Zâhidi gör ki gezer ‘aşk ile meyhâneleri
Zâhidin meyhaneye düşmesiyle açılan yedi beyit. Aşkın kimseyi ayırmadığı fikrinden başlayıp satrançtan adalete, oradan şiirin kendisine uzanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Zâhidi gör ki gezer ‘aşk ile meyhâneleri
Göreli sendeki ol nergis-i mestâneleri
1Zâhide bak, aşkla meyhaneleri geziyor;
2sendeki o sarhoş nergis gözleri gördüğünden beri.
- 2
Yüzü gül şem’ine karşı yakılıp yanmak için
Kığırıp cem’ iderem her gece pervâneleri
1Gül yüzünün mumuna karşı yanmak için
2her gece pervaneleri çağırıp topluyorum.
Klasik mum-pervane sahnesine bir ekleme yapılıyor: şair yalnız yanmıyor, başkalarını da çağırıyor. Âşık burada bir kurban değil, bir davetçi.
- 3
Ol perî şânınadır zülfü perîşânına gör
Dağıtır müşk ile anber urıcak şâneleri
1O peri, şanına yakışır biçimde saçını dağıtmış;
2tarak değince misk ile amberi savuruyor.
“Perî” ile “perîşân” arasındaki ses benzerliği beytin eksenini kuruyor: dağınıklık bir kusur değil, o güzelliğe yakışan hâl. Koku, dağılmanın kendisinden çıkıyor.
- 4
İtinin ayağına yüz süre gibi şâh
Anda kim mât ede bir lu’b ile ferzâneleri
1Şah, piyon gibi köpeğinin ayağına yüz sürsün;
2yeter ki tek hamlede vezirleri mat etsin.
Satranç istiaresi: şah, piyon, vezir. Sevgilinin köpeği önünde şahın piyona dönüşmesi, aşk karşısında rütbenin geçersizliğini anlatıyor. Oyun mecazı, hiyerarşinin geçici olduğunu söylemenin en zarif yolu.
- 5
Şâh olur mülk-i cihâna bulur ol
Her ki ma’mûr ide ’adl ile bu vîrâneleri
1Kim bu virâneleri adaletle bayındır ederse
2cihan mülküne şah olur, o gizli hazineyi bulur.
Gazelin ortasında beklenmedik bir siyasî beyit. Gizli hazineyi bulmanın yolu define aramak değil, adalet. Şeyhî'nin Harnâme'deki toplumsal duyarlılığı burada da görünüyor.
- 6
Vargıl ey -i bana efsûn okuma
Ben de çok okumuşam halka bu efsâneleri
1Yürü git ey kendini beğenmiş zâhid, bana büyü okuma;
2ben de bu masalları halka çok okudum.
İlk beyitteki zâhid geri dönüyor ama artık gülünç durumda. “Ben de çok okumuşam” itirafı, şairin de bir zamanlar aynı dili kullandığını söylüyor — eleştiri böylece kendini de içine alıyor.
- 7
Leb ü dendânını Şeyhî dil ile vasf edicek
Nice hoş nazm eder ol la’l ile dürdâneleri
1Şeyhî, dudağını ve dişini gönül diliyle anlatınca
2o yakut ile incileri ne hoş dizer.
Mahlas beyti bir söz oyunu üzerine kurulu: “nazm etmek” hem şiir yazmak hem inci dizmek demek. Dudak yakut, dişler inci; şair de kuyumcu. Gazel, kendi yapılışını anlatarak bitiyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 141029 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Çün yüzün vasfı bülbüle düşdüŞeyhî · Gazel→
Gazel bir tersine dönüşle açılıyor: meyhaneyi kınayan adam şimdi oradadır. Sebep de belli — bir bakış. Aşkın kimsenin duruşuna saygı göstermediği fikri, gazelin tamamının zeminidir.