Yurdumuzun İniltisi
Yurt kişileştirmesi eski askerî kudret ile güncel aşağılanmayı karşılaştırır; toprak ve bayrak kaybına karşı tarihî devlet adamlarını anar, ardından eski kanın ve kahramanlık iradesinin sürüp sürmediğini sorar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir vakitler , dört bucak
Benim keskin kılıcımdan titrerken...
Bugün böyle hayvan gibi horlanmak,
Zincirlere hazırlanmak. Bu neden?
1Bir zamanlar dünyanın her yanı,
2Benim keskin kılıcımdan titrerken,
3Bugün bir hayvan gibi aşağılanmak,
4Zincire vurulmaya hazırlanmak neden?
- 2
Neden, neden kölem olan milletler
Bana demir vursunlar?
Hazineme veren devletler
Harabeme saltanatlar kursunlar!..
1Neden bir zamanlar kölem olan milletler,
2Bana demir vursunlar?
3Hazineme vergi veren devletler,
4Yıkıntımın üzerinde saltanat kursunlar?
Bir zamanlar köle ve haraç veren diye adlandırılan halkların şimdi demir vurması, hiyerarşinin tersine dönmesi olarak sunulur. Bu dörtlük şiirin imparatorlukçu üstünlük iddiasını açıkça taşır; söz konusu tarihsel bakış güncel bir değer olarak onaylanmaz.
- 3
mı ki toprağım
Devletimden alınsın?
Başta gezen bayrağım
Çamurlara çalınsın?..
1Toprağımın,
2Devletimden alınması uygun mudur?
3Yüksekte dalgalanan bayrağım,
4Çamura atılsın mı?
İlk nakarat kayıp korkusunu toprağın devletten kopması ve bayrağın çamura atılmasıyla somutlaştırır. Kısa dizeler, geniş imparatorluk anlatısını iki yakın ve görünür simgeye indirerek siyasal parçalanmayı kişisel bir hakaret gibi duyurur.
- 4
Şu göğsümde ağlayan
Beşiklere merhamet!
Kara yaslar bağlayan
Türbelere !..
1Göğsümde ağlayan,
2Beşiklere merhamet edin!
3Kara yas bağlayan,
4Türbelere saygı gösterin!
Beşik ile türbe yan yana gelir: biri yaşayan çocukları, diğeri ölülerin hafızasını temsil eder. Yurdun göğsünde ağlayan bu iki uç için merhamet ve saygı istenmesi, ülkeyi geçmişi ve geleceği birlikte taşıyan canlı bir bedene dönüştürür.
- 5
Ben hiç bir gün bu zillete düşmedim.
Hani benim o Orhan’ım, Halil'im?
Hani benim o Turgut’um, ’m?
Hani benim o Köprülü’m, Reşit'im?..
1Ben hiçbir zaman bu aşağılanmaya düşmedim.
2Nerede benim Orhan'ım, Halil'im?
3Nerede Turgut'um ve Zembilli'm?
4Nerede Köprülü'm ve Reşit'im?
Orhan, Halil, Turgut, Zembilli, Köprülü ve Reşit adları farklı askerî ve siyasî dönemleri tek kurtarıcılar dizisine toplar. Yurdun kendi zilletini bu adların yokluğuyla açıklaması, çözümü kurumdan çok büyük erkek şahsiyetlerde arar.
- 6
Ah, ne oldu, bozuldu mu ?
Uyuştu mu yürekler?
Kalmadı mı aslan pençe bilekler?
Yok mu beni kurtaracak kahraman?...
1Ah, ne oldu; eski kan mı bozuldu?
2Yürekler mi uyuştu?
3Aslan pençesi gibi güçlü bilekler kalmadı mı?
4Beni kurtaracak bir kahraman yok mu?
‘Eski kan’ ve ‘aslan pençe bilekler’ sözleri çöküşü biyolojik miras ile erkek kahraman eksikliğine bağlar. Bu, şiirin dönemsel milliyetçi ve eril tarih anlayışıdır; nesnel bir tarih açıklaması olarak değil kurtarıcı özlemini bedenselleştiren söylem olarak okunur.
- 7
mı ki toprağım
Devletimden alınsın?
Başta gezen bayrağım
Çamurlara çalınsın?..
1Toprağımın,
2Devletimden alınması uygun mudur?
3Yüksekte dalgalanan bayrağım,
4Çamura atılsın mı?
Toprak ve bayrak nakaratının değişmeden dönüşü, tarihî kahraman listesiyle sorunun çözülmediğini gösterir. Tekrar hem kaybın aciliyetini artırır hem de yurdun kendi eylemi yerine dışarıdan gelecek kahramana bağımlılığını görünür kılar.
- 8
Şu göğsümde ağlayan
Beşiklere merhamet!
Kara yaslar bağlayan
Türbelere !..
1Göğsümde ağlayan,
2Beşiklere merhamet edin!
3Kara yas bağlayan,
4Türbelere saygı gösterin!
Son dörtlük yine beşik ve türbeye yönelir. Gelecek kuşağa merhamet ile geçmişe riayet talebi, şiirin zaman ufkunu iki yana açar; fakat aynı tekrar sıradan yurttaşın siyasî rolünü geri plana atan kahraman merkezli bakışın sınırını da korur.
Metnin kaynağı
165467 ana oldid'i, kalite-3 Sayfa 79–80 üzerindeki 32 dizelik tam şiiri aktarır. Başlık, “Milletime” ithafı ve ilk nakarat Sayfa 79 oldid 163782'de; ikinci bent ile tekrar edilen son nakarat Sayfa 80 oldid 163783'tedir. Page 80 transkripsiyonundaki bağlamı bozan “eski İran” okuması, Atlas Kitabevi Üçüncü Baskı (1979) basılı s. 107 görüntüsünde açıkça “eski kan”dır; düzeltme SHA-1 kimlikli yalnızca araştırma amacıyla tanıkla belgelendi. Kaynak sayfası bir kalıp adı vermez; otuz iki dizenin on dördü 11, on sekizi 7 hecedir ve 7 heceliler nakarat bentlerinde toplanır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Şu dağların, ovaların seslerine kulak verin;Mehmet Emin Yurdakul · Kıta ve nakaratlı manzume→
Konuşan yurt eski fetih alanlarını ‘yedi iklim, dört bucak’ sözüyle büyütürken bugünkü zinciri hayvan gibi horlanma olarak yaşar. Keskin kılıçtan esaret korkusuna geçiş, imparatorluk gücünün kaybını bedenin aşağılanması biçiminde anlatır.