Yâr gel yâr olalım bir sen bana bir ben sana
Sevgiliye yönelen tekrarlı çağrı, iki kişinin birbirine yâr ve vefakâr olması isteğini kurar. Gül-bülbül, pervane-ateş, gam nehri, gönüller şehri ve uçan kuş imgeleri arasına karşılıklı söz ve yalnız birbirini sevme şartı yerleşir; silik “nevrest[e]” yüzeyi kaynak aparatıyla korunur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yâr gel yâr olalım bir sen bana bir ben sana
Nice bir bir sen bana bir ben sana
1Sevgili, gel birbirimize yâr olalım: sen bana, ben sana;
2Daha ne kadar birbirimize yük olalım: sen bana, ben sana?
- 2
eğlencemiz olsun gül ü bülbül gibi
Bir zaman zâr olalım bir sen bana bir ben sana
1Naz ve yakarış, gül ile bülbül gibi eğlencemiz olsun;
2Bir süre inleyelim: sen bana, ben sana.
Naz sevgilinin geri çekilmesini, niyaz âşığın yalvarışını anlatır; ikisi gül ile bülbül gibi birbirini tamamlayan bir “eğlence” olur. “Bir zaman zâr olalım” ortak inlemeyi yalnız âşığın kaderi olmaktan çıkarıp iki kişi arasında paylaşılacak geçici bir hâl yapar.
- 3
Düşerek aşk âteşine yandırır
Niydüğün aşk u mahabbet andan anla kıl nazar
1Pervane aşk ateşine düşerek kanadını yakar;
2Aşk ile sevginin ne olduğunu ondan anla, bak.
Pervanenin ateşe düşüp “per”ini yakması aşk bilgisini bedensel kayıpla öğretir. Konuşan “niydüğün” diye görünen eski soru biçimiyle aşk ve muhabbetin ne olduğunu bu örnekte arar; “kıl nazar” dinleyiciyi soyut açıklamaya değil yanma sahnesine bakmaya çağırır.
- 4
Yâ ki hüsnü yahşi sana eylesün aşkım eser
Tâ olayım bir sen bana bir ben sana
1Ya da güzelliği iyi olan sana aşkım etki etsin [dizim kapalı];
2Ben de tutulayım: sen bana, ben sana.
“Yâ ki” önceki pervane örneğine başka bir ihtimal ekler; güzelliğin ve aşkın etki ilişkisi basılı söz diziminde tam kapanmaz. “Giriftâr olayım” konuşanın gönüllü biçimde tutulmayı istemesidir; nakarat, bu esaret arzusunu karşılıklı bağlanma şartıyla sınırlar.
- 5
Bana senden gayrı bir dilberi sevmek vermez el
Başın içün sen de benden gayriye rahm etme gel
1Senden başka bir güzeli sevmeye elim varmaz;
2Başın için, sen de benden başkasına merhamet etme, gel.
Başka bir dilberi sevmeye “el vermemesi” hem imkânın hem gönlün reddini anlatır. Sevgiliden istenen karşılık daha serttir: başı üzerine yemin edilerek başkasına “rahm etme”mesi talep edilir; kıskançlık, karşılıklı tek eşlilik şartı gibi sözleşmeye hazırlanır.
- 6
Aramızda işbu söz olsun güzel
Sâhib ikrâr olalım bir sen bana bir ben sana
1Aramızda bu söz ant ve karar olsun, güzel;
2Sözümüzün sahibi olalım: sen bana, ben sana.
“Kavl ü karâr” sözü konuşmayı bağlayıcı anlaşmaya dönüştürür. “Sâhib ikrâr” olmak, yalnız söz vermeyi değil verilen sözün arkasında durmayı ister; güzel hitabı ve simetrik nakarat, bu ciddi antlaşmayı sevgi dilinin içinde tutar.
- 7
Dîdemizden dökmeden gam desti
Defter etmeyelim ağyâra bu tâli’ kahrini
1Gamın eli gözümüzden ayrılık nehrini dökmeden;
2Bu talih kahrını yabancılara defter etmeyelim.
Gamın “dest”i, yani eli gözlerden bir “firkat nehri” dökmek üzere tasarlanır; soyut üzüntü bedeni çalıştıran bir fail olur. Talihin kahrını “ağyâr”a defter etmemek, özel acıyı rakiplerin okuyacağı kamusal kayda çevirmeme kararıdır.
- 8
Gel temâşâ eyleyelim ol gönüller şehrini
olalım bir sen bana bir ben sana
1Gel, o gönüller şehrini seyredelim;
2Uçan kuş olalım: sen bana, ben sana.
Gönüller bir “şehir” olarak birlikte gezilecek geniş bir iç mekâna dönüşür. Ardından “mürg-i tayyâr” olmak, bu şehrin sabit sokaklarını havadan aşan özgür hareketi getirir; seyir ile uçuş, iki sevgilinin ortak keşif ve kaçış arzusunu tamamlar.
- 9
Bu Ömer bîçâre cânâ tâlib-i dîdâr iken
Sen içün andelîb-i zâr iken
1Bu zavallı Ömer, sevgili, yüzünü görmeye talipken;
2Sen taze açmış gül için inleyen bülbül iken [nevrest[e] silik].
Ömer kendini “tâlib-i dîdâr” diye sevgilinin yüzünü isteyen kişi olarak tanımlar. “Gül-i nevrest[e]”de son harfin silik oluşu açık aparattır; bülbülün taze gül için inlemesi güvenle görülebilir, fakat eksik yüzey tanıksız tamamlanarak kesin çekim eki yapılmaz.
- 10
Bende aşk-ı bîriyâ sende güzellik var iken
Gel vefâdâr olalım bir sen bana bir ben sana
1Bende gösterişsiz aşk, sende güzellik varken;
2Gel vefalı olalım: sen bana, ben sana.
Son birim karşılıklı ilişkinin iki sermayesini sayar: konuşanda “aşk-ı bîriyâ”, sevgilide güzellik. Gösterişsiz aşk ile görünür güzelliğin birlikteliği “vefâdâr olalım” sonucuna bağlanır; nakarat şiiri yükten sadakate ilerleyen eşit bir sözle kapatır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.285 gövdesinde “Bu Ömer bîçâre cânâ tâlib-i dîdâr iken” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n285-B095DC7DB91C. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.285, PDF 237; 10 iki dizelik birim/20 dize. Kaynak aparatı: dize 18 nevrest[e]: Basılı yüzeyde kelimenin son harfi silik/kesik görünür; köşeli ayraçla açıklandı, sessiz tamamlanmadı. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Yâr gel yâr olalım” çağrısı yâr sözcüğünü hitap, eylem ve ilişki adı olarak art arda kullanır. “Bir sen bana bir ben sana” nakaratı karşılıklılığı dengeler; “bâr” ile yük olma sorusu ise bu eşitliğin henüz kurulmadığını ve bekleyişin ağırlığını gösterir.