Zâhidâ ibret gözin aç sûret-i zîbâya bak
Zahide güzel suretten iç hakikat denizine bakmayı öğütleyen gazel, geçici talihi kovalamak yerine gönül huzurunu seçer; kanlı kadeh, kırmızı lâle, eğri çeng ve sarı ney şairin hâlini görünür kılar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Zâhidâ ibret gözin aç sûret-i zîbâya bak
Bir nazar -ı cihân-ârâya bak
1Ey zahit, ibret gözünü aç da güzel surete bak;
2dünyayı süsleyen yaratışın aynasına bir kez bak.
- 2
Dil dür ol bahr-i hakîkatden vücûdun mülkine
Şol derûnuñ ‘âleminde mevc uran deryâya bak
1Gönül, o hakikat denizinden varlık ülkesine gelmiş bir incidir;
2iç dünyanda dalgalanan denize bak.
Gönül hakikat denizinden varlık ülkesine gelmiş inci, insanın iç dünyası ise dalgalanan denizdir. Küçük ve değerli inci ile sınırsız deniz aynı iç varlığı anlatır. Bakış dış suretten iç harekete döner; hakikat uzakta aranmaz, insanın derununda sürekli mevc vuran kaynak olarak görülür.
- 3
içün renc-i talebden fârig ol
Bâri bir kaç gün huzûr-ı kalb ile dünyâya bak
1Temelsiz talih uğruna arama zahmetinden vazgeç;
2hiç değilse birkaç gün dünyaya gönül huzuruyla bak.
Temelsiz talihe ulaşmak için çekilen arama zahmeti bırakılmalı, hiç değilse birkaç gün dünyaya kalp huzuruyla bakılmalıdır. Gazel edilginliği değil güvenilmez bahtın peşinde tükenmemeyi önerir. Dış başarı arayışından vazgeçiş, mevcut âlemi dingin dikkatle görmeye yer açar.
- 4
Câmveş kimdür bu bezm içre olmayan
Gonca-i gülzârı seyr it lâle-i hamrâya bak
1Bu mecliste kadeh gibi bağrı kanlı olmayan kim vardır?
2Bahçenin goncasını seyret, kırmızı lâleye bak.
Dünya meclisinde kadeh gibi bağrı kanlı olmayan kimse yoktur; gonca ve kırmızı lale bu ortak yarayı görünür kılar. Bitkilerin kırmızılığı neşeli bahçe renginden keder işaretine çevrilir. Seyir, güzelliğin altında saklanan acıyı gören ibret bakışının somut sınavıdır.
- 5
Hâl-i zâr-ı Bâkî-i bî-dilden isterseñ nişân
Kâmet-i çeng-i dü-tâya rûy-ı zerd-i nâya bak
1Gönülsüz, perişan Bâkî’nin hâlinden bir işaret istersen,
2iki büklüm çengin boyuna ve neyin sarı yüzüne bak.
Bâkî’nin perişan hâli iki çalgıda okunur: iki büklüm çeng bedenini, sarı yüzlü ney solgun çehresini temsil eder. Zahide verilen bakma öğüdü maktada şairin portresine bağlanır. Müzik aletleri yalnız ses üretmez; aşk acısının eğdiği beden ve soldurduğu yüz olur.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.4543efa5-2233-4958-a504-0b76689cc339:g239-pdf295. Açık lisanslı tez ekinde G.239, basılı 277/PDF 295, 5 beyit; şiir-numarası → vezin bağlantısı PDF 65–66'daki Tablo 2'de açık. Sabahattin Küçük neşri yalnız sınır ve kısa okuma farkları için yalnızca araştırma amacıyla tanıktır. CC BY profil-ek ilişkisindedir; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Câme-hâb ol âfeti aldıkça tenhâ koynunaBâkî · Gazel→
Zahide güzel surete bakması söylenir; bu bakış hazla sınırlı değil yaratılış aynasında anlam çıkaran ‘ibret gözü’dür. İnsan güzelliği dünyayı süsleyen sanatın yansıması olur. Emir, görünen bedeni reddetmek yerine onda daha geniş yaratma kudretinin işaretini okumaya çağırır.