 3
Çekelim şevk u mahabbet na’resin
Dem bu demdir nâr-ı aşka yanalım pervâne veş
1Şevk ve sevginin narasını sarhoşça çekelim;
2Vakit bu vakittir; aşk ateşine pervane gibi yanalım.
Şevk ve muhabbetin “na’resi” aşkı sessiz iç duygudan yüksek sese çıkarır; “mestâne veş” bu sesi sarhoş tavrıyla biçimlendirir. “Dem bu demdir” fırsatın şimdi olduğunu vurgular, pervane benzetmesi de gecikmeden ateşe atılmayı ortak eylem yapar.
- 4
Nûşedüp câm-ı safâyı germ olup peymâne veş
idelim bir sen bana bir ben sana
1Sefa kadehini içip kadeh gibi ısınarak;
2Gül renkli bir devir yapalım: sen bana, ben sana.
Sefa kadehini “nûş” etmek, içme fiilini mutluluk ve arınmış keyifle ilişkilendirir. Kadeh gibi “germ” olmak sıcaklığı bedenden nesneye geçirir; “devr-i gülfâm” gül renkli dolaşımı hem içkinin kızıllığına hem bahar meclisinin neşesine açar.
- 5
Bendene evvel bakışta eyledin efsûnu sen
Firkatinle gözden akıttım niçe ben
1Kuluna ilk bakışta büyü yaptın sen;
2Ayrılığınla ben gözümden nice Ceyhun akıttım.
Sevgilinin ilk bakışı “efsûn”dur; görsel temas konuşanın iradesini büyüyle ele geçirir. Buna karşı âşığın cevabı Ceyhun ölçüsünde gözyaşıdır: ayrılık gözden tek nehir değil “niçe” nehir akıtır, büyünün kısa anını uzun ve çoğul acıya çevirir.
- 6
Dinler isen sergüzeşt-i Leylî vü Mecnûn’u sen
Nakl-ı encâm idelim bir sen bana bir ben sana
1Sen Leyla ile Mecnun’un serüvenini dinlersen;
2Sonucun anlatısını yapalım: sen bana, ben sana.
Leyla ile Mecnun’un “sergüzeşt”i, iki sevgilinin kendi hikâyesine bir karşılaştırma aynası sağlar. “Nakl-ı encâm” sonucun anlatılmasıdır; nakaratın iki yönlü yapısı, bilinen kıssayı yalnız dinlemekten çıkarıp kendi sonlarını birlikte söyleme teklifine dönüştürür.
- 7
Cevr ü istiğnâların sen bâisin eyle iyan
Ben de kâr-ı derd-i aşkın ideyim bir bir beyan
1Cefa ve ilgisizliğinin sebebi/faili sensin; ‘eyle iyan’ [açığa çıkarılacak şey ayrıca belirtilmez];
2Ben de aşk derdinin işini bir bir anlatayım.
“Cevr ü istiğnâların sen bâisin” sevgiliyi cefa ile ilgisizliğin sebebi/faili olarak açıkça gösterir; bu hüküm ‘sebebini sen açıkla’ biçiminde başka bir eyleme çevrilmez. Ardından gelen “eyle iyan” açığa çıkarma buyruğudur, fakat nesnesi basılı dizede ayrıca görünmez. Konuşan buna aşk derdinin işini bir bir beyan etme sözüyle karşılık verir.
- 8
Sonra seyret acımaz mısın bana ey nevcevan
Sözü i’lâm idelim bir sen bana bir ben sana
1Sonra bak, bana acımaz mısın ey genç?
2Sözü bildirelim: sen bana, ben sana.
“Sonra seyret” önce nedenlerin konuşulmasını, ardından sevgilinin merhametini sınamayı önerir. “Acımaz mısın” sorusu genç sevgiliyi karar vermeye iter; “i’lâm” sözü meclis sohbetini resmî bir bildirim ciddiyetine taşırken nakarat eşitliği korur.
- 9
Ey Ömer âşık ola bir dahi ma’şuk elde câm
Zâhir ü bâtın budur rindâne sohbet vesselâm
1Ey Ömer, biri âşık, biri sevgili olsun; kadeh elde;
2Görüneni ve içi budur: rindane sohbet, vesselam.
Mahlaslı birimde roller açıkça dağıtılır: biri âşık, öteki “ma’şuk”, elde ise kadeh vardır. “Zâhir ü bâtın” meclisin dış görüntüsüyle iç anlamını birleştirir; “vesselâm” bu rindane sohbet tarifini kısa ve kesin bir kapanış gibi mühürler.
- 10
İdicek bezmi nihâyet ey perî ba’de-l-kelâm
idelim bir sen bana bir ben sana
1Meclisi sona erdirince, ey peri, sözden sonra;
2Öpücük bağışlayalım: sen bana, ben sana.
Meclisin “nihâyet”i geldiğinde sözden sonra bedensel bir lütuf önerilir. “Bûse in’âm” öpücüğü ihsan ve armağan diline sokar; çoğul “idelim” ile tekrarlanan sen-bana/ben-sana düzeni, bağışı tek taraflı ödül değil karşılıklı yakınlık yapar.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.286 gövdesinde “Ey Ömer âşık ola bir dahi ma’şuk elde câm” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n286-03426A066E47. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.286, PDF 238; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tahmin yapılmayan yerler: U7’de ‘sen bâisin’ sevgilinin sebep/fail oluşunu bildirir; ‘eyle iyan’ın görünmeyen nesnesi tahminle eklenmedi. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk şiirdeki karşılıklılık bu kez “ikrâm” fiiliyle açılır; iki taraf birbirine lütuf sunan eşit failler olur. “Vasl içün nâm idelim” kavuşmaya ad koyma ya da onu anma çağrışımı taşır, fakat basılı nâm fiili kesin bir plan ilanına çevrilmez.