Yaşamak Kavgası
Şiir yuvasından yiyecek aramak için çıkan canlılardan kelebeğe kadar doğayı av ve avcı ilişkisi içinde okur; yaşamı yeme ya da yenme kanununa indirgeyen karamsar sonucunu yaralı bir feryatla kapatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Her bir , her gün gibi, bugün de
Yuvasından dışarıya uğruyor;
Dağ başında, şehr içinde, her yerde
Öldürecek, yiyecek şey arıyor.
1Her canlı, her gün olduğu gibi bugün de,
2Yuvasından dışarı çıkıyor;
3Dağ başında, şehir içinde, her yerde,
4Öldürüp yiyebileceği bir şey arıyor.
- 2
Şu saf, mavi gök altında böyle kurulmuş;
Her bir başkasının kanı ile yoğrulmuş.
Bir çiçeğin ruhu gibi nazik güzel görünen,
Bir yetimin gönlü gibi dokunmaya gelmeyen
Kelebekler bile birer kan içici canavar;
Onlarda da gizli gizli öldürücü şeyler var.
1Bu duru mavi göğün altında dünya böyle kurulmuş;
2Her beden başka bir canlının kanıyla yoğrulmuş.
3Bir çiçeğin ruhu kadar ince ve güzel görünen,
4Bir yetimin yüreği kadar dokunulmaya dayanamayan,
5Kelebekler bile kan içen birer canavardır;
6onlarda da gizli gizli öldürücü şeyler vardır.
Saf mavi gökle kana bulanmış bedenler arasındaki karşıtlık, güzel görünüşün altında şiddet bulunduğu tezini keskinleştirir. Çiçek, yetim ve kelebek gibi narin imgeler özellikle seçilir; ‘canavar’ hükmü anlatıcının karamsar savıdır ve modern karşılık bu iddiayı edilgin bir söylentiye çevirmez.
- 3
Yemek, yenmek!.. İşte budur yaşamanın kanunu!
Seni yerler, yemez isen sen onu.
Böyle doğar, böyle ölür ;
Burda her ses: Bir yaralı iniltisi, bir feryat!..
1Yemek ya da yenmek: yaşamın kanunu budur!
2Sen onu yemezsen başkaları seni yer.
3Canlılar böyle doğar ve böyle ölür;
4Buradaki her ses yaralı bir inilti, bir çığlıktır!..
‘Yemek, yenmek’ ikiliği düşünceyi kısa bir yasaya dönüştürür ve son feryat bu yasanın duygusal bedelini duyurur. Canlılığı yalnız karşılıklı yok etmeye indirgeyen bu yaklaşım şiirin tarihsel-felsefi savıdır; güncel biyolojinin eksiksiz bir açıklaması ya da insan ilişkileri için ahlaki buyruk değildir.
Metnin kaynağı
165465 ana oldid'i ve kalite-3 Sayfa 58 oldid 163691, başlığı, Yusuf Akçura'ya ithafı ve 14 dizelik tam gövdeyi tek sayfada sabitler. Atlas Kitabevi Üçüncü Baskı (1979) basılı s. 85 görüntüsü, Page transkripsiyonundaki “bugün dek” ve “dışanya” hatalarını “bugün de” ve “dışarıya” olarak açıkça gösterir. Düzeltmeler SHA-1 kimlikli yalnızca araştırma amacıyla tanıkta belgelendi; Vikikaynak girinti işaretleri gövdeden ayrıldı. Kaynak sayfası bir kalıp adı vermez; on dört dizenin dördü 11, onu 15 hecedir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir vakitler yedi iklim, dört bucakMehmet Emin Yurdakul · Nakaratlı manzume→
İlk dört dize, yuvadan çıkışı özgür bir gezinti değil yiyecek bulma ve başka bir canlıyı öldürme zorunluluğu olarak tanımlar. Dağ ile şehir yan yana getirilince rekabet belirli bir vahşi mekâna kapatılamaz; şiirin gözünde yaşamın bütün alanlarına yayılır.