DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Hayâlî Bey/Zevk-ı bâde neydüğin mest-i harâbîler bilür
Gazel · 16. yüzyıl

Zevk-ı bâde neydüğin mest-i harâbîler bilür

Gazel bir bilgi paylaşımı üzerine kurulu: her beyit bir şeyin bilgisini yalnız o şeyin içinde yaşayana veriyor. Kafiyedeki “-âbî” eki, sarhoşlardan su kuşlarına, kargalardan Ebû Türâb yolunun adamlarına uzanan bir zümre dizisi kuruyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Zevk-ı bâde neydüğin mest-i harâbîler bilür

    deryâ zebânın mürg-i âbîler bilür

    1Şarabın zevkinin ne olduğunu harap olmuş sarhoşlar bilir

    2Elbette denizin dilini su kuşları bilir

    Redif “bilür” gazeli bir bilgi dağıtımına çeviriyor: her beyit bir şeyi ancak onun içinde yaşayana veriyor. İkinci dize kuralı açıkça koyuyor — denizin dilini kıyıdan seyredene değil, suya dalan kuşa bırakıyor. “Lâcerem” bu hükmü tartışmaya kapatan kelime.

  2. 2

    Vuslatın cennâtmm râhatleri âlemlerin

    -i hirmanda nâr olmuş bilür

    1Kavuşmanın cennetlerindeki rahatların âlemini

    2Mahrumiyet cehenneminde ateş olmuş kargalar bilir

    Beyit ilk beytin kuralını tersine çeviriyor: cennetin rahatını cennette olan değil, mahrumiyet cehenneminde yanan biliyor. Su kuşunun karşısına ayrılığın kuşu karga konuyor. Kaynakta “cennâtmm” diye dizilen kelime bozuk; kalıp ve anlam “cennâtının” okunuşunu veriyor.

  3. 3

    Sâye perverler gözü bu perteve kılmaz nazar

    Neydüğün nûr-i tecellî âftâbîler bilür

    1Gölgede beslenenlerin gözü bu ışığa bakmaz

    2Tecelli nurunun ne olduğunu güneşe mensup olanlar bilir

    Gölgede beslenen gözün ışığa bakamaması fizyolojik bir gözlem gibi kurulmuş, ama hüküm ahlakî: tecelliyi ancak güneşe ait olan tanıyor. Kafiye eki “-âbî” bütün gazelde bir aidiyet zinciri üretiyor — harâbî, âbî, gurâbî, âftâbî — her biri bir zümrenin adı.

  4. 4

    Yoluna hâk olmanın âdâbını uşşâka sor

    Saltanat âyînini bilür

    1Yoluna toprak olmanın edebini âşıklara sor

    2Saltanat töresini Efrâsiyâb soyundan gelenler bilir

    İki protokol yan yana konuyor: yola toprak olmanın “âdâb”ı ile saltanatın “âyîn”i. Beyit saltanatı küçümsemiyor, onu başka bir uzmanlığa havale ediyor; Şehnâme'nin Turan hükümdarı Efrâsiyâb'ın adı da bu yüzden çoğullanıp bir zümreye dönüşüyor.

  5. 5

    Hâk-i râhınken Hayalî havf eder ağyârdan

    Hâricîler kibr ü kînin bilür

    1Hayâlî senin yolunun toprağı iken yabancılardan korkar

    2Hâricîlerin kibrini ve kinini Ebû Türâb yolundan gidenler bilir

    Mahlas beyti kafiye zincirini son halkasına bağlıyor: Bûtürâbî, Hz. Ali'nin “Ebû Türâb” lakabından gelir ve “toprağın babası” demektir. Şairin aynı dizede kendini “hâk-i râh”, yolun toprağı sayması bu adı hazırlıyor. Gazelin bir Bektaşî antolojisine girmesinin sebebi de bu beyit.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144534 numaralı sürüm esas alındı. İkinci beyitteki “cennâtmm” kaynağın tarama hatasıdır; vezin ve anlam “cennâtının” okunuşunu gösteriyor, dize düzeltilmeden bırakıldı ve günümüz Türkçesi bu okunuşa göre verildi. Birinci beyitte “neydüğin”, üçüncüde “neydüğün” dizilmiş; kaynağın tutarsızlığı korundu. Mahlas beyitte “Hayalî” biçimindedir.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirYolunda ser verüb şu ki serverlik eylediHayâlî Bey · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

lâcerem

elbette, şüphesiz

mürg-i âbî

su kuşu

dûzah

cehennem

hirman

mahrum kalma, umudun boşa çıkması

gurâbîler

kargalar, karga soyundan olanlar

pertev

bir yüzeyden yayılan ışık ve parlaklık; metinde yönelme ekiyle kullanılır

Efrâsyâbîler

Şehnâme'nin Turan hükümdarı Efrâsiyâb'a mensup olanlar

Bûtürâbîler

Hz. Ali'nin “Ebû Türâb” lakabına bağlı olanlar