Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenâre düşdü
Gönlü taşlık bir yolda kırılan cam kayığa benzeten, ezel meclisinde payına paramparça bir kalp düştüğünü söyleyen ve Mevlevî yolunda şaşkın kalışla biten yedi beyitlik gazel.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yine -ı derûnum kırılıp kenâre düşdü
Dayanır mı şîşedir bu reh-i seng-sâra düşdü
1İçimin küçük kayığı yine kırılıp kıyıya vurdu.
2Dayanır mı, camdan yapılmadır; taşlık bir yola düştü.
- 2
O zamân ki bezm-i cânda bölüşüldü
Bize hisse-i mahabbet dil-i pâre pâre düşdü
1Can meclisinde murat kumaşı paylaştırıldığı zaman
2sevgiden bize düşen pay paramparça bir gönül oldu.
Ezel meclisi bir kumaş taksimine dönüşüyor; herkes bir parça alıyor. Şairin payına düşen ise dikilecek bir kumaş değil, önceden yırtılmış bir yürek.
- 3
Gehî zîr-i serde desti geh ayağı koltuğunda
Düşe kalka der-i lutf-ı yâra düşdü
1Kimi zaman eli başının altında, kimi zaman ayağı koltuğunda
2gam hastası düşe kalka sevgilinin lütuf kapısına vardı.
‘Ayak’ hem uzuv hem kadeh demektir; koltuğunda kadeh taşıyan bir sarhoş da görünür. Hasta ile sarhoş aynı gövdede yürüyüp aynı kapıya yığılıyor.
- 4
Erişüp bahâra bülbül yenilendi sohbet-i gül
Yine nevbet-i tahammül dil-i bî-karâra düşdü
1Bülbül bahara kavuştu, gülle sohbeti tazelendi.
2Katlanma sırası yine o kararsız gönle geldi.
Mevsim dönüyor, bülbülle gülün meclisi tazeleniyor, herkes yerine oturuyor. Bu düzenli devirde tek değişmeyen şey nöbetin dönüp dolaşıp hep aynı gönle çıkması.
- 5
Meh-i burc-ı ârızında gönül oldu mâil
Bana kendi tâli’imden bu siyeh sitâre düşdü
1Gönül, yanağının burcundaki aya, hâleye tutuldu.
2Bana kendi talihimden bu kara yıldız düştü.
Yanak bir gökyüzü, ben bir yıldız oluyor; âşık göğe bakar gibi yüze bakıyor. Aynı yıldız uzaktan güzellik, kendi burcunda kara bir baht sayılıyor.
- 6
Süzülüp o çeşm-i âhû dedi zevk-i vasla
Bu degildi neyleyim bu yolum intizâra düşdü
1O ceylan gözü süzülüp kavuşma zevkine ‘Yâ Hû’ dedi.
2Beklediğim bu değildi, ne yapayım; yolum beklemeye düştü.
Süzülen tek bir bakış, dervişin vedalaşma nidasıyla kavuşma ihtimalini kapatıyor. Reddediliş burada öfke değil şaşkınlık üretiyor: âşık kendi yolunu artık tanımıyor.
- 7
Reh-i Mevlevîde Gâlib bu sıfatla kaldı hayrân
Kimi terk-i nâm ü şâna kimi itibâre düşdü
1Gâlib, Mevlevî yolunda bu hâliyle şaşkın kaldı.
2Kimi ad ve şanı bırakmaya, kimi itibar peşine düştü.
Son beyit aynı yolda yürüyen iki insanı yan yana koyuyor: biri adını bırakıyor, öteki ad kazanmaya çalışıyor. Şair hangisinde durduğunu söylemiyor, ‘hayrân’ kalıyor.
Metnin kaynağı
Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap neşri (hzl. Naci Okçu) esas alındı. Ahmet Akgül’ün RumeliDE’deki incelemesi aynı gazeli Okçu’nun 1993 basımından ‘kenâra düştü / yâre düştü / itibâra düştü’ biçiminde aktarıyor; e-kitaptaki ‘kenâre / yâra / itibâre’ yazımları korundu. Beşinci beyitteki ‘oldu-hâle’ dizgi tiresi kaldırıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gâlib gönlü önce kayık, hemen ardından cam yapıyor; iki imge tek dizede üst üste biniyor. Kırılma haber verilmiyor, kırılmanın kaçınılmazlığı soruluyor.