Câme-hâb Ol Âfeti Aldıkça Tenhâ Koynuna
Yatağın sevgiliyi koynuna almasını buluta giren aya benzeten gazel; kumru, çiy ve deniz imgelerinden geçerek Bâkî'nin göğsündeki aşk yaralarını taze gül yapraklarına dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
ol âfeti aldıkça tenhâ koynuna
Sanuram ebrin girer mâh-ı şeb ârâ koynuna
1Yatak o güzel afeti yalnızken koynuna aldıkça
2geceyi süsleyen ay bulutun koynuna giriyor sanırım.
- 2
Subh-dem ey bî-hûde efgaan eyleme
Çün girersin her gice bir servi bâlâ koynuna
1Ey kumru, sabah vakti boşuna feryat etme;
2çünkü her gece uzun bir servinin koynuna giriyorsun.
Kumrunun sabah ötüşü aşk feryadı sayılır fakat şair onu ikiyüzlü bulur: gece servi ağacının dallarında barınmıştır. Servi sevgilinin uzun boyunu çağrıştırır; böylece kuş âşığın erişemediği yakınlığa zaten sahip bir varlık gibi azarlanır.
- 3
Niçün aglarsın felekden bilsem ey seni
Çün girürsin her zamân bir verd-i ra’nâ koynına
1Ey çiy, felekten neden ağladığını bir bilsem;
2çünkü her zaman güzel bir gülün koynuna girersin.
Sabah çiyi gözyaşı gibi kişileştirilir; buna karşılık her sabah güzel bir gülün koynuna girme ayrıcalığına sahiptir. Ağlayan çiyin bile sevgiliyi temsil eden gülle doğrudan temas etmesi, ona erişemeyen âşığın kıskançlığını keskinleştirir.
- 4
dişüñ vasfında şi’rüm defterin gördi meger
Kim sadef mecmû’asını saldı deryâ koynına
1Sedef, inci dişlerini anlatan şiir defterimi görmüş olmalı ki
2kendi mecmuasını denizin koynuna bıraktı.
Şiir defteri ile sedeflerin toplandığı deniz birer mecmua gibi eşleştirilir. Sedef kendi inci defterini denizin koynuna bırakırken sevgilinin inci dişlerini anlatan şiir tabiatın hazinesine örnek olur; sanat, gerçek incinin değerini bile gölgede bırakır.
- 5
Ruhlerin şevkiyle pür-dâğ itdi Bâkî sinesin
Bir avuç koydu güya koynuna
1Bâkî, yanaklarının özlemiyle göğsünü baştan başa yaraladı;
2sanki koynuna bir avuç taze gül yaprağı koydu.
Göğüsteki kırmızı aşk yaraları taze gül yaprakları gibi görünür. İlk beyitte yatağın koynundaki sevgiliye karşı şairin koynunda yalnız yara-güller vardır; redif kıskanç mahremiyet sahnesini acının estetik görüntüsüyle tamamlar.
Metnin kaynağı
165897 numaralı sabit Vikikaynak sürümü temel tanıktır; eser sahibi şablonda Bâkî gösterilir, fakat kaynak künyesi boştur. Özgün katmanda Sabahattin Küçük'ün tenkitli G.430 metnine göre iki kritik okuma açıkça düzeltildi: üçüncü beytin ikinci dizesi ‘Çün girürsin her zamân bir verd-i ra’nâ koynına’, dördüncü beytin ikinci dizesi ‘Kim sadef mecmû’asını saldı deryâ koynına’ olarak verildi. Kalan ‘efgaan’ ve ‘Ruhlerin’ biçimleri ana tanıktaki gibi korundu. Çağdaş neşir yalnız araştırma tanığıdır; metni için yeniden dağıtım hakkı ileri sürülmez.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Lâle-hadler kıldılar gülgeşt-i sahrâ semt semtBâkî · Gazel→
Yatak kıskanılacak canlı bir rakip, sevgili ay ve örtü bulut olur. Mahrem yatma sahnesi göksel bir görüntüye yükseltilirken ‘koynuna’ redifi iki bedeni ve iki tabiat unsurunu aynı sarılma hareketinde birleştirir.