Yârem açamam yâre keder eyleye şâyet
Şair sevgili üzülür diye yarasını ve derdi akla yerleşir diye sıkıntısını açamaz. Sarhoş bakışlardan geçecek cefa okundan, yalnız gam meclisinin rakiplere duyurulmasından ve gümüş göğüslü sevgiliyi kucaklayınca canın bedenden ayrılmasından korkar; Ömer divaneliğini de hasarlı kaynak yüzeyi yüzünden söyleyemez.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
açamam yâre keder eyleye şâyet
'Derdim anamam şâyet
1Sevgili üzülür diye yaramı ona açamam;
2hatırda yer eder diye derdimi anıp söyleyemem.
- 2
Havfım bu ki
Sat câne güzer eyleye şâyet
1Korkum şu ki onun sarhoş edici yan bakışlarından
2‘Sat tîr-i cefâ’ yüzeyindeki cefa oku canı delip geçebilir.
Korkunun kaynağı sevgilinin “mest-i nigeh-i gamze”si, sarhoş eden yan bakışlarıdır. Sonraki satırın başındaki “Sat” basılı yüzeyi açık bir anlam zinciri kurmadığı için sessizce düzeltilmez. Güvenle görülen hareket, “tîr-i cefâ”nın cana “güzer” etmesi, yani eziyet okunun içinden geçmesidir.
- 3
Da’vet kılamam tenhâ
Ol haber eyleye şâyet
1Onu yalnız başına gam evindeki meclise çağıramam;
2gece sıfatlı rakiplere haber verebilir diye korkarım.
“Meclis-i gamhâne” sevinçli içki toplantısı değil, keder evindeki buluşmadır; konuşan sevgiliyi oraya yalnız çağıramaz. “Ol şeb sıfat ağyâr” rakipleri gece kadar karanlık gösterir. Haber alma ihtimali özel görüşmeyi bozar; kıskançlık, davetin gerçekleşmesinden önce gizlilik kaygısıyla engel olur.
- 4
Ol sîneye çekmek kolay ammâ
Katlanmıya can şâyet
1O gümüş göğüslüyü bağrıma çekmek kolay, ama
2can dayanamaz da göğüsten çıkıp yolculuğa gidebilir.
Sevgili “sîmber”, gümüş göğüslüdür ve onu sineye çekmek fiziksel olarak kolay görünür. Asıl güçlük âşığın canındadır: bu yakınlığa katlanamayıp “sîne sefer” edebilir. Canın göğüsten yolculuğa çıkması ölümün örtülü anlatımıdır; arzulanan kucaklaşma gerçekleştiği anda bedeni boşaltma tehlikesi taşır.
- 5
Dîvâneliğim arzedemem ey Ömer olmaz
Tür düşse seni dâhi beter eyleye şâye
1Ey Ömer, divaneliğimi açıklayamam; olmaz.
2‘Tür düşse seni dâhi beter eyleye şâye’ yüzeyinin sonu eksik ve sözdizimi kapalıdır.
Mahlaslı kapanış divaneliği ilan etmek isterken “arzedemem” diyerek yine susuşa döner. Son kaynak dizesi “Tür düşse” ile başlar ve “şâye” biçiminde eksik biter; fail ile sonucun ilişkisi güvenle kurulamaz. Modern satır bu lacunayı açıkça bildirir, Ömer adına söylenti ya da kesin bir zarar senaryosu üretmez.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.245 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Dîvâneliğim arzedemem ey Ömer olmaz mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n245-49932C5B6AB5. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.245, PDF 209; 5 iki dizelik birim/10 dize. Kaynak aparatı: dize 2 'Derdim: Satır başındaki görünür tek tırnak yüzeyi diplomatik olarak korundu. dize 10 şâye: Basılı yüzey şâye ile biter; beklenen son harf sessizce tamamlanmadı. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Yâre” sözcüğü sevgiliyi, “yârem” ise bedendeki yarayı yan yana getirir; konuşan sevgilinin kederlenmesi ihtimaline karşı kendi acısını gizler. İkinci dizede derdi anmamak da koruyucu bir susuş olur. Söz edilirse sıkıntı “hâtıra yer” edecek, geçici duygu kalıcı zihinsel yüke dönüşecektir.