DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Yeniden aklımı bir nevcivânın
Şiir · 17. yüzyıl

Yeniden aklımı bir nevcivânın

Yeni bir genç güzel şairin aklını alır; bakışı, beni ve salınışı âşığın gönlünü sürekli sarsar. Sevgilinin yüzü okunacak bir güzellik kitabına dönüşür. Son bölümde Ömer, bu seyri isteyenlerin hırka ve şalı bırakıp aşka çıplak girmesi gerektiğini söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Yeniden aklımı bir nevcivânın

    Can eylemem yoluna anın

    1Yeniden bir genç güzel aklımı aldı;

    2onun yolunda canımı esirgemem.

    Aklın bir genç tarafından yeniden alınması, daha önce yaşanmış aşkların ardından gelen taze bir teslimiyeti anlatır. Canı esirgememek, bu zihinsel kaybın bilinçli sadakate dönüştüğünü gösterir. Aklın yeniden alınması ile canın esirgenmemesi, ilk şaşkınlığın hemen ardından bilinçli bir teslimiyetin geldiğini düşündürür.

  2. 2

    Aldı ruhlerimin bir yüzden

    Heman tek etmesin bir yüzden

    1Yanaklarımın ‘âli’ bir yüzden aldı;

    2yeter ki ‘âli bir yüzden’ etmesin—yüzey kapalıdır.

    İki dizede yinelenen âli sözlük tanığı olmadan al renk veya aldatma eylemine çevrilmez; alınan ve yapılmaması istenen ilişki açık kalır. Almak fiili okunabilir olsa da âli yüzeyi iki satırın yönünü belirlediğinden tahmin yerine aynı biçimiyle aktarılır.

  3. 3

    Göz kamaşur cemâline bakılmaz

    gamzelerin başa çıkılmaz

    1Yüzüne bakınca göz kamaşır;

    2büyücü yan bakışlarıyla baş edilmez.

    Güzellik doğrudan bakılamayacak kadar parlaktır, gamze ise büyücülük gücü kazanır. Göz kamaşması pasif hayranlığı, başa çıkamamak ise bakışın âşık üzerindeki etkin hâkimiyetini belirtir. Kamaşan göz ve sâhir gamze, sevgiliyi yalnız görülen değil bakışıyla karşı tarafın görme gücünü yöneten bir özne yapar.

  4. 4

    etse sanma hâtır yıkılmaz

    Söz atar şol siyah hâli bir yüzden

    1Bir baksa, gönül kırılmaz sanma;

    2şu siyah beniyle bir yandan söz atar.

    Tek bir bakışın gönül kırmayacağı düşüncesi hemen reddedilir. Siyah benin söz atması, yüzün sessiz ayrıntılarını konuşan işaretlere dönüştürür; sevgilinin bedeni başlı başına bir hitap alanıdır. Siyah benin söz atması, küçük bir yüz ayrıntısını sessiz fakat gönül kırabilecek kadar etkili bir hitaba çevirir.

  5. 5

    Gönül feryâd etme gûşa çalınur

    Her seher nâz ile çıkar salınur

    1Ey gönül, feryat etme; kulağa gider;

    2her sabah nazla çıkıp salınır.

    Gönle yöneltilen susma buyruğu, feryadın sevgiliye ulaşması korkusundan doğar. Sevgilinin her seher nazla salınması, âşığın saklamaya çalıştığı duyguyu sürekli yeniden kışkırtır. Feryadın kulağa gitme ihtimali, sevgilinin seher salınışını uzaktan seyreden gönlü kendi sesini bastırmaya zorlar.

  6. 6

    Belki yârın duyar küser alınır

    Döker de gerdana bir yüzden

    1Belki sevgilin duyar, küser ve alınır;

    2gerdana ‘âli bir yüzden’ döker—bağ kapalıdır.

    İkinci dizede fail, nesne ve âli yüzeyinin gerdanla bağı tanıksız kurulmaz; yalnız döker eylemi ve görünen öğeler korunur. Küslük ihtimali açıkken gerdana dökülen şey adlandırılmadığı için beden hareketi veya alın ilişkisi eklenmez.

  7. 7

    kıldıkça mahabbet bâbın

    Ol demde seyredin hüsnün kitâbın

    1Sevgi kapısını açtığı zaman,

    2o anda güzelliğinin kitabını seyredin.

    Mahabbet kapısının açılması, yüzü okunacak bir kitaba çevirir. Seyir yalnız bakmak değil güzelliğin işaretlerini anlamaya çalışma eylemidir; açılan kapı aynı zamanda bilgiye erişim sunar. Açılan sevgi kapısı yüzü kitaba dönüştürür; seyir bu nedenle yalnız hayranlık değil işaretleri okuyarak anlam arama eylemidir.

  8. 8

    Gülerek söylese şîrin cevâbın

    Düşer âşıkların fâli bir yüzden

    1Gülerek tatlı cevabını söylese,

    2âşıkların falı bir yüzden düşer.

    Fâli düşer eylemi açılır deyimiyle tersine çevrilmez; düşme hareketi olumlu ya da olumsuz sonuçla kesinleştirilmeden taşınır. Gülüş ve tatlı cevap şartı görünür, fakat falın düşmesi kaynakta nasıl sonuçlanıyorsa aktarım o eylemi korumakla yetinir.

  9. 9

    Ey Ömer -i seyrân olanlar

    Soyunup aşkile olanlar

    1Ey Ömer, bu seyri isteyenler,

    2soyunup aşkla çıplak kalanlardır.

    Mahlasla başlayan öğüt, seyir talebinin bedelini açıklar: kişi önce örtülerini bırakmalıdır. Soyunmak burada hem maddi giysiden hem toplumsal korunaktan vazgeçme anlamı taşır. Hırka ve şaldan soyunmak, güzellik seyrinin bedelini toplumsal kimlik ve korunma araçlarından vazgeçmek olarak belirler.

  10. 10

    Cemâli nakşına hayrân olanlar

    Terkeder hırkayı şali bir yüzden

    1Yüzünün nakşına hayran olanlar,

    2hırkayı ve şalı terk eder.

    Yüz nakşına gerçek hayranlık hırka ve şalın terk edilmesiyle sınanır. Dış kimlikleri belirleyen giysiler bırakıldığında, âşık güzelliğin karşısında savunmasız ve aracısız kalır. Yüz nakşı karşısında üryan kalmak, gerçek hayranlığın aracı ve örtüyü bırakarak savunmasızlaşması gerektiğini bildirir.

Kavram sözlüğü (9) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.103 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.103, PDF 155; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. Basılı aparat: U2, U6 ve U8 âli/fâli kapalı yüzeyleri tahminsiz aktarıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirYeter cevreyledin câna bilirsin dil perîşânımÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

9 kavram bulundu.

nevcivân

Genç güzel.

dirîğ

Esirgeme.

sâhir

Büyüleyici.

nigâh

Bakış.

gûş

Kulak.

küşâde

Açılmış, açık.

tâlib

İsteyen, arayan.

üryân

Çıplak.

âli

Birden çok dizede yinelenen kapalı yüzey; al renk, yön veya başka bir ilişki tanıksız kesinleştirilmez.