Yoḳ Ṣanurdum ʿĀlem İçre Cānile Serden Leẕīẕ
Can ile baştan daha tatlı bir şey olmadığını sanan konuşucu, sevgiliye kavuşmayı ve onun sözünü bütün dünyevî ve uhrevî tatların üstünde bulur; sonunda tutulduğu papağan sözlü kişinin konuşmasını yoğun şekerden tatlı sayar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yoḳ ṣanurdum ʿālem içre cānile serden leẕīẕ
Hey neler vārmış cihānda daẖi bunlardan leẕīẕ
1Dünyada can ve baştan daha tatlı bir şey yok sanırdım;
2meğer dünyada bunlardan da tatlı neler varmış!
- 2
Leẕẕetin işbu cihānuñ şimdi bildük
Yoġ(i)miş rūy·i zemīnde vaṣl'i dil-berden leẕīẕ
1Bu dünyanın zevkinin özünü şimdi anladık:
2yeryüzünde sevgiliye kavuşmaktan daha tatlı bir şey yokmuş.
İlk beyitte saklanan cevap burada açıklanır. Dünya hayatının bütün lezzeti tek bir ‘hâsıl’, yani sonuç içinde toplanır: vuslat. Bu hüküm canı korumaktan bile üstün tutulan aşk deneyiminin değer sırasını açıkça kurar.
- 3
Leblerüñ sögdükçe cānā aġzuma şeker yaġar
Şöyle şīrīn loḳmadur pālūde'i terden leẕīz
1Ey sevgili, dudakların beni azarladıkça ağzıma şeker yağar;
2o sözler öyle tatlı lokmadır ki taze pelte tatlısından lezzetlidir.
Sevgilinin sövgüsü içerik bakımından acı, dudaktan çıktığı için tat bakımından şekerdir. Şair bu çelişkiyi ağızda eriyen palûdeyle somutlaştırır; âşık için sözün anlamı değil kaynağı belirleyicidir ve eziyet bile ikrama dönüşür.
- 4
ʿĀşıḳa baş aġrıdup 'arż itme cenneti
Leblerin ṣorduḳ nigāruñ āb'ı kevs̲erden leẕīẕ
1Ey öğütçü, âşığın başını ağrıtıp ona cenneti anlatma;
2sevgilinin dudaklarını emmek Kevser suyundan daha tatlıdır.
Nâsihin uhrevî ödül vaadi, âşığın yaşadığı doğrudan haz karşısında etkisiz kalır. Kevser cennet içeceğinin en üstün örneğiyken sevgilinin dudağı onun da önüne geçirilir; beyit dünyevî aşkın kendi değer sistemini savunur.
- 5
Şimdi bir mübtelādır Mihrī kim
Söylese şīrīn sözi ḳand·ı mükerrerden leẕīẕ
1Mihrî şimdi papağan sözlü birine tutulmuştur ki
2o konuşsa tatlı sözü kat kat kaynatılmış şekerden lezzetlidir.
Papağan tatlı ve düzgün konuşmanın simgesidir; Mihrî'nin tutulduğu kişinin sözü bu niteliği taşır. İkinci dizede konuşan da tatlı sözün sahibi de aynı kişidir; ‘kand-ı mükerrer’ karşılaştırması onun sözünü yoğunlaştırılmış maddî şekerin üstüne çıkarır.
Metnin kaynağı
147723 numaralı sabit sürümdeki beş beyit çeviri yazı işaretleriyle korundu; eser sahibi Mihrî Hatun, kaynak OTAP arşiv kopyasıdır. ‘Yoġ(i)miş’, ‘vaṣl'i’, ‘pālūde'i’ ve noktalı ayırıcılar kaynak biçimidir; kesinleştirilmeden taşındı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Niçe feryāda varā nālelerüm āh sañaMihrî Hatun · Gazel→
Can ve baş insanın vazgeçmeyeceği en değerli varlıklarıdır; matla bu yerleşik ölçüyü şaşkınlıkla bozar. Henüz daha tatlı şeyin adı konmaz, böylece devam eden beyitler sevgilinin kavuşmasını ve sözünü bu ilk kıyasın içine yerleştirir.