Yâr-ı gar olmaz meseledir âşıka her dilrübâ
Her güzelin âşığa yakın dost olmayacağını söyleyen şiir, düşkünlerin ömrünü boşa harcayan merhametsiz sevgili tipini art arda örneklerle anlatır. Sır açmak, ağlamak, para ve ilgi göstermek karşılık getirmez; sevgili rakiplere yönelir ve âşığı yıkıntıya çevirir. Son tek dize dâhil yirmi beş satırlık gövde korunur; Ömer, âşıkların güzellere ancak uzaktan selam vermesini öğütler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
olmaz meseledir âşıka her dilrübâ
Çeküben üftâdeler dâim eder ömrün hebâ
1Her gönül çelen güzelin âşığa yakın dost olmayacağı açıktır.
2Düşkünleri peşinden sürükler, ömürlerini sürekli boşa harcatır.
- 2
Eylesen yüzüne karşı niçe kez âh ü fezâ
Merhamet etmez sana meyleylemez ol bîvefâ
1Yüzüne karşı nice kez ah edip bağırsan da
2O vefasız sana acımaz ve sana yönelmez.
Yüz yüze edilen ah ve bağırış bile sevgilide merhamet uyandırmaz. “Eylesen” koşuluna verilen iki olumsuz karşılık, sesin ne acımayı ne de yönelişi sağlayabildiğini gösterir.
- 3
Niçe ile uşşâkı çeker derd ü belâ
Yüzüne bakar döker ol sana bin dürlü lisan
1Âşıkları defalarca dert ve belaya çeker.
2Yüzüne bakar, sana bin türlü söz söyler.
Âşıkları tekrar tekrar dert ve belaya çeken sevgili, ardından yüzlerine bakıp bin türlü söz söyler. Zarar veren eylemle çoğalan söz arasındaki karşıtlık, dilin güvenilmezliğini açığa çıkarır.
- 4
Sen yarın sanursun eylersin ana sırrın
Ol ise râzını senden sakınur eyler nihan
1Sen onu sevgilin sanır, sırrını açık edersin.
2O ise sırrını senden saklayıp gizli tutar.
Âşık sevgili sandığı kişiye sırrını açarken öteki kendi sırrını gizler. “İyan” ile “nihan” karşıtlığı, ilişkinin bir tarafta açıklık öbür tarafta saklama üzerine kurulduğunu belirginleştirir.
- 5
Merhamet ehli değildir yoktur anlarda iman
Zerrece rahmeylemez hublar sakın sen âşıka
1Merhamet sahibi değildir; onlarda iman yoktur.
2Güzeller âşığa en küçük ölçüde bile acımaz; ey âşık, sakın.
Merhametsizlik önce iman yokluğuna kadar genişletilir, sonra âşığa yönelik uyarıyla daraltılır. Son söz güzelleri özne, âşığı muhatap tutar; buyruğun yönü değiştirilmez.
- 6
Sen kıyâs etme sana eyler temennâ
Sakının üftâdeler anlardan eyler
1Sana dilekte bulunup seni yücelttiğini sanma.
2Ey düşkünler, onlardan sakının; onlar sizden kaçınır.
Sevgilinin dilekte bulunup âşığı yücelteceği sanısı reddedilir. Düşkünlere çoğul sesleniş, sakınmayı gerekçelendirirken güzellerin de onlardan kaçındığını bildirir.
- 7
İllere bûse verir eder sana cevr ile nâz
Bildiğim budur sorarsan hubların soyu mecâz
1Başkasına öpücük verir, sana eziyet ve naz eder.
2Sorarsan bildiğim şudur: güzellerin soyu aldatıcı görünüşten ibarettir.
Başkalarına öpücük verilirken muhataba eziyet ve naz düşer. Güzellerin soyunu “mecaz” sayan ikinci dize, bu eşitsiz davranışı aldatıcı görünüş hakkında genel bir hükme dönüştürür.
- 8
Anlara öyle yarar billâhi etmem iftirâ
Sen ana cânım dedikçe gayrısına meyleder
1Onlara yakışan budur; Allah’a yemin ederim, iftira etmiyorum.
2Sen ona ‘canım’ dedikçe o başkasına yönelir.
Konuşan yemin ederek anlattıklarının iftira olmadığını savunur. Âşığın “canım” hitabı arttıkça sevgilinin başkasına yönelmesi, bağlılık sözüyle uzaklaşma eylemini karşı karşıya getirir.
- 9
Ağlasan âh eylesen etmez vefâ kılmaz nazar
Bir kaç eyyâm varsa destinde koşar ol sîm ü zer
1Ağlayıp ah etsen de vefa göstermez, sana bakmaz.
2Elinde biraz gümüş ve altın varsa birkaç gün peşinden koşar.
Ağlama ve ah sevgiliden ne vefa ne bakış getirir; para ise birkaç günlük bir takip sağlar. Duygusal emeğin sonuçsuzluğu ile gümüş ve altının geçici etkisi sert biçimde karşılaştırılır.
- 10
idin yazık üftâdeden kılın hazer
Geldi benim başıma gör neyledi ol pür cefâ
1Yazık; düşkün âşıktan uzak durun, sakının.
2Başıma geleni gör: o eziyet dolu sevgili bana neler yaptı.
Çoğul buyruk, düşkün âşıktan uzak durmayı ve sakınmayı dinleyicilere yükler. Ardından konuşan başına gelen eziyeti kişisel kanıt göstererek öğüdün soyut bir yargı olmadığını belirtir.
- 11
Ey Ömer kılsan sual bir âşık-ı dîvâneye
Gûş edersin usanursun boşanur efsâneye
1Ey Ömer, divane bir âşığa soru sorsan
2Dinledikçe usanır, anlattığı hikâyeden bıkarsın.
Ömer, divane âşığa soru sorulursa dinleyenin uzun hikâyeden usanacağını söyler. Aşk acısı burada tek bir olay değil, boşalıp uzayan ve anlatıldıkça tüketen bir efsane gibi kurulur.
- 12
Düşürür baykuş misâli âşıkı vîrâneye
Kimseler meyletmesin pendin budur cânâneye
1Âşığı baykuş gibi bir yıkıntıya düşürür.
2Kimse sevgiliye yönelmesin; öğüdün budur.
Sevgili âşığı baykuş gibi viraneye düşürür; kuş ile mekânın geleneksel birlikteliği yalnızlığı görünür kılar. İkinci dize bu örnekten herkes için sevgiliye yönelmeme öğüdü çıkarır.
- 13
Eylesün hublara uşşâkı ıraktan merhabâ
1Âşıklar güzellere uzaktan selam versin.
Tek başına kalan son dize, önceki uzun uyarı dizisini kısa bir sonuç buyruğuyla kapatır. Âşıkların güzellere selamı bütünüyle kesilmez, fakat güvenli mesafe “uzaktan” sözüyle korunur.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.595 gövdesinde “Ey Ömer kılsan sual bir âşık-ı dîvâneye” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n595-54056D0AFF37. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.595, PDF 457–458; 13 birim/25 dize; son birim tek dizedir ve basılı final satırı korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Yâr içün ben hayran oldum kimseler dahletmesinÂşık Ömer · Şiir→
İlk hüküm, her güzelin âşık için yakın ve güvenilir dost olmayacağını söyler. Düşkünleri peşinden sürükleyip ömürlerini boşa harcatması, bu genel yargının ilk davranış kanıtıdır.